Küresel piyasalar haftaya ABD ile İran arasında mutabakata varıldığı haberinin yarattığı iyimserlikle başladı. Böylece son aylarda küresel fiyatlamalar üzerinde belirleyici olan jeopolitik risk temasında kısmi de olsa bir yumuşama görüldü. Mutabakat haberinin ardından küresel hisse piyasalarında yükselişler öne çıkarken, petrol fiyatlarında ise sert geri çekilmeler yaşandı. Son haftalarda 90 doların üzerinde seyreden Brent petrol, hafta boyunca etkili olan satışlarla birlikte 80 dolar seviyesinin altını test etti.
Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin yeniden normale dönmeye başlayacağı beklentisi ve ABD tarafından uygulanan deniz ablukasının kaldırılması enerji arzına ilişkin endişelerin azalmasına katkı sağladı. Petrol fiyatlarındaki geri çekilme, küresel enflasyon görünümüne ilişkin endişeleri azaltırken, gelişmekte olan ülke varlıkları açısından da destekleyici bir unsur olarak değerlendirildi.
Hafta içerisinde taraflar arasında mutabakatın dijital imzalarla resmileştirildiği ve anlaşmanın temel çerçevesini oluşturan 14 maddelik metnin açıklandığı görüldü. Açıklanan maddeler incelendiğinde, Lübnan dahil olmak üzere bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesi, tarafların birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi, Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve ABD'nin bazı yaptırımları kaldırmasına yönelik düzenlemelerin öne çıktığı görülüyor. Bununla birlikte söz konusu mutabakatın ABD ile İran arasındaki tüm sorunları çözen nihai bir anlaşma niteliği taşımadığı da dikkat çekiyor. Özellikle İran'ın nükleer programı, uranyum stoklarının tasfiyesi ve uzun vadeli denetim mekanizmalarına ilişkin konuların önümüzdeki dönemde yeni müzakere başlıkları olarak gündemde kalması bekleniyor.
Her ne kadar mutabakat piyasalar tarafından olumlu karşılanmış olsa da süreç içerisinde bazı soru işaretleri de oluştu. Cuma günü İsviçre'de gerçekleştirilmesi planlanan görüşmelere ilişkin farklı haber akışları takip edilirken, İran tarafından müzakerelerin ilerleyebilmesi için ek güvence taleplerinin gündeme getirildiğine yönelik kaynaklara dayandırılan haberler dikkat çekti. Bunun yanında ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance tarafından yapılan açıklamalarda da mevcut mutabakatın yalnızca genel bir çerçeve sunduğu ve sürecin yakından takip edileceği vurgulandı.
Hafta sonu ise ABD ve İran heyetleri İsviçre'de teknik düzeyde bir araya geldi. ABD Başkan Yardımcısı Vance görüşmelere ilişkin olumlu mesajlar verirken, taraflar arasında diyaloğun sürdüğüne yönelik açıklamalar piyasalardaki iyimserliği destekledi. Bununla birlikte ABD Başkanı Donald Trump'ın zaman zaman sert söylemlerini koruması ve İran tarafından Hürmüz Boğazı'na ilişkin bazı taleplerin gündeme getirilmesi, sürecin halen kırılgan olduğunu gösterdi. Ayrıca Lübnan'da ateşkes girişimlerine rağmen karşılıklı saldırı haberlerinin devam etmesi, bölgedeki jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığına işaret etti.
Önümüzdeki dönemde ABD ve İran arasındaki müzakerelerin nasıl ilerleyeceği, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin ne ölçüde normale döneceği ve İsrail-Lübnan hattındaki gelişmeler piyasalar açısından önemini koruyacaktır. Şu aşamada jeopolitik risk algısında iyileşme görülse de kalıcı normalleşmenin sağlanabilmesi ve piyasalardaki iyimserliğin korunabilmesi için taraflar arasındaki görüşmelerin başarılı şekilde sürdürülmesi önem taşımaktadır.
Japonya Merkez Bankası 16 Haziran Salı günü sona eren toplantısında, beklentilere paralel şekilde politika faizini 25 baz puan artırarak %1,00 seviyesine yükseltti. Böylece Japonya'da politika faizi yaklaşık son otuz yılın en yüksek seviyesine ulaşmış oldu. Bu karar, BoJ’un 2025 Aralık ayında faizi %0,75’e yükseltmesinin ardından gerçekleştirdiği ilk faiz artışı olurken, Japonya’da politika faizinin %1 seviyesine çıkarılması 1995 yılından bu yana ilk kez gerçekleşti.
BoJ ayrıca devlet tahvili alımlarını azaltma planını sürdüreceğini açıkladı. Buna göre banka, her takvim çeyreğinde tahvil alımlarını 200 milyar yen azaltmaya devam edeceğini ve azaltım programının tamamlanmasının ardından ise Nisan 2027’den itibaren aylık 2 trilyon yen tutarında Japon devlet tahvili alımını sabit seviyede sürdüreceğini ifade etti.
Son dönemde Japon Yeni'nde görülen değer kaybı, yükselen enerji maliyetleri ve enflasyon görünümündeki bozulma BoJ üzerinde ilave sıkılaşma baskısını artırırken, banka karar metninde fiyat istikrarına yönelik risklerin yakından izlendiğini vurguladı. Piyasalar önümüzdeki dönemde Japonya'da ek faiz artırımlarının gündeme gelip gelmeyeceğini ve tahvil alım programına ilişkin olası değişiklikleri takip etmeyi sürdürecektir.
İngiltere Merkez Bankası da 18 Haziran Perşembe günü gerçekleştirdiği toplantısında politika faizini %3,75 seviyesinde sabit bıraktı. Karar 2'ye karşı 7 oyla alındı. İki politika yapıcı, fiyatlara ilişkin istikrarsız görünüm ve enflasyonun sürekliliği konusundaki endişeler nedeniyle çeyrek puanlık bir faiz artırımı yönünde oy kullandı. BoE, enflasyon konusunda gerekirse harekete geçmeye hazır olduğu mesajını verirken, açıklamada petrol fiyatlarındaki son düşüşün cesaret verici olduğu belirtildi.
İngiltere Merkez Bankası %2,8 ile bankanın %2'lik hedefinin üzerinde seyreden enflasyonu kontrol altına almak ile yüksek işsizlik ve zayıf büyüme ortamında büyümeyi desteklemek arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Son aylarda enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş ve enflasyon görünümündeki yukarı yönlü riskler nedeniyle yılın başında gündemde olan faiz indirim beklentilerinin önemli ölçüde zayıfladığı görülüyor.
Toparlayacak olursak, hem BoE hem de BoJ kararları küresel merkez bankalarının mevcut ortamda enflasyon risklerine karşı temkinli duruşlarını koruduklarını gösteriyor. Fed’in şahin mesajlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, küresel ölçekte faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği yönündeki beklentilerin güç kazandığı bir haftayı geride bıraktık.
ABD – İran arasında mutabakat sağlanmasına bağlı azalan jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki düşüşün katkısıyla Borsa İstanbul haftaya güçlü bir yükselişle başladı. Hafta içerisinde genel olarak pozitif havanın korunduğu takip edilirken, cuma günü dalgalı seyirle birlikte kâr satışları etkili oldu.
Jeopolitik risklerin yüksek seyrettiği dönemde baskı altında kalan bankacılık, havacılık, telekom ve holding sektörlerinde geçen hafta yükseliş eğilimi öne çıktı. Özellikle bankacılık sektörü endeksi yukarı taşıyan ana sektör olarak izlendi. Böylece BIST100 Endeksi haftayı %5,71 oranında bir değer kazanımıyla 14.735 puandan tamamladı.
Endekste 14.600 bölgesi üzerinde kalıcılık korunduğu sürece teknik olarak yükseliş eğiliminin devam edebileceğini değerlendiriyoruz. Yükseliş eğiliminin etkisini sürdürmesi durumunda 14.820 – 14.870 aralığı ile devamında 14.950 ve 15.000 seviyeleri kısa vadeli direnç noktaları olarak takip edilecektir.
Psikolojik öneme sahip 15.000 üzerindeki hacim destekli kapanışlarda tarihi zirvemizin bulunduğu 15.205 seviyesi test edilebilir. Zirve üzeri kapanışlarda yeni bir ivme kazanabilecek alımlarla 15.350 – 15.500 bölgesine doğru yükselişler kaydedilebilir.
Endekste kâr satışlarının gözlenmesi halinde ise 14.650 – 14.550 aralığı ilk destek bölgesidir. 14.550 altındaki kapanışlarda 14.460 – 14.375 – 14.250 ve 14.200 seviyeleri destek olarak takip edilebilir. 14.250 – 14.200 destek bölgesi de kırılacak olursa 14.000 bölgesine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.