logo

Dakikalar içinde yatırım hesabınızı açın

Gedik Yatırım Mobil

AÇ

Haftalık Bülten : 26 - 30 Ekim

Haftalık Bülten : 26 - 30 Ekim

Yayınlanma Tarihi: 26.10.2026

Jeopolitik riskler ve enerji fiyatları piyasaların odağında

Küresel piyasalarda jeopolitik riskler ve enerji arzına ilişkin endişeler gündemdeki yerini koruyor. Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Basra Körfezi çevresinde petrol taşımacılığı yapan gemilerin hedef alınması ve ABD - İran hattındaki gerilimin sürmesi, enerji piyasalarındaki arz endişelerini artırıyor.

Brent petrol geçen hafta yükselişini sürdürerek cuma günü 110 doların üzerindeki seviyeleri test etti. Avrupa'da doğal gaz fiyatlarının 2022'den bu yana ilk kez 90 euroyu aşması ve kış öncesinde depolardaki doluluk oranlarının düşük seyretmesi de enerji maliyetlerine ilişkin riskleri artırıyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin üretim ve taşımacılık maliyetleri üzerinden küresel enflasyona yansıma ihtimali, piyasaların yakından izlediği temel konular arasında yer alıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik daha ileri adımlar atılabileceğine ilişkin açıklamaları ve İran'ın savaşın ABD'ye fayda sağlamayacağı yönündeki mesajları, iki ülke arasındaki gerilimin sürdüğünü gösteriyor. ABD'deki 3 Kasım seçimlerinin ardından karşılıklı saldırıların yeniden başlaması enerji arzına yönelik endişeleri artırabilir. Buna karşılık diplomatik temasların hız kazanması ve uzlaşma yönünde ilerleme sağlanması petrol fiyatlarında geri çekilmeye alan açabilir.

Rusya-Ukrayna cephesinde ise Rusya Devlet Başkanı Putin'in kalıcı bir barış anlaşmasına hazır olduklarını açıklaması ve Trump'ın savaşın sona erdirilmesine yönelik çağrıları diplomatik çözüm ihtimalini gündemde tutuyor. Ancak mevcut tabloda enerji fiyatlarının ana belirleyicisi, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi çevresindeki gelişmeler olmaya devam ediyor.

ABD'de devam eden bilanço sezonu da küresel risk iştahı açısından önem taşıyor. Meta'nın finansal sonuçları beklentilerin üzerinde gerçekleşmesine rağmen yapay zekâ yatırımlarına yönelik harcama beklentilerinin hisse üzerinde baskı oluşturması, yatırımcıların şirketlerin büyüme potansiyelinin yanı sıra bu yatırımların kârlılığa dönüşümünü de izlediğini gösteriyor. Büyük teknoloji şirketlerinin finansal sonuçları ve yatırım bütçelerine ilişkin açıklamaları, önümüzdeki dönemde küresel hisse senedi piyasalarının seyri üzerinde etkili olacaktır.

hesap açmak çok kolay!

Hesabınızı dilediğiniz yerden dakikalar içinde açın, tüm yatırım işlemlerinizi kolayca gerçekleştirin.

Fed'in faiz oranlarını sabit tutması bekleniyor

Önümüzdeki haftanın en önemli gündem maddelerinden biri, 28 Ekim Çarşamba günü sona erecek ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı olacak. ABD'de eylül ayı tüketici enflasyonunun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi ve üretici fiyat endeksinin aylık yüzde 1,3 artarak yüzde 0,6'lık beklentiyi aşması, enflasyonist baskıların sürdüğüne işaret ediyor. Yüksek seyreden enerji fiyatları da enflasyon görünümündeki yukarı yönlü riskleri canlı tutuyor.

Buna karşın özellikle enflasyon verisi sonrasında Fed üyelerinden gelen açıklamalarda faiz artışı konusunda aceleci davranılmayacağı ve ekonomik verilerin izlenmeye devam edileceği mesajları öne çıktı. Piyasalar, ekim toplantısında politika faizinin sabit tutulmasını yaklaşık yüzde 90 olasılıkla fiyatlıyor. Aralık toplantısında ise 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali yüzde 85'in üzerinde değerlendiriliyor. Eylül toplantısında yayımlanan ekonomik projeksiyonlarda Fed üyelerinin 2026 yılsonuna kadar bir faiz artışı daha öngörmesi de bu beklentiyi destekliyor.

Fed'in ekim toplantısını pas geçerek aralık ayında faiz artışına gitmesi, mevcut koşullarda öne çıkan senaryo olarak karşımıza çıkıyor. Ancak karar metnindeki ifadeler ve Fed Başkanı Kevin Warsh'ın açıklamaları, bankanın enflasyon ve ekonomik aktiviteye ilişkin değerlendirmeleri açısından önem taşıyacak. Önümüzdeki süreçte istihdam ve enflasyon verileri de aralık toplantısına ilişkin beklentileri şekillendirecektir. Piyasalarda 2027 yılında da faiz artışlarının devam edebileceğine yönelik fiyatlamalar bulunuyor.

Bununla birlikte, bu beklentilerin enerji maliyetlerine ve ABD ekonomisinin performansına bağlı olarak değişim gösterebileceği dikkate alınmalıdır. Ekonomik aktivitede belirgin bir zayıflama görülmemesi ve enflasyon baskılarının sürmesi durumunda Fed'in sıkı para politikası duruşunu koruması, küresel tahvil faizleri ve hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı oluşturabilir.

ECB ve BoJ kararları izlenecek

Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) 29 Ekim Perşembe günü gerçekleştireceği toplantıda faiz oranlarını sabit tutması bekleniyor. Haziran ve eylül ayındaki faiz artışlarının ardından bankanın sonraki adımları, enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisine bağlı olarak şekillenecek. ECB Yönetim Konseyi üyesi Martins Kazaks'ın enflasyonun yüksek seyretmesi durumunda faizlerin daha da yükseltilebileceğine ilişkin açıklaması, ilave sıkılaştırma ihtimalinin gündemde kaldığını gösteriyor. Bu nedenle ekim toplantısında değişiklik beklenmese de enerji fiyatlarının yüksek kalması durumunda aralık ayında yeni bir faiz artışı gündeme gelebilir.

Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) 29-30 Ekim'deki toplantısında ise faizlerin sabit tutulması bekleniyor. Japonya'da çekirdek enflasyonun eylül ayında yıllık yüzde 2,1'e yükselerek yılın en yüksek seviyesine ulaşması, fiyat baskılarının sürdüğünü gösteriyor. BoJ'un eylül ayında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25'e yükseltmesinin ardından, ilerleyen dönemde kademeli faiz artışlarını sürdürmesi bekleniyor.

Ek olarak İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) 5 Kasım'daki toplantısı öncesinde enflasyon verileri yakından takip edildi. İngiltere'de de eylül ayı enflasyonunun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, faiz artışı ihtimaline ilişkin fiyatlamaları güçlendirdi.

Genel olarak büyük merkez bankalarının enflasyon risklerine karşı temkinli duruşlarını koruduğu bir dönemden geçiyoruz. Enerji fiyatlarının yüksek seyri, faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendirirken emtialar ve hisse piyasaları üzerinde baskı oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde jeopolitik gelişmelerin yanı sıra istihdam ve enflasyon verileri, para politikası kararları ve küresel risk iştahı açısından belirleyici olacak.

Fon tasfiye sürecindeki gelişmeler izleniyor

Yurt içinde yatırım fonlarının tasfiye sürecine ilişkin gelişmeler geçen hafta da yakından izlenmeye devam edildi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in açıklamalarında yatırımcı haklarının korunması ve sermaye piyasalarında güvenin yeniden tesis edilmesine yönelik mesajlar öne çıktı. Şimşek, fon rehberinin önemli bir adım olduğunu ve şeffaflığın arttığını ifade etti. Bu adımın önemli ama tek başında yeterli olmadığını belirtirken, daha ileri düzenlemeleri çalıştıklarını söyledi.

Tasfiyeye karar verilen fonlara ilişkin kanun teklifi, 14 Ekim'de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilmesinin ardından 22 Ekim'de TBMM Genel Kurulu'ndan geçti. Böylece tasfiye işlemlerinin yürütülmesi ve yatırımcı alacaklarının karşılanmasına yönelik hukuki çerçevenin oluşturulmasında önemli bir aşama kaydedildi. Düzenleme kapsamında fon varlıklarından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılması, sorumlulardan tahsilat yapılması ve elde edilen tutarların fon pay sahiplerine ödenmesine ilişkin usul ve esaslar belirleniyor.

Sürecin adil ve şeffaf biçimde yürütülmesi hedeflenirken, yatırımcıların alacaklarının ne ölçüde karşılanabileceği geri kazanılacak varlıkların büyüklüğüne bağlı olmaya devam ediyor. Atılan adımları, sürecin daha öngörülebilir bir zemine taşınması ve piyasalarda güvenin yeniden tesis edilmesi bakımından olumlu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde ara ödemelerin takvimi, geri kazanılabilecek varlıkların miktarı ve düzenlemenin uygulamadaki etkinliği yakından takip edilecektir. Fon Koordinasyon Kurulu'nun yedinci toplantısının ardından tasfiye sürecinin başından bu yana 84 fonun tasfiyesinin tamamlandığı, 55 bin 755 hesaba toplam 49,7 milyar TL ödeme yapıldığı ve tasfiye sürecinde kalan fon sayısının 47 olduğu açıklandı.

TCMB indirim döngüsüne başladı, ancak ihtiyatlı duruşunu koruyor

Yurt içinde geçen haftanın önemli gündem maddelerinden biri de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 22 Ekim tarihli Para Politikası Kurulu toplantısı oldu. TCMB, beklentimizle ve piyasadaki ağırlıklı görüşle uyumlu olarak politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37'den yüzde 36'ya çekti. Böylece ocak ayından bu yana ilk faiz indirimi gerçekleştirildi.

Karar metninde "adımların büyüklüğü ve zamanlaması" vurgusunun öne çıkmasını, TCMB'nin bir faiz indirim döngüsüne girdiğine yönelik sinyal olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, adımların enflasyon görünümüne bağlı ve ihtiyatlı biçimde belirleneceğinin belirtilmesi, bankanın temkinli duruşunu koruduğunu gösteriyor. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma yaşanması durumunda para politikasının sıkılaştırılabileceğine ilişkin ifadenin korunması da bu yaklaşımı destekliyor.

TCMB, iç talepteki zayıf seyre ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasına dikkat çekerken yüksek enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki yukarı yönlü risk oluşturduğunu vurguladı. Faiz indirimlerinin devamı büyük ölçüde enerji fiyatlarının seyrine ve enflasyondaki düşüşün kalıcılığına bağlı olacak. Petrol fiyatlarının 2027'nin ilk yarısında 80-90 dolar aralığında dengelendiği baz senaryomuzda politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 civarında tamamlaması ve 2027'nin ilk yarısında indirimlerin devam etmesi mümkün görünüyor.

Buna karşılık petrolün 100 doların üzerinde kalıcılaşması, enflasyon baskısını artırarak faiz indirimleri için mevcut alanı önemli ölçüde daraltabilir. Önümüzdeki dönemde indirimlerin hızı konusunda enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları, iç talep ve özellikle enerji maliyetleri belirleyici olmaya devam edecektir.

BIST100'de zayıf görünüm etkisini sürdürüyor

İşlem hacminin zayıf seyrettiği ve alım iştahının düşük kaldığı piyasada, geçen haftada satıcılı seyrin etkisini sürdürdüğü görüldü. BIST100 Endeksi geçen haftayı %5,16 oranında bir düşüşle 11.117 puandan tamamladı. Yeni haftayla birlikte yurt içinde başlayan üçüncü çeyrek finansal sonuç dönemiyle birlikte önümüzdeki süreçte şirketlerin kârlılıkları ve gelecek dönem beklentileri üzerinden hisse bazlı hareketlerin artış kaydedebileceğini değerlendiriyoruz.

Yeni haftada 28 Ekim Cumhuriyet Bayramı Arifesi nedeniyle yurt içi piyasalar yarım gün işlem görecek olup, 29 Ekim'de Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yurt içi piyasalar kapalı olacaktır. Kısalan haftada finansal sonuçlar, fon kaynaklı gelişmeler ve jeopolitik risk ile enerji fiyatlarının seyri yakından takip edilecektir.

Zayıflayan teknik görünüm ve düşük seyreden hacim koşulları altında Borsa İstanbul'da kısa vadede çift yönlü volatilitenin yüksek kalmaya ve dalgalı seyrin etkisini sürdürmeye devam edebileceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte belirsizliklerin azalması ve hacmin/alım iştahının toparlanmasıyla mevcut seviyelerin orta/uzun vade için BIST30 ağırlıklı ana sektör/hisselerde oldukça cazip seviyelere işaret ettiği kanısındayız. Bununla birlikte risklerin aktif yönetilmesi ve varlık çeşitlendirilmesinin önem taşıdığı göz ardı edilmemelidir.

BIST100 Endeksi'nde geri çekilmelerde 11.000 seviyesi ilk destek noktası olup, bu seviye altında 10.850 – 10.700 aralığı destek bölgesi olarak izlenecektir. Bu seviyeler altında 10.600 – 10.500 – 10.375 ve 10.230 seviyeleri destek olarak takip edilebilir.

Endekste tepki alımlarının gözlenmesi halinde ise 11.245 – 11.350 bölgesi ile devamında 5 ve 8 günlük üssel ortalamalar (11.414 / 11.573) kısa vadeli direnç olarak izlenecektir. Kısa vadeli ortalamalar üzerine yerleşmelerde 500 günlük üssel ortalama (11.790) ve 12.000 seviyesi direnç olarak önem kazanacaktır. Endekste 500 günlük ortalama ile 12.000 üzerinde hacim destekli kapanışlar sağlanabilirse toparlanma çabası etkisini sürdürebilir.

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Güncel Analizler

Güncel Analizler

Youtube'da Gedik Yatırım

@GedikYatirim

Yeni Haftanın Hisseleri & Beklentileri | 29 Haziran 2026

İstediğiniz Analiz ve Raporlar E-Posta Kutunuza Gelsin!

Piyasadan haberdar olmak için analiz ve raporlarımıza ücretsiz abone olun.

Sadece ilgilendiğiniz yatırım ürününe dair analiz ve raporları almayı tercih edin. Hem mail kalabalığından kurtulun hem de karbon ayak izinizi azaltarak çevreyi koruyun.

İlginizi Çekebilecek Yazılar