14 Haziran’da ABD ile İran arasında varılan mutabakat sonrasında başlayan normalleşme süreci ve bunun piyasalara yansımaları hafta boyunca yakından izlenmeye devam edildi. Önceki hafta sonu İsviçre'de gerçekleştirilen ilk teknik görüşmelerin ardından taraflardan gelen açıklamalar, müzakerelerin yapıcı bir zeminde ilerlediğine işaret etti. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance görüşmelerde önemli ilerleme sağlandığını belirtirken, ABD Başkanı Donald Trump İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin mesajlar verdi. Buna karşın İran tarafı özellikle nükleer program konusunda ABD'nin bazı açıklamalarını yalanlayarak mevcut mutabakatın tüm sorunları çözen nihai bir anlaşma niteliği taşımadığını vurguladı. Her ne kadar hafta içerisinde zaman zaman çelişkili açıklamalar takip edilse de piyasaların genel olarak taraflar arasındaki diyaloğun devam edeceğini fiyatladığı görüldü. Mutabakat sonrasında Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin yeniden normalleşmeye başlaması ve enerji arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte petrol fiyatlarında düşüş eğilimi devam etti. Brent petrol hafta içerisinde 72 dolar seviyelerine kadar gerileyerek savaş öncesindeki fiyatlamalara büyük ölçüde geri döndü. Savaşın sona ermesinin ardından petrol fiyatlarında geri çekilme bekliyorduk. Bununla birlikte enerji altyapısındaki hasarlar nedeniyle bu normalleşmenin daha geniş bir zamana yayılabileceğini değerlendiriyorduk. Buna karşın arz endişelerinin hızla azalması ve tanker trafiğinin yeniden artış göstermesiyle petrol fiyatlarındaki geri çekilme beklentilerden daha hızlı gerçekleşti. Bu tablo küresel enflasyon açısından olumlu değerlendirilirken, küresel risk iştahını da destekleyen unsurlardan biri oldu.
Bununla birlikte jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalktığını söylemek için henüz erken olduğunu düşünüyoruz. Hafta sonu ABD ile İran’ın bölgedeki karşılıklı saldırıları misilleme olarak değerlendirilirken, geçici anlaşma sürecine nasıl etki edeceği piyasalarda yakından izlenecek. Ayrıca İsrail’in zaman zaman Lübnan’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırılar da bölgedeki kırılganlığın tamamen sona ermediğini gösteriyor. Toparlayacak olursak, mutabakat sonrasında jeopolitik risk algısında belirgin bir iyileşme yaşanırken, piyasaların kalıcı iyimserliğini koruyabilmesi açısından ABD ile İran arasındaki görüşmelerde kaydedilecek ilerleme belirleyici olacaktır.
Yurt içinde önümüzdeki haftanın en önemli gündem maddesini 3 Temmuz Cuma günü açıklanacak haziran ayı enflasyon rakamları oluşturacaktır. Piyasadaki medyan beklenti aylık enflasyonun yaklaşık %1 seviyesinde gerçekleşeceği yönünde şekillenirken, bizim beklentimiz %0,80 oranında bir artış olacağı yönünde bulunuyor. Hatırlanacak olursa nisan ayında savaşın ve enerji fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle aylık enflasyonda yüksek gerçekleşmeler takip edilmişti. Haziran ayının ikinci yarısında petrol fiyatlarında yaşanan sert geri çekilmenin ise bu ayki enflasyon görünümünü desteklemesini bekliyoruz. Beklentilerden daha olumlu gelecek bir enflasyon verisi, yurt içi piyasalarda risk iştahını destekleyebilecek önemli bir unsur olacaktır.
Enflasyon görünümü kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın likidite yönetimine ilişkin atacağı adımlar da önemini koruyor. Mart ayında başlayan jeopolitik gelişmeler sonrasında TCMB haftalık repo ihalelerine ara vermiş ve piyasayı faiz koridorunun üst bandı üzerinden fonlamaya başlamıştı. Son günlerde yer alan haber akışları, Merkez Bankası'nın fonlamayı kısa sürede yeniden haftalık repo kanalına taşımak yerine kademeli bir normalleşme süreci izleyeceğine işaret ediyor. Biz de yaz aylarında fonlamanın aşamalı olarak yeniden politika faizine yakınsayacağını değerlendiriyoruz. Fonlamanın yeniden politika faizine yakınsaması, para politikasında bir gevşemeden ziyade daha çok operasyonel çerçevenin normalleşmesine yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir.
23 Temmuz tarihinde gerçekleştirilecek TCMB toplantısında politika faizinde bir değişiklik beklemiyoruz. Bununla birlikte yılın ikinci yarısında enflasyondaki iyileşmenin devam etmesi ve yeni bir jeopolitik riskle karşılaşılmaması halinde yılın son çeyreğinde faiz indirimlerinin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz. Ancak yıl sonu enflasyonunun %30 civarında gerçekleşme ihtimali, önceki döneme kıyasla TCMB’nin faiz indirim alanını daha sınırlı hale getiriyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte hem açıklanacak enflasyon verileri hem de TCMB'nin iletişimi ve likidite yönetimine ilişkin atacağı adımlar yurt içi varlık fiyatlamaları açısından belirleyici olacaktır.
Önceki hafta jeopolitik risklerdeki yatışma ve petrol fiyatlarındaki sert geri çekilmenin desteğiyle yükseliş eğiliminin güç kazandığı Borsa İstanbul’da, geçen hafta ise dalgalı bir seyirle birlikte kâr satışlarının öne çıktığı bir fiyatlama takip edildi. BIST100 Endeksi haftayı %3,13 oranında bir düşüşle 14.274 puandan tamamladı. Endekste ara bir destek olarak izlediğimiz 14.200 altında düzeltme eğiliminin etkisini sürdürmesi durumunda, 14.125 – 50 günlük üssel ortalama (14.098) ve 14.000 seviyeleri destek olarak izlenecektir. Psikolojik öneme sahip 14.000 altında kapanışlar yaşanacak olursa teknik görünümdeki zayıflamayla birlikte satışlar hız kazanabilir. Bu durumda 13.935 – 13.800 - 100 günlük ortalama (13.660) ve 13.550 seviyelerine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir. Endekste 14.200 üzerinde tutunmanın korunması ve tepkilerin gözlenmesi halinde ise 14.380 – 14.455 ve 14.550 seviyeleri kısa vadeli direnç noktalarıdır. 14.550 üzerinde kalıcılığın sağlanması durumunda 14.650 – 14.735 – 14.800 ve 14.875 seviyeleri direnç olarak takip edilebilir. Son dönemde direnç olarak çalışan 14.875 üzeri kapanışlarda alımların güç kazandığı ve 15.000 ile tarihi zirvenin bulunduğu 15.205 seviyesine doğru yükselişlerin yaşandığı görülebilir. Tarihi zirve üzerinde gerçekleşecek kapanışlarda alımların yeni bir ivme ve güç kazanabileceğini değerlendiriyoruz. Yeni haftada 3 Temmuz Cuma günü açıklanacak enflasyon rakamları ile 7 – 8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi önümüzdeki süreçte yakından izlenecek gelişmeler olacaktır. Bu gündem maddelerine bağlı olarak Borsa İstanbul’da fiyatlamaların yön bulabileceği kanısındayız.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.