Küresel piyasalarda son dönemde para politikasına ilişkin beklentiler yeniden fiyatlamaların merkezine yerleşirken, geçen haftanın en önemli gündem maddesi ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararı oldu. Eylül ayının başında açıklanan güçlü tarım dışı istihdam verileri, enflasyon göstergelerinde aylık bazda görülen hızlanma ve ağustos ayının son bölümünde Jackson Hole Sempozyumu’nda Fed Başkanı Kevin Warsh’ın verdiği daha şahin mesajlar, toplantı öncesinde faiz artırım beklentilerini belirgin şekilde güçlendirmişti. Nitekim toplantı öncesinde piyasanın 25 baz puanlık faiz artırımına verdiği olasılık yüzde 90’ın üzerine çıkarken, Fed beklentiler doğrultusunda hareket ederek politika faizini 25 baz puan artırdı ve faiz aralığını yüzde 3,75-4,00 seviyesine yükseltti.
Faiz kararıyla birlikte yayımlanan ekonomik projeksiyonlar da Fed’in enflasyonla mücadelede temkinli ve sıkı duruşunu koruduğunu gösterdi. Fed üyelerinin medyan tahminlerine göre; ABD ekonomisinin 2026 yılında yüzde 2,3, 2027 yılında yüzde 2,4 büyümesi beklenirken, PCE enflasyonu için tahminler sırasıyla yüzde 3,7 ve yüzde 2,3 seviyesinde bulunuyor. Çekirdek PCE enflasyonu için ise 2026 ve 2027 tahminleri yüzde 3,4 ve yüzde 2,5 seviyesinde. İşsizlik oranının hem 2026 hem de 2027 yılında yüzde 4,1 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Faiz patikasına ilişkin noktasal grafikler de dikkat çekici bir görünüm ortaya koydu. Eylül projeksiyonlarında 18 Fed üyesinin 16’sı yıl sonu itibarıyla mevcut politika faizinin üzerinde bir seviye öngörürken, medyan beklenti yıl sonuna kadar 25 baz puanlık bir faiz artırımına işaret ediyor. 2027 yılı için medyan politika faizi beklentisinin ise yüzde 4,1 seviyesinde bulunması, Fed’in gelecek yıl da mevcut faiz seviyelerine yakın bir politika duruşunu koruyabileceğine işaret ediyor.
Fed kararı sonrasında ilk aşamada doların değer kazandığını, hisse senetleri ve emtia piyasalarında ise satış baskısının arttığını gördük. Ancak haftanın ikinci yarısında petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme ve bunun uzun vadeli enflasyon beklentileri üzerindeki baskıyı azaltması, tahvil faizlerinde de aşağı yönlü hareketi beraberinde getirdi. Fed kararı öncesinde yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkan ABD 10 yıllık tahvil faizinin yeniden bu seviyenin altına gerilemesi, küresel risk iştahının toparlanmasına katkı sağladı. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yalnızca politika faizlerinin değil, uzun vadeli tahvil faizlerinin seyri de küresel hisse senetleri ve diğer riskli varlıklar açısından yakından izlenecek.
Toplantı sonrasında Fed Başkanı Kevin Warsh’ın enflasyonla mücadelede kararlı duruşunu koruyan mesajları da para politikasının önümüzdeki dönemde makroekonomik verilere oldukça duyarlı kalacağını gösterdi. Bu nedenle başta istihdam ve enflasyon olmak üzere ABD’de açıklanacak veriler, Fed üyelerinin mesajları ve faiz kararları önümüzdeki dönemde küresel varlık fiyatlamaları açısından belirleyici olmaya devam edecek. Fed’in kararları üzerinde makroekonomik verilerin yanında jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarının seyri de belirleyici olacağından bu taraftaki gelişmeler de piyasaların gündemindeki yerini ve önemini koruyacaktır. Ek olarak Fed’in projeksiyonları yıl sonuna kadar bir faiz artırımına, 2027 yılında ise faizlerin yüzde 4,1 civarında korunmasına işaret ederken, piyasa fiyatlamalarında gelecek yıl ilave faiz artırımlarının da gündeme gelebileceğine yönelik beklentiler bulunuyor. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte açıklanacak makroekonomik veriler, bu beklentilerin ne ölçüde değişeceği açısından kritik önem taşıyor.
Yurt içinde ise geçen hafta yatırım fonları kaynaklı gelişmeler piyasaların gündeminde öne çıktı. SPK’nın fon düzenlemesi sonrasında bazı fonlarda yatırımcı çıkışlarının hızlanması ve bazı fonlarda temerrüt/ödeme güçlüğüne ilişkin gelişmeler yatırımcı tarafında endişeleri artırırken, çarşamba günü Borsa İstanbul’da satış baskısının belirgin şekilde güçlendiğini gördük. Perşembe günü sabah saatlerinde Finansal İstikrar Komitesi’nin gerçekleştirdiği toplantı sonrasında, piyasalardaki hareketliliğin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarında yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığı ve Borsa İstanbul ile sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığı belirtildi. TCMB de likidite koşullarını desteklemek amacıyla bankalar arası borçlanma limitlerinde ve haftalık repo imkanında düzenlemelere gitti.
Bu gelişmelerin ardından SPK, 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls Portföy Yönetimi A.Ş.’nin kurucusu olduğu ve TEFAS’ta işlem gören fonları alım ve satım işlemlerine kapattı. İlk açıklamada 130 fon için tasfiye kararı alınırken, 17 Eylül tarihli yeni düzenlemeyle liste 131 fona güncellendi. SPK’nın belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde Tera Portföy fonlarının tasfiye işlemleri için Türkiye İş Bankası A.Ş., diğer altı portföy yönetim şirketinin fonları için ise T.C. Ziraat Bankası A.Ş. yetkilendirildi. Fon varlıklarının yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek nakde dönüştürülmesi ve elde edilen tutarların yatırımcılara sahip oldukları fon payları oranında aktarılması öngörüldü. Tasfiye sürecinin azami üç aylık süre içerisinde tamamlanması planlanırken, Kurulca uygun görülmesi halinde bu sürenin uzatılabileceği belirtildi. SPK’dan son gelen açıklamada ise 3 aylık sürenin, tasfiye konusu fonların portföy yapıları ve piyasa gelişmeleri dikkate alınarak 6 ay olarak değiştirilmesine karar verildi. Önümüzdeki dönemde özellikle tasfiye kapsamındaki fonların portföylerinde bulunan varlıkların, başta hisse senetleri olmak üzere, hangi hızda ve hangi piyasa koşullarında nakde dönüştürüleceği önem taşıyor. Gerçekleştirilecek satışların ilgili hisselerin fiyat oluşumu ve piyasa likiditesi üzerindeki doğrudan etkilerinin yanı sıra yatırımcı davranışları üzerinden oluşturabileceği ikincil etkiler ve yetkili kurumlardan gelecek açıklamalar da yakından takip edilecektir.
Borsa İstanbul açısından geçen haftanın en önemli gelişmesi, fon piyasasında yaşanan gelişmelerin piyasa fiyatlamasına yansıması oldu. Çarşamba günü satış baskısının belirgin şekilde artmasının ardından, alınan düzenleyici ve likidite tedbirleriyle birlikte perşembe günü piyasada toparlanma eğilimi görüldü. BIST100 Endeksi haftayı %8,2 oranında bir düşüşle 13.284 puandan tamamladı.
Kısa vadede yaşanan gelişmelere ve haber akışına bağlı olarak piyasada oynaklık bir süre daha yüksek seyredebilir. Özellikle oynaklığın yüksek olduğu dönemlerde teknik seviyelerin hızlı bir şekilde aşılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle kısa vadede doğrudan endeks seviyelerinden ziyade, sektör ve hisse bazlı ayrışmaların daha yakından takip edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle temel görünümü, likiditesi ve sektör dinamikleri daha güçlü olan şirket hisselerinde, yaşanan gelişmelerin ve satış baskısının etkisinin daha sınırlı kalabileceğini değerlendiriyoruz. Bu kapsamda başta BIST30 içerisinde likiditesi yüksek ve temel görünümü destekleyici olan ana hisseler olmak üzere, şirketlerin kendi dinamiklerine bağlı fiyatlamaların önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkması mümkün.
Teknik seviyelerin hızlı geçilebileceği dikkate alınmak kaydıyla BIST100 Endeksi’nde toparlanma çabasında ilk olarak 200 günlük üssel ortalama (13.377) ile 13.500 bölgesi izlenecektir. 13.500 üzerine yerleşmelerde 13.635 – 13.750 – 13.875 ve 14.000 seviyeleri direnç olarak takip edilebilir. Psikolojik öneme sahip 14.000 üzerinde hacim destekli kapanışlar kısa vadeli teknik görünümün iyileşmesi açısından önemli olacaktır. Endekste satışların gözlenmesi halinde ise 13.180 – 13.090 ve 13.000 seviyeleri kısa vadeli destek noktalarıdır. 13.000 puan altındaki kapanışlarda teknik olarak satış baskısının devam edebileceği endekste, 12.910 – 12.800 – 12.640 – 12.500 ve 12.430 seviyeleri destek olarak takip edilebilir.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.