Mart ayı jeopolitik gelişmelerin gölgesinde geride kalırken, nisan ayının ilk haftasında da Ortadoğu kaynaklı haber akışı fiyatlamaların ana belirleyicisi olmayı sürdürüyor. 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı ile devamında İran’ın bölgedeki ABD üslerine ve İsrail’e yönelik misillemeleri jeopolitik riskleri önemli ölçüde artırdı. 28 Şubat’tan bu yana karşılıklı saldırılar devam ederken, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve tanker trafiğinin durma noktasına gelmesi petrol fiyatları başta olmak üzere enerji maliyetlerinde sert yükselişlere neden oldu. Mart ayında artan enerji maliyetleriyle birlikte gündeme gelen sıkı para politikası beklentileri küresel tahvil piyasalarında satış baskısını beraberinde getirirken, tahvil faizlerinde yukarı yönlü hareketler takip edildi. Gelişmekte olan ülke tahvillerinde yön değişimi ve carry trade tarafında tarihi çıkışlar öne çıkarken, bu süreçte hisse senetlerinde zayıf ve dalgalı bir görünüm izlendi. Tahvil faizlerindeki yükselişler ve faiz indirim beklentilerindeki zayıflamayla altın ve gümüş gibi değerli emtialar da mart ayında zayıf bir seyir izlendi.
Mart ayının son gününde, ABD Başkanı Trump’ın stratejik açıdan kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı kalsa bile İran’a yönelik askerî harekâtı sonlandırmaya hazır olduklarına ilişkin haber akışı öne çıktı. Bu gelişme, piyasada savaşın sona erebileceğine dair beklentileri canlandırdı. 31 Mart akşamında İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın AB Konseyi Başkanı Costa ile görüşmesinde, saldırıların tekrarlanmaması halinde savaşı bitirmeye hazır olduklarını söylemesi barışın sağlanabileceğine dair iyimserliği artıran bir gelişme olarak öne çıktı. Ancak bu iyimserlik çarşamba sabahı Trump’ın açıklamalarıyla kısa sürdü. ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki askeri hedeflerini önemli ölçüde tamamladıklarını ve yakında süreci bitireceklerini belirterek, önümüzdeki 2-3 hafta içinde İran’a çok sert darbeler indireceklerini söyledi. Bu açıklama sonrasında jeopolitik endişeler yeniden artış kaydederken, petrol fiyatlarında sert yükselişler ve risk iştahında zayıflama öne çıktı. ABD Başkanı Trump cumartesi günkü son açıklamasında, İran'a ya anlaşma yapması ya da Hürmüz Boğazı'nı açması için on gün süre verdiği, zamanın daraldığını ve 48 saat içinde bunlar gerçekleşmezse ağır sonuçları olacağını ifade etti. İran, ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkenin enerji altyapısına saldırı tehditlerini hayata geçirmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın yanında Babu'l Mendeb Boğazı'nın da kapatılabileceği uyarısında bulundu.
Bu süreçte yalnızca enerji fiyatları değil, aynı zamanda sanayi metalleri ve Avrupa enerji piyasalarında da sert fiyat hareketleri dikkat çekiyor. Avrupa’da motorin ve doğalgaz fiyatlarında görülen yükselişler, savaşın küresel ekonomik etkilerinin daha geniş bir alana yayıldığına işaret ediyor. Küresel tahvil piyasalarında ise büyüme endişeleriyle birlikte zaman zaman güvenli liman talebi öne çıkarken, hisse senedi piyasalarında dalgalı ve zayıf bir seyir izleniyor. Önümüzdeki süreçte bölgedeki gelişmeler ve haber akışları küresel risk iştahı ve fiyatlamalar üzerinde ana belirleyici olmayı sürdürecektir. Bu hususta üç temel senaryo öne çıkıyor. Baz senaryoda gerilimin kontrollü şekilde azalması ve enerji fiyatlarının dengelenmesi riskli varlıklarda toparlanmayı destekleyebilir. Alternatif senaryoda çatışmaların yeniden şiddetlenmesi ve arz kesintilerinin derinleşmesi satış baskısını artırabilir. Daha düşük olasılıklı ancak yüksek etkili senaryoda ise kara harekâtı gibi unsurların devreye girmesi durumunda küresel piyasalarda sert bozulmalar görülebilir.
Yurt içinde mart ayı enflasyon verisi, küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin yansımalarını görmek açısından kritik bir veri olarak öne çıktı. Mart ayında TÜFE enflasyonu %2,35’lik medyan beklenti ve %2,50’lik tahminimizin altında %1,94 olarak gerçekleşti (Mart 2025: %2,46) ve yıllık bazda %31,4’ten %30,9’a geriledi. Çekirdek TÜFE enflasyonu (C grubu) ise %1,6’lık beklentimize paralel %1,64 olarak gerçekleşti (Mart 2025: %1,46). Bu rakamla yıllık çekirdek enflasyon %29,5’ten %29,7’ye yükseldi. Yurtiçi ÜFE enflasyonu enerji fiyatlarındaki yükselişlerin etkisiyle %2,30 seviyesinde gerçekleşerek (Şubat 2025: %1,88) yıllık bazda %27,6’dan %28,1’e yükseldi. Sebze fiyatlarında gözlemlediğimiz çift haneli artışların etkisiyle %3,8 olarak beklediğimiz gıda enflasyonunda gerçekleşmenin %1,8 olması manşet tahmindeki sapmanın tamamına yakınını açıklıyor. Önümüzdeki dönemde, emtia fiyatlarının seyri (enerji fiyatlarıyla beraber gübre fiyatlarındaki son yükselişlerin ne ölçüde geri geleceği), özellikle gıda, enerji ve hizmet enflasyonu üzerinden manşet TÜFE enflasyonunun temel belirleyicisi olacak. ABD (İsrail)-İran arasında kısa sürede bir ateşkes olsa bile, enerji tesislerindeki hasarlar nedeniyle özellikle doğalgaz fiyatlarının eski seviyelerine dönmesinin uzun bir süreye yayılması ihtimali enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebilir. Önümüzdeki dönemde gübre fiyatlarının da sene başına göre çok yüksek kalması da gıda fiyatları üzerinde ek maliyetlere yol açabilir.
TÜFE enflasyonunun da ilk yarıyıl sonuna kadar %31 civarında seyretmesini muhtemel görüyoruz. Bu görünüm altında, TCMB’nin de fonlamasını gecelik faiz kanalından sürdürmesi, hatta rezervlerin durumuna göre faiz koridorunu yukarı kaydırması da makul görünüyor. Buna göre, faiz indirim sürecinin en azından emtia fiyatlarına ilişkin belirsizlikler ortadan kalkana kadar ötelendiğini düşünüyoruz.
Jeopolitik gelişmeler, yükselen enerji fiyatları ve küresel risk iştahındaki zayıflamayla mart ayında %6,76 oranında değer kaybeden BIST100 Endeksi’nde nisan ayının ilk günlerinde de jeopolitik gelişmelerin fiyatlamalar üzerindeki belirleyici etkisini sürdürdüğü ve dalgalı seyrin devam ettiği görüldü. Psikolojik açıdan önemli bir seviye olarak izlediğimiz 13.000 puan altında 12.936 puandan haftayı tamamlayan BIST100 Endeksi’nde, kısa vadede 12.900 – 12.840 ve 12.800 seviyeleri destek olarak takip edilebilir. 12.800 desteği altına sarkmalarda 12.720 – 12.635 – 100 günlük üssel ortalama (12.560) ve fibo trend dönüş çizgisine denk gelen 12.450 seviyesi destek olarak önem kazanacaktır. 12.450 altındaki kapanışlarda satış baskısının derinleştiği görülebilir. Endekste toparlanma çabasında yeniden 13.000 üzerinde kalıcılık sağlanabilirse 13.075 – 13.140 ve 13.200 seviyeleri kısa vadeli direnç noktaları olarak takip edilecektir. 13.200 üzeri hacim destekli kapanışlarda 13.300 – 13.440 ve 13.550 seviyeleri direnç konumunda bulunmaktadır. Jeopolitik gelişmeler endeksin yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Aynı zamanda endeksin orta vadedeki seyri üzerinde enflasyon görünümü ve TCMB’ye yönelik şekillenecek faiz indirim beklentileri belirleyici olacaktır.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.