Küresel piyasalarda geçtiğimiz hafta, risk iştahındaki zayıflamanın emtia piyasalarında hızlanan fiyat hareketleriyle birlikte daha net görünür hale geldiği bir görünüm izlendi. ABD Başkanı Trump’ın yeni Fed başkan adayını açıklamasının ardından dolar endeksinde yaşanan güçlenme, değerli metaller başta olmak üzere emtia fiyatlarında satış baskısını artırdı. Son bir yılda jeopolitik riskler ve güvenli liman talebiyle güçlü yükselişler kaydeden ons altın ve gümüşte, bu yükselişlerin ardından gelen düzeltme hareketlerinin sert gerçekleşmesi dikkat çekti. Yeni Fed başkan adayı olarak Kevin Warsh’un açıklanması sonrasında dolardaki toparlanma emtialardaki düşüşün tetikleyici olsa da, geçen seneden bu yanaki sert yükselişler, FX pozisyonlanmalarında long yönlü biriken pozisyonlardaki çözülme, kaldıraçlı işlemlerde gelen teminat açıkları gibi etkenler altın, gümüş gibi emtialardaki kayıpların derinleşmesine neden oldu. Değerli metallerde hızlanan düşüşlerle birlikte artan teminat ve likidite ihtiyacı, yatırımcıların pozisyon azaltma eğilimini güçlendirirken; bu durum küresel varlık sınıflarına da satış baskısı olarak yansıdı. Doların güçlenmesiyle birlikte riskli varlıklara yönelik iştahın zayıfladığı, hisse senedi ve tahvil piyasalarında dalgalanmanın arttığı bir hafta geride kaldı. Hafta içerisinde altın ve özellikle gümüş fiyatlarında artış kaydeden volatilitenin bir süre daha etkisini sürdürebileceği dikkate alınmalı ve artış kaydeden bu oynaklıkta bir normalleşme görülmeden özellikle kaldıraçlı işlemlere karşı temkinli yaklaşılmalıdır.
Haftanın ilerleyen bölümünde küresel hisse senedi piyasalarında teknoloji hisseleri öncülüğünde satışların hız kazanması, riskten kaçış eğilimini daha da belirginleştirdi. Yazılım ve teknoloji hisselerinde yapay zekâ teması etrafında oluşan yüksek beklentilerin sorgulanmaya başlanması, gelişmiş yapay zekâ araçlarının yaratacağı iş riskleri ve değerleme tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi, sektörel bazda sert fiyat hareketlerine yol açtı. Bu satışların yalnızca teknoloji hisseleriyle sınırlı kalmadığı; hisse piyasalarında belirgin bir rotasyon hareketinin de devreye girdiği görüldü. ABD borsalarında yüksek değerlemelere sahip büyüme hisselerinden, daha defansif ve nakit akışı güçlü sektörlere yönelim dikkat çekti. Jeopolitik cephede ise ABD–İran hattındaki gelişmeler gündemdeki yerini ve önemini korumaya devam etti. Umman’da gerçekleşen temaslar yakından izlenirken, ABD’nin güvenlik gerekçesiyle vatandaşlarına İran’ı terk etme çağrısında bulunması tansiyonu artıran bir unsur olarak öne çıktı. Diplomatik kanallar açık tutulmaya çalışılsa da, bölgedeki askeri ve siyasi belirsizliklerin tamamen ortadan kalktığını söylemek güç. Her iki ülke müzakerelere devam mesajı verdi. Bundan sonraki süreçte açıklamalar belirleyici olacak. Bu çerçevede, Orta Doğu kaynaklı gelişmelerin ve ABD–İran hattındaki haber akışının önümüzdeki dönemde küresel risk iştahı ve enerji fiyatları üzerinden piyasalar üzerinde etkili olmaya devam edeceğini değerlendiriyoruz. Fed üyelerinden gelen açıklamalarda da para politikasının bir süre daha hafif kısıtlayıcı bölgede kalabileceğine yönelik vurgular öne çıktı. Piyasalardaki beklentiler 2026 yılı için iki indirim öngörmeye devam etse de ilk faiz indirim beklentisinin haziran ayında yoğunlaştığı takip ediliyor. Önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri, Fed’in politika patikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesinde ana belirleyici olacaktır.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) beklentilerle uyumlu olarak politika faizlerinde değişikliğe gitmezken, karar metni ve toplantı sonrası açıklamalar temkinli duruşun korunduğuna işaret etti. ECB, gecelik mevduat faiz oranı yüzde 2 seviyesinde bırakılırken; ana refinansman operasyonları ve marjinal borç verme faizleri sırasıyla yüzde 2,15 ve yüzde 2,40 seviyelerinde korundu. ECB’den gelecekteki adımlara dair net bir yönlendirme gelmezken, faizlerin bir süre daha bu seviyede kalabileceği sinyali verildi. Piyasalar, ECB’nin mevcut para politikası ayarlarını iyi bir nokta olarak tanımlaması nedeniyle önümüzdeki süreçte faiz oranlarında büyük bir değişiklik öngörmüyor. ECB Başkanı Christine Lagarde, güçlü euronun enflasyonu hedef seviyesinin daha da altına itebileceğini söyledi. Lagarde enflasyonun kademeli biçimde hedefe gerilediğini, orta vadede hedefte kalacağını belirtti. Lagarde, faiz indirim sürecine ilişkin net bir takvim vermekten kaçınırken, kararların veriye bağlı ve toplantı bazında alınmaya devam edeceğinin altını çizdi.
İngiltere Merkez Bankası (BoE) da faiz oranlarında beklentilerle uyumlu bir şekilde değişime gitmedi ve politika faizini %3,75 oranında tuttu. İngiltere Merkez Bankası kararın yanı sıra en son ekonomik tahminlerini de yayınladı. Bu yılki büyüme tahmini yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a, 2027 yılı için ise yüzde 1,6'dan yüzde 1,5'e düşürüldü. BoE’nin tahminleri, enflasyonun nisan ayında yüzde 2 hedefine geri döneceğini ve ardından 2027 yılının büyük bir bölümünde bu seviyenin altına düşeceğini gösterdi. İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, ülkede enflasyonun hedeflenen yüzde 2 seviyesine beklenenden yaklaşık bir yıl önce ulaşmasını öngördüklerini belirterek, politika faizinde bu yıl daha fazla indirime gidileceği beklentisini korudu. BoE son olarak 2025 Aralık ayında politika faiz oranını çeyrek puan düşürmüş ve 2026 yılında daha fazla indirim yapılmasının muhtemel olduğunu belirtmişti.
Yurt içinde ocak ayı enflasyon verileri piyasaların ana gündem maddesi oldu. TÜFE enflasyonu ocak ayında aylık bazda %4,84 ile %4,20 olan piyasa beklentisi ve %4,35’lik bizim beklentimizin üzerinde gerçekleşirken, yıllık TÜFE enflasyonu %30,9’dan %30,7’ye sınırlı bir gerileme kaydetti. Çekirdek TÜFE (C grubu) aylık %4,55 seviyesinde gerçekleşirken, yıllık bazda %31,1’den %29,8’e gerileyerek ana eğilim tarafında görece olumlu bir tablo sundu. Yurtiçi ÜFE enflasyonu ise aylık %2,67 seviyesinde gerçekleşirken, yıllık bazda %27,2’ye gerileyerek Nisan 2025’ten bu yana ilk kez düşüş kaydetti. Ocak ayı verisiyle birlikte TÜİK’in TÜFE’de baz yılı ve metodoloji güncellemesine gitmesi, manşet enflasyondaki sapmanın önemli bir bölümünün teknik nedenlerden kaynaklandığını düşündürüyor. Alt kalemler genel olarak beklentilere yakın gerçekleşirken, özellikle gıda enflasyonunun %6,6 ile sınırlı yukarı yönlü sapma gösterdiği görülüyor. Hizmet enflasyonu %7,4 ile beklentilere paralel seyrederken, yeni enflasyon sepetinde lokantaotel ve ulaştırma gibi fiyat katılığı yüksek hizmet gruplarının ağırlığının artması, manşet enflasyonu yukarı çeken ana unsurlar arasında yer aldı.
Bu görünüm altında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nin faiz indirim sürecinde temkinli duruşunu korumasını bekliyoruz. Ocak ayında 100 baz puanla sınırlı kalan faiz indiriminin ardından, şubat ayı enflasyon verisi para politikası patikasının şekillenmesi açısından kritik olacaktır. Ağırlık değişimlerinin manşet enflasyona net etkisini değerlendirmek daha detaylı bir analiz gerektirse de, mevcut tablo faiz indirim sürecinde temkinli duruşun korunmasını gerektiriyor. Bu açıdan, TCMB 12 Mart tarihindeki PPK toplantısında da 100 baz puanlık bir indirimle devam ettirme eğiliminde olabilir. Ayrıca 12 Şubat’ta yayımlanacak yılın ilk TCMB Enflasyon Raporu, Merkez Bankası’nın orta vadeli enflasyon görünümü, tahmin patikası ve para politikası iletişimi açısından piyasalar tarafından yakından izlenecek. Enflasyon Raporu’nda verilecek mesajlar, faiz indirim sürecinin hızı ve büyüklüğüne ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesinde belirleyici olacaktır. TCMB’nin 22 Ocak’taki PPK toplantısında 150 baz puanlık beklenti yerine 100 baz puanlık bir indirimle yetinmesinin arkasındaki ana motivasyonun yüksek ocak enflasyonu beklentisinden ziyade 2026 sonu için %19’luk üst bant hedefinin altında kalmak konusundaki kararlılığını göstermek olduğunu düşünüyoruz. Bunu da 12 Şubat’ta açıklanacak yeni Enflasyon Raporu’nda %16’lık (%13-19 bandı) ara hedefinin değişmeyeceğinin bir sinyali olarak algılıyoruz.
Küresel piyasalarla uyumlu olarak haftaya düşüşle başlayan BIST100 Endeksi’nde hafta içerisinde 14.000 bölgesi test edilse de haftanın ikinci yarısında kâr satışları gözlendi. BIST100 Endeksi haftayı %2,29 oranında bir düşüşle 13.522 puandan tamamladı. Yeni yılda güçlü yükselişlerin ve zirve yenilemelerinin öne çıktığı BIST100 Endeksi ocak başından itibaren güçlü bir destek olarak çalışan 5 ve 7 günlük üssel ortalamaları (13.633 / 13.600) altında bir kapanış kaydetti. Kısa vadeli ortalamalar altında kalındığı sürece kâr satışlarının etkisini sürdürebileceği endekste, 13.390 – 13.350 ve 13.260 seviyeleri kısa vadeli ilk destek noktaları olarak izlenecektir. Bu seviyeler altında 13.150 – 13.000 bölgesi gündeme gelebilir. 2025 Kasım’dan itibaren yaşanan yükselişlere çekilen fibonacci düzeltme seviyelerinin %23,6’lık kısmına denk gelen 13.143 seviyesi ile devamında 13.000 seviyesi kırılacak ve altında kapanışlar yaşanacak olursa satış baskısı artış kaydedebilir. Bu durumda 12.900 – 12.600 bölgesine doğru kademeli geri çekilmeler kaydedilebilir. Endekste tekrar alımların gözlenmesi halinde ise 5 ve 7 günlük üssel ortalamalar (13.633 / 13.600) artık ilk güçlü direnç noktaları olup, yeniden kısa vadeli ortalamalar üzerinde kalıcılık sağlanabilirse toparlanma eğilimi etkisini sürdürebilir. Bu durumda 13.750 – 13.800 aralığı ile bu bölge üzerinde 13.900 ve yeni zirve seviyesinin bulunduğu 13.998 direnç konumunda bulunmaktadır. Psikolojik bir seviye olan 14.000 üzerinde hacim destekli kapanışlar alınabilirse yükseliş ivmesi gücünü koruyabilir. Bu durumda 14.165 – 14.300 ve 14.500 seviyeleri direnç olarak takip edilebilir.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.