Haftalık Bülten : 9 - 16 Mart

Haftalık Bülten : 9 - 16 Mart

Yayınlanma Tarihi: 09.03.2026

Jeopolitik riskler küresel piyasaların merkezinde

Küresel piyasalarda son haftalarda fiyatlamaların merkezine jeopolitik gelişmeler yerleşmiş durumda. İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonun ardından gelen misilleme saldırıları, Orta Doğu’da uzun süredir diplomasi ve karşılıklı açıklamalar üzerinden ilerleyen gerilimin fiili çatışma boyutuna taşındığını gösterdi. İran’dan gelen karşı hamleler, üst düzey isimlerin hayatını kaybetmesi ve tarafların sert açıklamaları bölgesel tansiyonu belirgin şekilde artırırken, küresel piyasalarda risk priminin yükselmesine neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump operasyonların hedeflere ulaşılana kadar devam edebileceğini ifade ederken, İran cephesinden gelen açıklamalar da misilleme adımlarının süreceğine işaret ediyor. Bu açıklamalar ve gelişmeler ışığında çatışmanın kapsamı ve süresi konusu belirsizliğini korumaya devam ediyor. Bununla birlikte Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler ve petrol tankerlerine yönelik saldırılar, askeri gerilimin enerji arzı açısından kritik bir noktaya ulaştığını ortaya koyuyor. Jeopolitik risklerin ekonomik yansımaları ise en hızlı şekilde enerji piyasalarında hissedildi. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin aksaması, tankerlerin rotalarını değiştirmesi ve bazı petrol tankerlerinin hedef alınması, enerji arz güvenliği endişelerini artırdı. Bölgedeki gelişmelerin ardından petrol fiyatlarında sert yükselişler görülürken, bölgedeki enerji alt yapılarına yönelik saldırılar ve çatışma durumunun ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor. Brent petrol fiyatının bu sabah saat 08:30 itibariyle 107$ civarlarından işlem görmesi küresele enflasyon artışı konusunda endişeleri artırıyor.

 

Petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanabilecek kalıcı bir yükselişin, küresel çapta enflasyon baskılarını yeniden artırabileceğine yönelik değerlendirmeler öne çıkıyor. Bu durum, son dönemde piyasalarda giderek güçlenen faiz indirimi beklentilerinin yeniden sorgulanmasına neden olurken, merkez bankalarının para politikası patikaları açısından da yeni bir belirsizlik oluşturuyor. Jeopolitik gelişmelerin tetiklediği enerji fiyatları şokunun yalnızca emtia piyasalarını değil, aynı zamanda küresel büyüme ve enflasyon dengelerini de etkileyebilecek bir potansiyel taşıdığını söyleyebiliriz. Enerji fiyatlarındaki yükselişin Türkiye açısından da önem taşıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla çeşitli tedbirler üzerinde çalıştıklarını belirtirken, akaryakıt fiyatlarında yeniden “eşel mobil” sistemi devreye alındı. Cumhurbaşkanı Kararı ile benzin, motorin ve LPG'de ÖTV tutarlarının uluslararası petrol fiyatları ve döviz kurlarındaki değişimlere göre düzenleme yapıldı. Bu kapsamında rafineri çıkış fiyatlarındaki artışlarda ÖTV tutarı artışın yüzde 75'ine kadar düşürülebilecek.

 

Toparlayacak olursak, ABD – İsrail ve İran arasındaki saldırılar, bölgede artış kaydeden tansiyon ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol ve enerji fiyatları üzerindeki olumsuz etkileri küresel piyasalarda riskleri önemli ölçüde artırırken, riskli varlıklarda satışların öne çıktığı, doların küresel çapta değer kazandığı ve altın, gümüş gibi emtialarda güvenli liman talebiyle kaydedilen alımlara karşın dolar ve tahvil faizlerindeki yükselişin oluşturduğu baskının volatiliteyi artırdığı bir fiyatlama takip edildi. Enerji arz güvenliğine ilişkin endişeler, misilleme saldırıları ve çatışmanın bölgesel ölçekte yayılma riski, önümüzdeki süreçte volatilitenin yüksek seyretmesine neden olabilir. Bu ortamda yatırımcıların kısa vadeli haber akışına duyarlı fiyat hareketlerine karşı temkinli bir yaklaşım benimsemeleri, portföy dağılımında çeşitlendirmeyi korumaları ve risk yönetimini önceliklendirmeleri önem taşıyor. Jeopolitik gelişmelerin seyrine bağlı olarak küresel risk algısının ve varlık fiyatlamalarının yönü şekillenmeye devam edecektir.

hesap açmak çok kolay!

Hesabınızı dilediğiniz yerden dakikalar içinde açın, tüm yatırım işlemlerinizi kolayca gerçekleştirin.

Enerji fiyatları merkez bankalarının patikasını etkiliyor

Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyon görünümüne yönelik riskleri artırması, merkez bankalarının para politikası beklentilerini de etkiliyor. Son dönemde özellikle Fed’in yıl içerisinde faiz indirimlerine başlayabileceğine yönelik beklentiler piyasalarda güçlü şekilde fiyatlanırken, jeopolitik gelişmelerin ardından bu beklentilerin daha temkinli bir zemine kaydığı görülüyor. ABD’de açıklanan son makroekonomik veriler ekonomide ılımlı bir büyüme görünümüne işaret ederken, Fed’in yayımladığı Bej Kitap raporunda ekonomik faaliyetlerin sınırlı da olsa artış eğilimini koruduğu ifade edildi. İşgücü piyasasına ilişkin veriler de genel olarak dirençli bir tabloya işaret ederken, enflasyon görünümünde enerji fiyatları kaynaklı yukarı yönlü risklerin artması Fed’in para politikası kararları açısından daha temkinli bir yaklaşımı beraberinde getirdi. Ancak Cuma günü açıklanan şubat ayı tarım dışı istihdam verisinin 58 bin artış beklentisine karşın 92 bin kişi azalış kaydetmesi istihdam görünüme ve Fed’e yönelik beklentilere dair karışık bir tablo ortaya koydu. Halihazırda piyasalar Fed’den temmuz ayından itibaren yıl sonuna kadar iki faiz indirimi fiyatlıyor. Ancak istihdam verilerindeki karışık tablo ve jeopolitik risklerin tetiklediği enerji fiyatlarındaki yükseliş eğilimi merkez bankaları için zor bir durum ortaya koyuyor. Avrupa cephesinde de enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon görünümü üzerindeki etkileri yakından takip ediliyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) son dönemde para politikasında temkinli bir yaklaşım sergilerken, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik risklerin yarattığı belirsizlikler ECB’nin faiz indirimleri konusunda daha ihtiyatlı bir patika izlemesine neden olabilir. Hatta piyasalarda düşük bir olasılık olarak görülse de enerji kaynaklı enflasyon baskılarının kalıcı hale gelmesi halinde ECB’nin yıl içerisinde yeniden faiz artırabileceğine yönelik tartışmaların gündeme geldiği görülüyor. Bu değerlendirmeler henüz temel senaryo olarak görülmese de enerji piyasalarındaki gelişmelerin merkez bankalarının politika patikaları üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Şubat enflasyonu beklentilere paralel gerçekleşti

Yurt içinde haftanın en önemli makro gündem maddesi açıklanan şubat ayı enflasyon verisi oldu. TÜFE şubat ayında aylık bazda %2,96 artarken yıllık enflasyon %30,7’den %31,5 seviyesine yükseldi. Veri detayları incelendiğinde gıda fiyatlarının aylık enflasyon üzerinde belirleyici olduğu görülürken, çekirdek enflasyon göstergelerinin beklentilerin altında kalması ana eğilim açısından görece olumlu bir tablo ortaya koydu. Çekirdek enflasyonun aylık bazda %1,53 seviyesinde gerçekleşmesiyle yıllık çekirdek enflasyon %29,5’e gerilerken, gıda fiyatlarında görülen güçlü artış manşet enflasyonu yukarı taşıyan temel unsur oldu. Yılın ilk iki ayında kümülatif TÜFE artışının %7,9 seviyesine ulaşması, enflasyon patikasının seyri açısından önümüzdeki aylardaki verilerin önemini artırıyor. Özellikle sebze ve meyve fiyatlarında yılın ilk bölümünde görülen güçlü artışların ardından mart ve nisan aylarında bir düzeltme yaşanabileceğine yönelik beklentiler bulunuyor. Bu gelişmeler gıda enflasyonunun önümüzdeki dönemde daha ılımlı bir seyir izleyebileceğine işaret edebilir. Bununla birlikte enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturuyor. Petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi halinde enerji maliyetleri üzerinden enflasyona ek katkı gelebileceği belirtilirken, petrol fiyatlarında %10’luk bir artışın orta vadede enflasyonu yaklaşık 1–1,5 puan yukarı çekebileceği hesaplanıyor. Buna karşın devreye alınan eşel mobil sistemi bu etkiyi sınırlandırabilecektir. Bu çerçevede hem küresel enerji fiyatlarının seyri hem de gıda fiyatlarının eğilimi önümüzdeki dönemde enflasyon görünümü açısından belirleyici olacaktır. İlk 2 aydaki yüksek TÜFE enflasyonuna karşın, TCMB’nin 12 Mart’taki toplantısında 50-100 baz puan da olsa faiz indirme sürecini koruma eğiliminde olacağını düşünüyorduk. Ancak, son jeopolitik gelişmeler sonrası TCMB haftalık repo ihalelerine ara vermişken, 12 Mart toplantısında faiz indirimine gidilmeyeceğini değerlendiriyoruz. Piyasadaki genel beklentiler de son gelişmeler ışığında faizlerin sabit tutulacağı yönünde şekilleniyor.

BIST100’de satış baskısı artış kaydetti

ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan operasyon ve İran’dan gelen misilleme saldırıları, jeopolitik endişeleri artırarak küresel risk iştahı ve riskli varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor. Jeopolitik riskler nedeniyle geçen hafta Borsa İstanbul’da da satış ağırlıklı bir fiyatlama öne çıktı. BIST100 Endeksi geçen haftayı %6,74 oranında bir kayıpla 12.793 puandan tamamladı. Jeopolitik gelişmeler endeksin seyri üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğinden, bölgedeki gelişmeler ve açıklamalar yakından izlenecektir. Haber akışlarına ve gelişmelere bağlı olarak çift yönlü yüksek seyredebilecek volatiliteye karşı dikkatli olunmalıdır. BIST100 Endeksi’nde 2025 Kasım ortasından itibaren kaydedilen yükselişlere çekilen fibonacci düzeltme seviyelerinin %38,2’lik kısmına denk gelen 12.945 seviyesi altında bir kapanış kaydedilmesi, zayıf bir görünüm ortaya koyuyor. 12.945 – 13.000 bölgesi ile 50 günlük üssel ortalama (13.068) altında kalındığı sürece satıcılı seyrin devam edebileceği endekste, 12.700 – 12.650 aralığı ile fibo trend dönüş çizgisinin geçtiği 12.453 ve 100 günlük üssel ortalamaya (12.370) doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir. Trend dönüş çizgisi (12.453) ile 100 günlük ortalama kırılacak olursa hız kazanan satışlarla 12.000 bölgesi test edilebilir. Endekste tepki alımlarında 12.900 – 12.945 aralığı ile devamında 13.000 bölgesi kısa vadeli dirençler olarak izlenecektir. Psikolojik öneme sahip 13.000 ile 50 günlük üssel ortalama (13.068) üzerinde kalıcılık sağlanabilirse 13.200 – 13.300 ve fibo %23,6’lık kısma denk gelen 13.550 seviyesi direnç konumunda bulunmaktadır. Endekste yeniden yükselişlerin güç kazanabilmesi için jeopolitik risklerde azalışa ve bölgede tansiyonun düşmesine ihtiyaç olduğunu değerlendiriyoruz.

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Youtube'da Gedik Yatırım

@GedikYatirim

Yeni Haftanın Hisseleri & Beklentileri | 23 Şubat 2026

Güncel Analizler

Güncel Analizler

İstediğiniz Analiz ve Raporlar E-Posta Kutunuza Gelsin!

Piyasadan haberdar olmak için analiz ve raporlarımıza ücretsiz abone olun.

Sadece ilgilendiğiniz yatırım ürününe dair analiz ve raporları almayı tercih edin. Hem mail kalabalığından kurtulun hem de karbon ayak izinizi azaltarak çevreyi koruyun.

İlginizi Çekebilecek Yazılar