Küresel piyasalarda son haftalarda fiyatlamaların merkezinde yer alan jeopolitik gelişmeler, etkisini artırarak sürdürmeye devam ediyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar ve İran’ın misilleme hamlelerinin ardından bölgeden gelen karşılıklı açıklamalar ve sahadaki gelişmeler, Orta Doğu’da tansiyonun yüksek seyrettiğini ve belirsizliklerin derinleştiğini ortaya koyuyor. ABD Başkanı Donald Trump cephesinden gelen açıklamalarda iddialı ve zaman zaman çelişkili mesajlar dikkat çekiyor. Trump’ın “İran benimle anlaşmak istiyor”, “nükleer silaha asla sahip olmayacaklar” ve “kazanan biz olduk” yönündeki ifadeleri öne çıkarken; diğer taraftan “daha sert vururuz” mesajları ve bölgedeki askeri opsiyonların masada tutulduğuna yönelik mesajlar tansiyonun düşmediğini gösteriyor. Ayrıca ABD’nin Orta Doğu’ya ilave asker sevkiyatını değerlendirdiğine yönelik haber akışı, çatışmanın daha geniş bir alana yayılabileceği endişelerini de canlı tutuyor. İran cephesinden gelen açıklamalarda ise daha sert ve net bir duruş izleniyor. İranlı yetkililer geri adım atılmayacağını vurgularken, ateşkes iddialarının reddedilmesi ve misilleme hedeflerinin açık şekilde dillendirilmesi, sahadaki risklerin devam ettiğini gösteriyor. Kaynaklara dayandırılan haberlerde İran’ın ABD’nin 15 maddelik önerisine yönelik yanıtını aracılar vasıtasıyla ilettiği belirtilirken; söz konusu yanıtta saldırıların sonlandırılması, savaşın tekrarlanmayacağına dair somut güvenceler verilmesi, savaş tazminatlarının garanti altına alınması ve bölge genelinde tüm cephelerde çatışmaların sona erdirilmesi gibi şartların öne çıktığı ifade ediliyor. Kaynak, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik hakkının doğal ve yasal bir hak olduğunu ve olmaya devam edeceğini vurgulayarak, bu hakkın aynı zamanda karşı tarafın taahhütlerinin uygulanabilirliğinin garantisini oluşturduğunu ve tanınması gerektiğini kaydetti. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik vurgusu ise enerji arzı açısından risklerin devam edebileceğine işaret ediyor. Bölgede artan askeri hareketlilik ve Hürmüz Boğazı’na yönelik gelişmeler enerji piyasaları açısından kritik risklerin gündem de kalmasına neden oluyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan blokaj, tanker trafiğinde ciddi aksamalara yol açarken yüzlerce tankerin geçiş için beklediğine yönelik haberler arz tarafındaki kırılganlığı artırıyor. Petrol fiyatlarında hafta içerisinde oldukça sert ve çift yönlü hareketler izlenirken, zaman zaman ateşkes beklentileriyle geri çekilmeler görülse de süregelen belirsizlikler fiyatların yüksek seviyelerde kalmasına neden oluyor. Avrupa’da akaryakıt fiyatlarının rekor seviyelere ulaşması da enerji şokunun küresel ölçekte hissedildiğini ortaya koyuyor. Bu çerçevede jeopolitik gelişmelerin geçici dalgalanmalar olmaktan çıkarak fiyatlamaların ana belirleyicisi haline geldiği bir süreçten geçiliyor. Çelişkili açıklamalar, sahadaki gelişmeler ve enerji arzına yönelik riskler birlikte değerlendirildiğinde, küresel piyasalarda volatilitenin yüksek seyretmeye devam etmesi bekleniyor.
Yurt içinde ise 3 Nisan’da açıklanacak mart ayı enflasyon verisi, artan enerji maliyetlerinin etkilerinin görülmesi açısından kritik önem taşıyor. Piyasadaki medyan beklentiler TÜFE’nin mart ayında %2,35 oranında artış kaydedeceği ve yıllık TÜFE’nin %31,45 olarak gerçekleşeceği yönünde şekilleniyor. Beklenti aralığının aylık bazda %2,00 ile %4,00 arasında değişmesi, veri etrafındaki belirsizliğin yüksek seyrettiğine işaret ediyor. Yıl sonu enflasyon beklentisinin ise %25,80 seviyesine yükselmesi, enflasyon görünümüne yönelik risklerin devam ettiğini ortaya koyuyor. Bizim tahminimiz ise aylık %2,50 oranında bir artış olabileceği yönünde şekilleniyor. Özellikle mart ayında enerji ve gıda kalemlerindeki yükselişin öne çıkacağını değerlendiriyoruz. 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasından önce, normal şartlar altında enflasyonda mart – nisan aylarında 4 puana kadar bir düşüş görülebileceğini değerlendiriyorduk. Ancak mevcut jeopolitik gelişmeler ile enerji ve gıda kaynaklı maliyet artışları, enflasyon görünümündeki iyileşmeyi öteleyerek yukarı yönlü riskleri artırmış durumda. Yükselen enerji maliyetleri ve küresel gelişmelerin kur ve maliyet kanalı üzerinden oluşturduğu baskılar, kısa vadede enflasyon görünümünde yukarı yönlü risklerin korunmasına neden oluyor. Hatırlanacağı üzere, TCMB 12 Mart’taki toplantısında faiz oranlarında değişime gitmemiş ve para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla alınmaya devam edeceğine yönelik vurgusunu güçlendirmişti. Önümüzdeki dönemde enerji fiyatlarının seyri, kur gelişmeleri ve küresel risk iştahındaki değişim, yurt içi enflasyon dinamikleri ve para politikası açısından belirleyici olmaya devam edecektir.
Jeopolitik gelişmeler dolayısıyla sert yükseliş kaydeden petrol fiyatları ve zayıflayan küresel risk iştahı, Borsa İstanbul üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. BIST100 Endeksi geçen haftayı %2,68 oranında bir düşüşle 12.698 puandan tamamladı. 50 günlük üssel ortalamasının (13.041) altında kalındığı sürece zayıf görünümün devam edebileceği endekste, kısa vadede 12.600 seviyesi ile 100 günlük üssel ortalama (12.528) kısa vadeli ilk destek noktalarıdır. 100 günlük ortalama altında fibonacci trend dönüş çizgisinin geçtiği 12.450 bölgesi önem kazanacaktır. Kritik öneme sahip 12.450 altındaki kapanışlarda satış baskısının derinleştiği görülebilir. Bu durumda 12.200 – 12.000 bölgesine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir. Endekste tepki alımlarının gözlenmesi halinde ise 12.825 – 12.900 aralığı ilk direnç bölgesi olup, bu bölge üzerinde 13.000 ve 50 günlük ortalama (13.041) direnç olarak takip edilecektir. 50 günlük ortalama üzerinde kapanışlar alınabilirse 13.200 – 13.300 – 13.440 ve 13.550 seviyeleri direnç konumunda bulunmaktadır. Mevcut görünümde zayıf seyrin devam ettiği endekste, yeniden yükseliş eğiliminin oluşabilmesi için jeopolitik risklerde azalışa ve Orta Doğu’daki tansiyonun düşmesine ihtiyaç olduğu yönündeki görüşümüzü koruyoruz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.