Küresel piyasalarda son dönemde fiyatlamaların ana belirleyicisi olmayı sürdüren jeopolitik gelişmeler, yüksek oynaklık ve yön arayışını beraberinde getirmeye devam ediyor. Özellikle ABD – İran hattında yaşanan gelişmeler ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin riskler piyasaların yakın takibinde yer alırken, haber akışına bağlı sert fiyat hareketleri öne çıkıyor. Önceki haftanın ikinci yarısında piyasalarda ABD ile İran arasında bir anlaşma sağlanabileceğine yönelik artan umutlar, risk iştahını destekleyen bir tablo ortaya koymuştu. Bu süreçte Brent petrolde 110 dolar seviyelerinden 95 – 96 dolar bandına doğru sert geri çekilmeler kaydetmişti. Ancak hafta sonunda İran’ın ABD’nin sunduğu taslak öneriye verdiği yanıtın Trump tarafından “kabul edilemez” olarak değerlendirilmesi, Trump’ın ateşkesin kırılgan yapısına ilişkin sert açıklamaları ve bölgedeki tansiyonun tam anlamıyla düşmemesi piyasalardaki iyimserliği yeniden sınırladı. Özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin risklerin gündemde kalmaya devam etmesi enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini canlı tutuyor. Her ne kadar zaman zaman diplomatik temaslara ilişkin olumlu haber akışları görülse de, bu gelişmelerin henüz somut ve kalıcı bir anlaşmaya dönüşemediği dikkat çekiyor. Bu nedenle petrol fiyatlarında dalgalı seyir korunurken, fiyatlamaların psikolojik öneme sahip 100 dolar seviyesi üzerinde kalmaya devam ettiği görülüyor.
Jeopolitik risklerin sürmesi ve enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi, küresel risk iştahı üzerinde baskı oluşturan temel unsurlar arasında yer almaya devam ediyor. Gündemde kalmaya devam eden jeopolitik risklerin yanında geçen hafta ABD Başkanı Trump’ın Çin ziyareti ve Çin lideri Şi Jinping ile görüşmesi piyasaların yakın takibinde yer aldı. ABD ile Çin arasında gerçekleştirilen görüşmelerden gelen görece olumlu mesajlar ve teknoloji şirketlerine yönelik güçlü finansal sonuç beklentileri, başta ABD borsaları olmak üzere küresel hisse piyasalarında alımları destekledi. Özellikle “Muhteşem Yedili” olarak ifade edilen büyük teknoloji şirketlerinin piyasa değerleri ve endeks ağırlıkları oldukça yüksek olduğu için, bu hisselerde yaşanan yükselişler endeksleri yukarı taşımayı başardı. Ancak teknoloji hisselerindeki güçlü performansa rağmen jeopolitik risklerin ve enerji fiyatlarının piyasalar açısından önemli bir baskı unsuru olmaya devam ettiğini değerlendiriyoruz. Hafta sonundaki gelişmelerde ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın açılmasıyla ilgili "derhal ve hızlıca harekete geçmeleri" gerektiği konusunda uyarıda bulundu. ABD basınında ABD ve İsrail'in İran'a muhtemel saldırılar için yoğun hazırlık yaptığı iddiası yer aldı.
Son dönemde bir tarafta ateşkes, anlaşma ve diplomatik çözüm beklentileriyle risk iştahının güç kazandığı dönemler yaşanırken, diğer tarafta gelen sert açıklamalar ve askeri gerilimler bu iyimserliğin kısa sürede zayıflamasına neden oluyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte yalnızca söylemler değil, somut diplomatik adımların atılıp atılmayacağı da kritik önem taşıyacaktır. Özellikle ABD – İran hattındaki gelişmeler, Hürmüz Boğazı’na ilişkin riskler ve petrol fiyatlarının seyri piyasaların yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Eğer önümüzdeki süreçte taraflar arasında anlaşma ihtimalini güçlendiren haber akışları öne çıkarsa, petrol fiyatlarında yeniden geri çekilmeler ve risk iştahında toparlanma görülebilir. Ancak ateşkesin bozulması, diplomasi kanalının zayıflaması veya bölgede yeniden çatışma riskinin artması halinde ise petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketlerin hız kazandığı, küresel hisse piyasalarında ise daha sert satış baskılarının görüldüğü bir süreç gündeme gelebilir.
Yurt içinde hafta boyunca en önemli gündem maddelerinden biri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın gerçekleştirdiği yılın ikinci Enflasyon Raporu Toplantısı oldu. TCMB, petrol fiyatları, ithalat maliyetleri ve gıda fiyatlarına ilişkin varsayımlarını yukarı yönlü revize ederken, yıl sonu enflasyon tahmininde de önemli revizyonlara gitti. Buna göre TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %18’den %26’ya yükseltirken, ara hedefini de %16’dan %24 seviyesine revize etti. 2027 yıl sonu ara hedefi %9’dan %15’e ve 2028 yıl sonu ara hedefi %8’den %9’a yükseltildi. TCMB yüksek belirsizlikleri gerekçe göstererek bu kez tahmin aralığı paylaşmadı. Yıl sonu enflasyon tahmininde ve ara hedefinde yaptığı 8 puanlık yukarı yönlü revizyon, TCMB’nin projeksiyonlarını piyasa beklentilerine (%28-30) yaklaştırmış oldu. Bu açıdan bakıldığında, mevcut küresel emtia fiyat ortamı altında daha gerçekçi bir makro çerçeve sunulması ve politika kredibilitesinin güçlendirilmesi açısından olumlu değerlendiriyoruz.
Enflasyon Raporu’nda özellikle jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkilerine geniş yer verildi. TCMB, Orta Doğu’da şubat ayı sonunda başlayan gerilimin negatif arz şoklarına yol açtığını ve özellikle ulaştırma ile enerji maliyetleri üzerinden enflasyonist baskıları artırdığını vurguladı. Savaşın seyrine bağlı olarak petrol fiyatlarının temel varsayımların üzerinde kalmasının yukarı yönlü risklerin başında geldiği ifade edilirken, tedarik zincirlerinde yaşanabilecek olası aksaklıkların da maliyet baskılarını artırabileceği belirtildi.
TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın açıklamalarında özellikle daha uzun süre daha sıkı duruş mesajının öne çıktığını değerlendiriyoruz. TCMB, jeopolitik risklerin ve enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerine dikkat çekerken, mevcut koşullar altında sıkı para politikası duruşunun korunacağı mesajını verdi. TCMB’nin mevcut durumda ağırlıklı fonlamayı %40 seviyesindeki gecelik borç verme faizi üzerinden sürdürdüğü görülürken, kısa vadede politika faizinde ya da mevcutta fiili fonlama faizi haline gelen %40 seviyesindeki gecelik borç verme faizinde aşağı yönlü bir adım beklemiyoruz.
Geçen hafta Borsa İstanbul’da satış ağırlıklı bir fiyatlama öne çıktı. Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki yükselişin yanında mayıs ayının son haftasındaki bayram tatili öncesinde yurt içi piyasalarda alım iştahının zayıfladığı takip edildi. BIST100 Endeksi geçen haftayı %4,61 oranında bir düşüşle 14.368 puandan tamamladı. Daha önceki yıllarda da uzun bayram tatilleri öncesinde piyasalarda satışların kaydedildiği ve özellikle tatil öncesinde kredili pozisyon kapamalarının piyasa üzerindeki baskıyı artırdığı görülmektedir. Takas tarihlerinin bayram tatili dönüşüne kalacağı 22 Mayıs’a kadar kredili pozisyonlarda yaşanabilecek olası kapanmalar piyasalar üzerinde dalgalı ve zayıf bir görünümün sürmesine yol açabilir.
Nisan ayından bu yana güçlü bir destek olarak öne çıkan 5 ve 8 günlük kısa vadeli ortalamalarının altına sarkan ve devamında 14.600 destek bölgesini de kıran endekste kısa vadeli teknik görünüm zayıf seyretmektedir. Endekste satıcılı seyrin etkisini sürdürmesi durumunda 14.210 – 14.125 ve 14.000 seviyeleri kısa vadeli destek noktaları olarak izlenebilir. 50 günlük üssel ortalamaya da denk gelen 14.000 seviyesi ile fibo trend dönüş çizgisine denk gelen 13.900 altındaki kapanışlarda teknik görünümdeki zayıflama ve satış baskısı derinleşebilir. Bu durumda 13.710 – 13.595 – 13.500 ve 100 günlük üssel ortalamaya (13.348) doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir.
Endekste tepki alımlarında 18 Şubat’taki zirve seviyesi olan 14.532 ile nisan ayının ikinci yarısında güçlü bir direnç olarak çalışan 14.600 bölgesi kısa vadeli direnç noktalarıdır. Nisan başından bu yana güçlü destek olarak çalışan ve kırılmasıyla birlikte güçlü direnç konumuna geçen 5 ve 8 günlük üssel ortalamalar (14.615 / 14.655) üzerinde tekrar günlük kapanışlar görülmediği sürece olası yükselişlerin sınırlı tepkiler olarak kalabileceği ve zayıf görünümün devam edebileceği dikkate alınmalıdır. Kısa vadeli bu ortalamalar üzerinde yeniden kapanışlar alınabilirse 14.760 – 14.900 ve 15.000 seviyeleri direnç olarak izlenebilir. 15.000 üzeri kapanışlarda tarihi zirvenin bulunduğu 15.205 seviyesi tekrar test edilebilir.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.