Haftalık Bülten : 29 Haziran - 6 Temmuz

Haftalık Bülten : 29 Haziran - 6 Temmuz

Yayınlanma Tarihi: 29.06.2026

ABD ile İran’ın karşılıklı saldırıları sonrası müzakere süreci yakından izlenecek

14 Haziran’da ABD ile İran arasında varılan mutabakat sonrasında başlayan normalleşme süreci ve bunun piyasalara yansımaları hafta boyunca yakından izlenmeye devam edildi. Önceki hafta sonu İsviçre'de gerçekleştirilen ilk teknik görüşmelerin ardından taraflardan gelen açıklamalar, müzakerelerin yapıcı bir zeminde ilerlediğine işaret etti. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance görüşmelerde önemli ilerleme sağlandığını belirtirken, ABD Başkanı Donald Trump İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin mesajlar verdi. Buna karşın İran tarafı özellikle nükleer program konusunda ABD'nin bazı açıklamalarını yalanlayarak mevcut mutabakatın tüm sorunları çözen nihai bir anlaşma niteliği taşımadığını vurguladı. Her ne kadar hafta içerisinde zaman zaman çelişkili açıklamalar takip edilse de piyasaların genel olarak taraflar arasındaki diyaloğun devam edeceğini fiyatladığı görüldü. Mutabakat sonrasında Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin yeniden normalleşmeye başlaması ve enerji arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte petrol fiyatlarında düşüş eğilimi devam etti. Brent petrol hafta içerisinde 72 dolar seviyelerine kadar gerileyerek savaş öncesindeki fiyatlamalara büyük ölçüde geri döndü. Savaşın sona ermesinin ardından petrol fiyatlarında geri çekilme bekliyorduk. Bununla birlikte enerji altyapısındaki hasarlar nedeniyle bu normalleşmenin daha geniş bir zamana yayılabileceğini değerlendiriyorduk. Buna karşın arz endişelerinin hızla azalması ve tanker trafiğinin yeniden artış göstermesiyle petrol fiyatlarındaki geri çekilme beklentilerden daha hızlı gerçekleşti. Bu tablo küresel enflasyon açısından olumlu değerlendirilirken, küresel risk iştahını da destekleyen unsurlardan biri oldu.

 

Bununla birlikte jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalktığını söylemek için henüz erken olduğunu düşünüyoruz. Hafta sonu ABD ile İran’ın bölgedeki karşılıklı saldırıları misilleme olarak değerlendirilirken, geçici anlaşma sürecine nasıl etki edeceği piyasalarda yakından izlenecek. Ayrıca İsrail’in zaman zaman Lübnan’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırılar da bölgedeki kırılganlığın tamamen sona ermediğini gösteriyor. Toparlayacak olursak, mutabakat sonrasında jeopolitik risk algısında belirgin bir iyileşme yaşanırken, piyasaların kalıcı iyimserliğini koruyabilmesi açısından ABD ile İran arasındaki görüşmelerde kaydedilecek ilerleme belirleyici olacaktır.

hesap açmak çok kolay!

Hesabınızı dilediğiniz yerden dakikalar içinde açın, tüm yatırım işlemlerinizi kolayca gerçekleştirin.

Fed'in şahin duruşu değerli emtialar ve risk iştahı üzerinde baskı oluşturuyor

Jeopolitik risklerde gözlenen iyileşmeye rağmen küresel piyasalarda fiyatlamaları belirleyen ana unsur Fed'e yönelik beklentiler oldu. 17 Haziran'da sona eren Fed toplantısında yayımlanan ekonomik projeksiyonlar ve noktasal grafikler, Fed'in enflasyon konusunda temkinli duruşunu koruduğunu ortaya koymuştu. 18 FOMC üyesinin 9'unun 2026 yılı içerisinde faiz artışı öngörmesi, yıl sonu enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi ve son aylarda ABD ekonomisinden gelen güçlü veriler piyasalarda faiz artırımı beklentilerini güçlendirmeye devam etti.

 

ABD'de son aylarda enerji maliyetlerinin etkisiyle enflasyon yükselirken, istihdam piyasasının güçlü görünümünü koruması Fed'in faiz indirimi için gerekli alanı önemli ölçüde daraltıyor. Savaş öncesinde Fed'den yılın ikinci yarısında iki faiz indirimi bekleyen piyasa fiyatlamaları, mevcut durumda eylül ayından itibaren faiz artırımı ihtimalini ön plana çıkarmış durumda. Ayrıca 2027 yılının ilk yarısında ilave bir faiz artırımı ihtimali de gündemde kalmaya devam ediyor. Fed'in yanı sıra Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) haziran toplantısında faiz artırması ve İngiltere Merkez Bankası'nın da temkinli bir duruş sergilemesi, küresel ölçekte büyük merkez bankalarının sıkı para politikalarını daha uzun süre koruyabileceği düşüncesini destekliyor.

 

ABD'de son aylarda enerji maliyetlerinin etkisiyle enflasyon yükselirken, istihdam piyasasının güçlü görünümünü koruması Fed'in faiz indirimi için gerekli alanı önemli ölçüde daraltıyor. Savaş öncesinde Fed'den yılın ikinci yarısında iki faiz indirimi bekleyen piyasa fiyatlamaları, mevcut durumda eylül ayından itibaren faiz artırımı ihtimalini ön plana çıkarmış durumda. Ayrıca 2027 yılının ilk yarısında ilave bir faiz artırımı ihtimali de gündemde kalmaya devam ediyor. Fed'in yanı sıra Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) haziran toplantısında faiz artırması ve İngiltere Merkez Bankası'nın da temkinli bir duruş sergilemesi, küresel ölçekte büyük merkez bankalarının sıkı para politikalarını daha uzun süre koruyabileceği düşüncesini destekliyor.

 

Bu görünümün etkisiyle dolar küresel çapta değer kazanırken, dolar endeksi 99 seviyelerinden 101,5-102 bandına doğru yükseliş kaydetti. Tahvil faizlerinin yüksek seyrini koruması ve merkez bankalarına yönelik şahin beklentiler, özellikle değerli emtialar üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Böylece jeopolitik risk temasından para politikası beklentilerine doğru belirgin bir geçiş yaşandığı görülüyor. Hatırlanacak olursa ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla birlikte yükselen enerji maliyetleri küresel enflasyon endişelerini artırmış, bu durum merkez bankalarının daha sıkı ve temkinli bir politika izleyeceği beklentisini güçlendirmişti. Mart ayından itibaren petrol fiyatlarındaki yükseliş ve faiz beklentilerindeki bozulmanın etkisiyle altın ve gümüş başta olmak üzere değerli emtialarda satış baskısı öne çıkmıştı. ABD ile İran arasında varılan mutabakat sonrasında petrol fiyatlarında sert geri çekilmeler yaşanmasına rağmen altın ve gümüşte anlamlı bir toparlanmanın gerçekleşmediği görülüyor. Bu durumun ana sebebi olarak, 17 Haziran Çarşamba günü sona eren Fed toplantısındaki şahin duruş ve devamında doların küresel çapta değer kazanımlarını genişletmesi gösterilebilir. Faiz politikalarına oldukça hassas olan değerli metallerde, faiz artırımı beklentileri canlı kaldığı ve dolar güçlü seyrini sürdürdüğü müddetçe toparlanmaların sınırlı kalabileceğini değerlendiriyoruz.

 

Fed kaynaklı beklentilerin yanında küresel risk iştahında da hafta içerisinde bir miktar zayıflama izlendi. Özellikle ABD teknoloji hisselerinde görülen satış baskısı dikkat çekerken, yatırımcıların yeniden açıklanacak makroekonomik verilere odaklandığı görülüyor. Jeopolitik tarafta yeni bir olumsuz gelişme yaşanmadığı sürece önümüzdeki dönemde piyasaların yönü büyük ölçüde ABD'de açıklanacak ekonomik veriler tarafından belirlenecektir. Özellikle enflasyon ve istihdam verileri Fed'e yönelik beklentiler ve varlık fiyatlamaları üzerinde belirleyici olacaktır. Yeni haftada perşembe günü açıklanacak tarım dışı istihdam verisi ve iş gücü piyasasına ilişkin göstergeler kritik önemde olup, piyasaların yakın takibinde yer alacaktır. İstihdam piyasasının güçlü görünümünü koruması durumunda Fed'in yılın son çeyreğinde faiz artırımına gideceğine dair beklentiler güç kazanabilir. Buna karşılık istihdam piyasasında belirgin bir zayıflama görülmesi halinde faiz artırımı beklentileri zayıflayabilir ve en azından faizlerin bir süre sabit tutulacağına dair bir sürece girilebilir. Böyle bir senaryoda doların küresel ölçekte güç kaybetmesiyle birlikte altın ve diğer değerli emtialarda toparlanma eğiliminin güç kazandığı görülebilir.

Gözler haziran enflasyonu ve TCMB'ye çevrildi

Yurt içinde önümüzdeki haftanın en önemli gündem maddesini 3 Temmuz Cuma günü açıklanacak haziran ayı enflasyon rakamları oluşturacaktır. Piyasadaki medyan beklenti aylık enflasyonun yaklaşık %1 seviyesinde gerçekleşeceği yönünde şekillenirken, bizim beklentimiz %0,80 oranında bir artış olacağı yönünde bulunuyor. Hatırlanacak olursa nisan ayında savaşın ve enerji fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle aylık enflasyonda yüksek gerçekleşmeler takip edilmişti. Haziran ayının ikinci yarısında petrol fiyatlarında yaşanan sert geri çekilmenin ise bu ayki enflasyon görünümünü desteklemesini bekliyoruz. Beklentilerden daha olumlu gelecek bir enflasyon verisi, yurt içi piyasalarda risk iştahını destekleyebilecek önemli bir unsur olacaktır.

 

Enflasyon görünümü kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın likidite yönetimine ilişkin atacağı adımlar da önemini koruyor. Mart ayında başlayan jeopolitik gelişmeler sonrasında TCMB haftalık repo ihalelerine ara vermiş ve piyasayı faiz koridorunun üst bandı üzerinden fonlamaya başlamıştı. Son günlerde yer alan haber akışları, Merkez Bankası'nın fonlamayı kısa sürede yeniden haftalık repo kanalına taşımak yerine kademeli bir normalleşme süreci izleyeceğine işaret ediyor. Biz de yaz aylarında fonlamanın aşamalı olarak yeniden politika faizine yakınsayacağını değerlendiriyoruz. Fonlamanın yeniden politika faizine yakınsaması, para politikasında bir gevşemeden ziyade daha çok operasyonel çerçevenin normalleşmesine yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir.

 

23 Temmuz tarihinde gerçekleştirilecek TCMB toplantısında politika faizinde bir değişiklik beklemiyoruz. Bununla birlikte yılın ikinci yarısında enflasyondaki iyileşmenin devam etmesi ve yeni bir jeopolitik riskle karşılaşılmaması halinde yılın son çeyreğinde faiz indirimlerinin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz. Ancak yıl sonu enflasyonunun %30 civarında gerçekleşme ihtimali, önceki döneme kıyasla TCMB’nin faiz indirim alanını daha sınırlı hale getiriyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte hem açıklanacak enflasyon verileri hem de TCMB'nin iletişimi ve likidite yönetimine ilişkin atacağı adımlar yurt içi varlık fiyatlamaları açısından belirleyici olacaktır.

BIST100’de kâr satışları öne çıktı

Önceki hafta jeopolitik risklerdeki yatışma ve petrol fiyatlarındaki sert geri çekilmenin desteğiyle yükseliş eğiliminin güç kazandığı Borsa İstanbul’da, geçen hafta ise dalgalı bir seyirle birlikte kâr satışlarının öne çıktığı bir fiyatlama takip edildi. BIST100 Endeksi haftayı %3,13 oranında bir düşüşle 14.274 puandan tamamladı. Endekste ara bir destek olarak izlediğimiz 14.200 altında düzeltme eğiliminin etkisini sürdürmesi durumunda, 14.125 – 50 günlük üssel ortalama (14.098) ve 14.000 seviyeleri destek olarak izlenecektir. Psikolojik öneme sahip 14.000 altında kapanışlar yaşanacak olursa teknik görünümdeki zayıflamayla birlikte satışlar hız kazanabilir. Bu durumda 13.935 – 13.800 - 100 günlük ortalama (13.660) ve 13.550 seviyelerine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir. Endekste 14.200 üzerinde tutunmanın korunması ve tepkilerin gözlenmesi halinde ise 14.380 – 14.455 ve 14.550 seviyeleri kısa vadeli direnç noktalarıdır. 14.550 üzerinde kalıcılığın sağlanması durumunda 14.650 – 14.735 – 14.800 ve 14.875 seviyeleri direnç olarak takip edilebilir. Son dönemde direnç olarak çalışan 14.875 üzeri kapanışlarda alımların güç kazandığı ve 15.000 ile tarihi zirvenin bulunduğu 15.205 seviyesine doğru yükselişlerin yaşandığı görülebilir. Tarihi zirve üzerinde gerçekleşecek kapanışlarda alımların yeni bir ivme ve güç kazanabileceğini değerlendiriyoruz. Yeni haftada 3 Temmuz Cuma günü açıklanacak enflasyon rakamları ile 7 – 8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi önümüzdeki süreçte yakından izlenecek gelişmeler olacaktır. Bu gündem maddelerine bağlı olarak Borsa İstanbul’da fiyatlamaların yön bulabileceği kanısındayız.

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Güncel Analizler

Güncel Analizler

Youtube'da Gedik Yatırım

@GedikYatirim

Yeni Haftanın Hisseleri & Beklentileri | 15 Mayıs Pazartesi

İstediğiniz Analiz ve Raporlar E-Posta Kutunuza Gelsin!

Piyasadan haberdar olmak için analiz ve raporlarımıza ücretsiz abone olun.

Sadece ilgilendiğiniz yatırım ürününe dair analiz ve raporları almayı tercih edin. Hem mail kalabalığından kurtulun hem de karbon ayak izinizi azaltarak çevreyi koruyun.

İlginizi Çekebilecek Yazılar