Küresel piyasalarda son aylarda fiyatlamaların en önemli belirleyicilerinden biri olan jeopolitik gelişmeler gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Özellikle ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temaslar ve buna ilişkin haber akışı hafta boyunca piyasaların yakın takibinde yer aldı. Önceki hafta sonu taraflar arasında belirli anlaşma metinleri üzerinde çalışıldığı ve müzakerelerde ilerleme sağlandığına yönelik haberler risk iştahını desteklerken, hafta başında piyasalarda anlaşmaya ilişkin iyimser beklentilerin güç kazandığı görüldü. Ancak ilerleyen günlerde somut bir anlaşma açıklamasının gelmemesi ve taraflardan gelen çelişkili açıklamalar iyimserliğin yeniden dağılmasına neden oldu. Özellikle İran basınında ABD ile yürütülen mesaj alışverişinin durdurulduğuna yönelik haber dikkat çekerken, hafta içerisinde taraflar arasındaki gerilimin yeniden yükseldiği görüldü. ABD'nin İran bağlantılı bazı hedeflere yönelik operasyonlarının ardından İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada Kuveyt'teki ABD üsslerine yönelik misilleme gerçekleştirildiği ifade edildi. Karşılıklı açıklamalar ve saldırılar, diplomatik sürecin halen oldukça kırılgan bir zeminde ilerlediğini ortaya koydu. Bunun yanında İsrail ile Lübnan arasındaki gelişmeler de yakından takip edildi. Hafta içerisinde taraflar arasında ateşkese yönelik olumlu haber akışı öne çıkarken, sonrasında gelen açıklamalar ateşkesin kalıcılığı konusunda soru işaretleri yarattı. Bölgedeki mevcut risklerin tamamen ortadan kalkmadığı ve yeni gerilimlerin ortaya çıkabileceği yönündeki endişeler piyasalarda temkinli görünümün korunmasına neden oldu. Hafta sonu İsrail'in Lübnan'ın başkenti Beyrut'a yönelik saldırısının ardından İran'dan İsrail'e yönelik füze saldırıları gerçekleştirildi. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın İsrail'e yönelik balistik füze saldırısının ardından, İran'ı anlaşma yapma çağrısında bulundu. İsrail ordusu, İran'ın çeşitli bölgelerine saldırılar düzenlediğini duyururken, yeni haftaya başlarken İran - İsrail arasındaki saldırılarla jeopolitik risklerin yeniden artış kaydettiği ve risk iştahının zayıflamaya devam ettiği bir atmosfer etkili oluyor.
Son dönemde yaşanan gelişmeler, piyasalarda artık yalnızca açıklamaların değil somut adımların fiyatlanmaya başladığını gösteriyor. ABD Başkanı Donald Trump tarafından müzakerelere ilişkin görece daha ılımlı açıklamalar yapılırken, İran tarafının daha sert ve temkinli bir duruş sergilediği görülüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde piyasalarda ana gündem maddesi, ABD - İran arasındaki kalıcı bir anlaşmanın sağlanıp sağlanamayacağı ve aynı zamanda İran - İsrail arasındaki karşılıklı saldırıların devam edip etmeyeceği olacaktır. Nitekim yüksek seyreden petrol fiyatları ve enerji maliyetleri küresel enflasyon görünümüne ilişkin riskleri artırırken, merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentiler üzerinde de belirleyici olmaya devam ediyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB), 11 Haziran Perşembe günü gerçekleştireceği para politikası toplantısıyla küresel piyasaların odağında yer alacak. Mart ayındaki pas geçiş kararının ardından Euro Bölgesi'nde manşet enflasyonun %3,2 seviyesine yükselmesi ve çekirdek enflasyonun %2,5 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, ECB üzerindeki baskıyı artırmış durumda. Özellikle Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş, Avrupa ekonomisinde enflasyon görünümüne ilişkin riskleri canlı tutuyor.
Bu çerçevede piyasalar, mevcut durumda %2,00 seviyesinde bulunan mevduat faizinin 25 baz puan artırılarak %2,25'e yükseltilmesini yüksek olasılık olarak değerlendiriyor. ECB içerisinde veri odaklı yaklaşım korunurken, enerji fiyatlarının ücretler ve hizmet enflasyonu üzerindeki etkisine ilişkin endişeler şahin üyelerin elini güçlendiriyor. Buna karşın ekonomik büyümedeki yavaşlama sinyalleri ve Euro Bölgesi büyüme tahminlerindeki aşağı yönlü revizyonlar, daha agresif sıkılaşma adımlarına yönelik çekinceleri artırıyor. Perşembe günü toplantıda faiz kararı ve ECB Başkanı Christine Lagarde'ın toplantı sonrasında vereceği mesajlar yakından izlenecek. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmeye devam ettiği mevcut ortamda, ECB'nin enflasyonla mücadele ile büyüme görünümü arasında nasıl bir denge kuracağı da yakından izlenecektir.
Yurt içi piyasalarda haftanın en önemli gündem maddesini mayıs ayı enflasyon verileri oluşturdu. Cuma günü açıklanan veriye göre mayıs ayında TÜFE aylık bazda %1,71 oranında artış gösterirlerken, yıllık enflasyon %32,4 seviyesinden %32,6 seviyesine yükseldi. Böylece yıllık enflasyonda son iki ayda sınırlı da olsa yukarı yönlü bir hareket izlendi. Çekirdek enflasyon göstergelerinde de yükseliş görülürken, yıllık çekirdek enflasyon %30,4 seviyesine ulaştı. Veri detayları incelendiğinde, aylık enflasyondaki yukarı yönlü sapmanın büyük ölçüde giyim ve ayakkabı grubundan kaynaklandığı görülüyor. Giyim ve ayakkabı grubunda aylık fiyat artışı %11,3 seviyesine ulaşırken, bu kalem manşet enflasyon üzerinde belirgin bir etki yarattı. Buna karşın hizmet enflasyonu yüksek seviyelerini korumakla birlikte ulaştırma, konaklama ve paket tur kalemleri dışında görece daha ılımlı bir görünüm sergiledi. Gıda ve enerji fiyatlarında görülen gerileme ise manşet enflasyonun daha yüksek seviyelere çıkmasını engelleyen temel unsurlar arasında yer aldı. Bu kapsamda, sene sonu TÜFE enflasyonu tahminimizi sınırlı bir revizyonla %29,0'dan %29,5'e yükseltiyoruz.
Yurt içi piyasalarda gözler 11 Haziran'da gerçekleştirilecek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası toplantısına çevrilmiş durumda. Piyasalarda faiz oranlarında bir değişiklik beklenmezken, TCMB'nin mevcut sıkı para politikası duruşunu korumaya devam edeceğini değerlendiriyoruz. Bununla beraber, TCMB bu toplantıda para politikasını normalleştirmek adına haftalık repo faizini %40'a yükselterek fonlamayı yeniden bu kanala kaydırmayı da değerlendirebilir. Emtia arzının kademeli normalleştiği ve fiyatların gerilediği bir senaryoda, fonlamanın üçüncü çeyreğin son bölümünde haftalık repoya kaydırılması ve son çeyrekte sınırlı faiz indirimlerinin hayata geçirilmesi mümkün olabilir. Bu senaryoda sene sonu politika faizini 35-36 civarında öngörüyoruz.
Kurban Bayramı dönüşünde geçen hafta yurt içinde dalgalı bir fiyatlama takip edildi. Haftanın ilk yarısında tepki alımlarıyla 14.200 bölgesinin test edildiği BIST100 Endeksi’nde, haftanın ikinci yarısında satışların yeniden hız kazandığı ve kazanımların geri verildiği takip edildi. BIST100 Endeksi geçen haftayı %0,23 oranında bir düşüşle 13.694 puandan tamamladı. Son dönemde güçlü bir direnç olarak öne çıkan 50 günlük üssel ortalama (13.925) ile psikolojik öneme sahip 14.000 bölgesi üzerinde seviyeler test edilse de haftanın ikinci yarısındaki satışlarla bu kritik seviyeler üzerinde kalıcılık korunamadı. 5 Haziran’da piyasa kapanışı sonrasında açıklanan SPK bülteninde, fiili dolaşımdaki pay oranı kavramının belirlenmesine yönelik yeni bir düzenleme yapıldı. Düzenlemeye göre, fiili dolaşımdaki pay oranı hesaplamasına dahil edilmeyen ortakların sahip oldukları serbest veya özel yatırım fonları üzerinden dolaylı olarak sahip oldukları paylar da fiili dolaşım hesabı dışında tutulacak. Söz konusu değişiklikle birlikte bazı şirketlerde fiili dolaşımdaki pay oranlarında aşağı yönlü değişiklikler görülebileceğini ve bunun endeks hesaplamaları, ağırlıkları ve fiyatlamalar üzerinde etkiler yaratabileceğini değerlendiriyoruz. Düzenlemenin 15 Haziran 2026 tarihinden itibaren uygulanması planlanıyor.
50 günlük ortalama (13.925) ile 14.000 bölgesi altında kalındığı sürece dalgalı/zayıf görünümün devam edebileceği endekste, 13.550 – 13.500 bölgesi ile 100 günlük üssel ortalama (13.440) destek olarak izlenecektir. 100 günlük ortalama kırılacak olursa 13.250 – 13.160 – 13.100 ve 12.966 seviyelerine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir. 22 Mayıs’ta test edilen 12.966 seviyesi altındaki kapanışlarda satış baskısının artış kaydedebileceği endekste, 200 günlük üssel ortalama (12.578) destek olarak önem kazanacaktır. Tepki alımlarının gözlenmesi halinde ise 13.700 – 13.750 aralığı kısa vadeli ilk direnç bölgesi olup, devamında 13.800 – 13.860 - 50 günlük ortalama (13.925) ve 14.000 seviyesi direnç olarak takip edilecektir. 14.000 üzerinde kapanışlar alınabilir ve kalıcılık sağlanabilirse 14.090 – 14.180 – 14.250 – 14.340 ve 14.500 seviyeleri direnç konumunda bulunmaktadır.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Yeni Haftanın Hisseleri & Beklentileri | 18 Mayıs Pazartesi