Haftalık Bülten : 26 Ocak - 2 Şubat

Haftalık Bülten : 26 Ocak - 2 Şubat

Yayınlanma Tarihi: 26.01.2026

Moody’s ve Fitch

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Moody’s ve Fitch tarafından gelen değerlendirmeler takip edildi. Fitch, Türkiye’nin kredi notunda bir değişiklik yapmazken, not görünümünü pozitife çevirdiğini açıkladı. Moody’s ise herhangi bir güncelleme yapmadığını, Türkiye’ye ilişkin periyodik incelemesini tamamladığını duyurdu.

hesap açmak çok kolay!

Hesabınızı dilediğiniz yerden dakikalar içinde açın, tüm yatırım işlemlerinizi kolayca gerçekleştirin.

Jeopolitik gelişmeler önemini koruyor

Küresel cephede haftanın ana gündem maddesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland planına destek vermeyen ülkelere yönelik gümrük tarifelerini gündeme taşıması oldu. Trump, Grönland’ı satın alma girişiminde Danimarka’nın yanında saf tutan Avrupa ülkelerine yüzde 10 gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Bu açıklamaların ardından Avrupa cephesinde art arda tepkiler gelirken, AB büyükelçileri olağanüstü toplantı kararı aldı ve bazı üye ülkelerden ortak açıklamalar yapıldı. Avrupa Parlamentosu’ndan gelen sert mesajlar ve AB’nin yaklaşık 93 milyar Euro büyüklüğünde bir misilleme paketi üzerinde çalıştığına yönelik haber akışı, transatlantik ilişkilerine yönelik endişelerin artmasına neden oldu. Söz konusu gelişmeler, haftanın ilk bölümünde küresel piyasalarda riskten kaçış eğilimini desteklerken; hisse senedi piyasalarında temkinli bir görünüm, altın ve gümüş gibi değerli emtialarda güvenli liman talebiyle birlikte yükselişlerin yaşanmasına neden oldu. Tarife söylemlerinin ticaret politikaları üzerinden küresel büyümeye olası etkileri, yatırımcıların risk pozisyonlarını sınırlandırmasına yol açtı. Ancak hafta ilerledikçe, Trump’ın Davos’taki açıklamaları ve söylemlerdeki görece yumuşama, risk algısının yeniden dengelenmesine katkı sağladı. Trump, Davos temasları kapsamında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Grönland konusunda bir anlaşma çerçevesi oluşturduklarını ve bu kapsamda 1 Şubat’ta sekiz Avrupa ülkesine uygulanması planlanan gümrük tarifelerini durdurduklarını açıkladı. Müzakere kapısının açık tutulduğuna dair verilen mesajlar, piyasalarda tansiyonun kısmen düşmesine yardımcı oldu. Bu gelişmelerle birlikte küresel risk iştahının toparlandığı ve hisse senedi piyasalarında alımların yeniden güç kazandığı görüldü. Önümüzdeki dönemde ABD ile Avrupa arasındaki diplomatik temasların seyri ve Grönland başlığı, piyasaların yakından takip edeceği ve risk iştahını şekillendirecek önemli unsurlar arasında yer almaya devam edecektir. İran kaynaklı jeopolitik gelişmeler ise son günlerde gelen haber akışıyla birlikte arka planda kalmış olsa da, uzun süredir devam eden protestoların yatışmasına rağmen risklerin tamamen ortadan kalktığını söylemek güç. İran’daki gelişmeler ve ABD–İran hattındaki haber akışları, gündemdeki önemini korumayı sürdürecektir.

Gözler Fed toplantısında olacak

Küresel piyasalarda yeni haftanın en önemli gündem maddesi 28 Ocak Çarşamba günü sona erecek ABD Merkez Bankası’nın (Fed) toplantısı olacak. Piyasa beklentileri, Fed’in politika faizini mevcut seviyede sabit tutması yönünde şekillenmiş durumda. Bu nedenle kararın kendisinden ziyade, toplantı sonrası yapılacak açıklamalar ve Fed Başkanı Powell ve üyelerin iletişim dili fiyatlamalar açısından belirleyici olacaktır. Fed toplantısı sonrasında verilecek mesajların, küresel risk iştahının seyri ve sermaye akımları üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. ABD’de açıklanan son makro veriler, ekonominin genel görünümünde belirgin bir bozulmaya işaret etmezken; enflasyon tarafında kontrollü ancak temkinli olunması gereken bir tabloyu destekliyor. Bu çerçevede Fed’in, faiz indirim sürecinde aceleci davranmayan ve veri odaklı yaklaşımını sürdüren bir duruş sergilemesi bekleniyor. Piyasalarda 2026 yılına ilişkin faiz indirim beklentileri korunmakla birlikte, indirimlerin zamanlaması ve toplam büyüklüğüne ilişkin belirsizlik devam ediyor. Son dönemde Fed yetkililerinden gelen açıklamalarda da daha ihtiyatlı bir tonun öne çıktığı görülüyor. ABD’de veri akışları ve Fed üyelerinin açıklamalarıyla birlikte faiz indirim sürecine ilişkin beklentilerin daha dengeli ve temkinli bir zemine oturduğu görülüyor. Piyasalardaki beklentiler 2026 yılı için iki indirim öngörmeye devam etse de ilk faiz indirim beklentisinin nisan ayından haziran ayına kaydığı ve yılın ikinci yarısında faiz indirim adımlarının görülebileceği tahminleri öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri, Fed’in politika patikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesinde ana belirleyici olmaya devam edecektir. Öte yandan Trump’ın yeni Fed başkanına ilişkin yaptığı açıklamalar da piyasa gündeminde yer aldı. Trump, Fed başkanlığı için aday belirleme sürecini tamamladığını ve Jerome Powell’ın halefini yakında açıklayacağını ifade ederken, aday listesinde BlackRock yöneticisi Rick Rieder, mevcut Fed Guvernörü Christopher Waller ve eski guvernör Kevin Warsh’un yer aldığı belirtiliyor.

Japonya faiz oranlarını değiştirmedi

Japonya Merkez Bankası (BoJ), 23 Ocak’ta gerçekleşen toplantısında beklentilerle uyumlu olarak politika faizini değiştirmeyerek %0,75 seviyesinde sabit bıraktı. Hatırlanacağı üzere Japonya Merkez Bankası (BoJ), bir önceki toplantısında kısa vadeli politika faizini %0,50’den %0,75’e yükselterek 2025 Ocak ayından bu yana ilk faiz artışını gerçekleştirmiş ve faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye taşımıştı. BoJ Başkanı Kazuo Ueda’nın ücret artışlarının büyük şirketlerin ötesine yayılmaya başladığına ve sıkı işgücü piyasasının bu süreci desteklediğine yönelik açıklamaları ile, Yönetim Kurulu üyesi Junko Koeda’nın para politikasında normalleşme ihtiyacına vurgu yapan değerlendirmeleri bu adımın öncü sinyalleri olarak takip edilmişti. BoJ, ekonomik görünümün tahminlerle uyumlu seyretmesi halinde sıkılaşma adımlarının devam edebileceği mesajını vermişti. Japonya Merkez Bankası, cuma günkü toplantısında faiz oranlarını sabit tutarken, 2025 ve 2026 mali yılları için büyüme tahminini yükseltti ve şahin enflasyon tahminlerini korudu. Japonya tarafında faiz kararının yanında hafta içerisinde tahvil piyasasındaki fiyatlamalar da yakından izlendi. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin 8 Şubat’taki erken seçime yönelik vergi indirimi vaadinde bulunmasının küresel tahvil piyasalarında satış baskısı yaratmasının ardından, tahvil faizlerindeki yükseliş küresel hisse piyasaları ve risk iştahı üzerinde baskı oluşturdu. Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama’nın piyasalara yönelik sakinleştirici açıklamalarının ardından tahvil piyasasında satışların durulduğu görüldü. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Japon mevkidaşıyla görüştüğünü ve bu adımların Hazine tahvillerini etkilediğini söyledi. Japonya Merkez Bankası (BOJ) çarşamba günü planlandığı gibi tahvil alım işlemlerini gerçekleştirdi. S&P Global Ratings, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi'nin gıda ürünlerinde vergi indirimi planının kamu gelirlerinde kalıcı kayba yol açabileceğini ve ülkenin uzun vadeli mali yapısını zayıflatabileceğini bildirdi. Citadel kurucusu Ken Griffin, bu hafta Japon devlet tahvillerinde yaşanan yoğun satışın, ABD’li politikacılara ülkenin mali durumunu iyileştirmeleri için açık bir uyarı olması gerektiğini söyledi.

TCMB politika faizini %37,0 seviyesine çekti

Yurt içinde 22 Ocak Perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Para Politikası Kurulu toplantısı gerçekleşti. TCMB yılın ilk toplantısında politika faizini 100 baz puan indirerek %37,0 seviyesine çekti. Piyasa beklentisi ve bizim öngörümüz 150 baz puanlık bir indirim yönünde şekillenirken, gelen kararın daha sınırlı olması TCMB’nin temkinli duruşunu koruduğunu gösterdi. TCMB açıklama metninde, ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına dikkat çekilirken, ana eğilimdeki artışın sınırlı olduğu vurgulandı. Bu ifade, beklentilerin üzerinde gelebilecek bir ocak enflasyonuna işaret etmekle birlikte, ana patikada belirgin bir bozulma beklenmediği yönünde okunabilir. Talep koşullarının dezenflasyonist etkisinin azalmasına karşın sürdüğü yönündeki değerlendirme ise TCMB’nin bu taraftaki dezenflasyonist etkiyi piyasanın geneline kıyasla daha güçlü gördüğünü düşündürüyor. Beklentilerin altında kalan faiz indirimi, ilk etapta özellikle bankacılık hisseleri öncülüğünde Borsa İstanbul’da sınırlı bir olumsuz tepkiye yol açtı. Ancak TCMB’nin 2026 yılı enflasyon hedeflerine bağlılığını vurgulayan bu kararın, orta vadede piyasa güveni açısından daha destekleyici bir çerçeve sunduğunu değerlendiriyoruz. Kararın, yüksek ocak enflasyonundan ziyade, 2026 sonu için belirlenen hedef bantların korunmasına yönelik bir kararlılık mesajı içerdiğini değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde ocak ve şubat ayı enflasyon verileri ile rezerv gelişmeleri, TCMB’nin faiz patikasında belirleyici olacaktır. Enflasyonun piyasa beklentilerine paralel seyretmesi halinde (örneğin Ocak enflasyonu %4,0, Şubat enflasyonu da %2,0), TCMB’nin faiz indirimlerini 100 – 150 baz puanlık adımlarla sürdürmesi olası görünürken; beklentilerin üzerinde gelebilecek veriler, faiz indirimlerine ara verilebileceği beklentilerini güçlendirebilir. Mevcut görünüm altında yıl sonu politika faizi beklentilerinde ise belirgin bir değişiklik öngörmüyoruz.

BIST100’de zirve yenilemeleri sürüyor

2026 yılında pozitif bir seyrin öne çıktığı ve tarihi zirvelerin yenilendiği BIST100 Endeksi’nde yükseliş eğilimi geçen hafta da etkisini sürdürdü. TCMB piyasa beklentilerinin bir miktar altında kalan faiz kararının ardından bankacılık sektöründe kâr satışları gözlense de cuma günü genele yayılan alımlar yeniden öne çıktı. Tarihi zirvesini 13.030,83 seviyesine taşıyan BIST100 Endeksi haftayı %2,56 oranında bir yükselişle 12.993 puandan tamamladı. Ocak ayı içerisinde pozitif havanın öne çıktığı endekste, 5 ve 7 günlük üssel ortalamaların (12.813 / 12.735) son dönemde güçlü bir destek konumunda bulunduğu görülüyor. Endekste 5 ve 7 günlük kısa vadeli ortalamalar altında kapanışlar yaşanmadığı sürece olası düşüşleri sınırlı düzeltmeler olarak değerlendirmeye ve yükseliş eğiliminin devam edebileceği görüşümüzü sürdürüyoruz. Özetle, kısa vadeli ortalamalar üzerinde kalıcılık korunduğu sürece yükselişlerin etkisini sürdürebileceği endekste, 13.000 üzerinde hacim destekli kapanışlar alımların gücünü korumasına katkı sağlayabilecektir. Bu durumda 13.150 – 13.250 aralığı ilk direnç bölgesi olarak izlenebilir. Bu bölgenin aşılması halinde 13.400 – 13.500 bandı ile birlikte yeni hedef alanları gündeme gelebilir. 13.500 üzeri kapanışlarda alımlar yeni bir ivme ve güç kazanabilir. Olası kâr satışlarında ise 5 ve 7 günlük ortalamalar (12.813 / 12.735) ilk güçlü destek noktalarıdır. Güçlü destek konumunda kısa vadeli bu ortalamalar altındaki kapanışlarda 12.565 – 12.500 bölgesi destek olarak önem kazanacaktır. 12.500 altındaki kapanışlarda düzeltme eğiliminin hız kazanabileceği endekste, 12.430 – 12.300 – 12.200 ve 12.000 seviyelerine doğru kademeli geri çekilmeler gündeme gelebilir.

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Youtube'da Gedik Yatırım

@GedikYatirim

Yeni Haftanın Hisseleri & Beklentileri | 26 Ocak Pazartesi

Güncel Analizler

Güncel Analizler

İstediğiniz Analiz ve Raporlar E-Posta Kutunuza Gelsin!

Piyasadan haberdar olmak için analiz ve raporlarımıza ücretsiz abone olun.

Sadece ilgilendiğiniz yatırım ürününe dair analiz ve raporları almayı tercih edin. Hem mail kalabalığından kurtulun hem de karbon ayak izinizi azaltarak çevreyi koruyun.

İlginizi Çekebilecek Yazılar