Küresel piyasalarda son dönemde artan jeopolitik ve politik risk başlıkları fiyatlamalar üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Ancak mevcut tabloda sistemik bir kırılmadan ziyade, başlık bazlı oynaklığın arttığı ve yatırımcı davranışının daha seçici hale geldiği bir görünüm takip ediliyor. Önceki hafta teknoloji hisseleri öncülüğünde hız kazanan satışlar, yapay zekâ teması etrafında oluşan yüksek değerlemelerin sorgulanmasıyla birlikte sektörel bazda belirgin dalgalanmalara neden olmuştu. Yazılım ve teknoloji şirketlerinde oluşan fiyat oynaklığına, bu kez büyük gayrimenkul hisseleri de eklendi. Yapay zekâ gelişmelerinin iş modelleri ve ofis talebi üzerindeki potansiyel etkileri tartışılırken, ABD borsalarında bazı gayrimenkul hisselerinde pandemi döneminden bu yana en sert düşüşler kaydedildi. Yatırımcıların emek yoğun iş modellerinden kaçış eğilimi, sektörler arası rotasyonu hızlandırdı. Bununla birlikte büyük yatırım bankalarından gelen farklı yönlü değerlendirmeler, piyasalarda tek yönlü bir hikâye olmadığını ve volatilitenin yapısal olarak yükseldiğini gösteriyor.
Jeopolitik cephede ise ABD–İran hattında Umman’da gerçekleştirilen temasların ardından taraflardan gelen “müzakerelerin sürdürülmesi” mesajları tansiyonu bir miktar düşürdü. Buna karşın, ABD Başkanı Trump’ın İran ile halen devam eden müzakerelerin başarısız olması halinde bölgeye ikinci bir uçak gemisi göndermeyi değerlendirdikleri açıklaması, risk başlığının tamamen kapanmadığını gösterdi. Emtia cephesinde önceki haftalarda altın ve gümüşte görülen sert düzeltmelerin ardından volatilitenin kademeli olarak normalleştiği görülüyor. Long pozisyon çözülmeleri ve teminat baskısı kaynaklı sert satışların ardından, fiyatlamalarda daha dengeli ancak dalgalı bir görünüm öne çıkıyor.
ABD’de açıklanan veriler, ekonomide sert bir bozulmaya işaret etmese de momentumun daha dengeli bir zemine oturduğunu gösteriyor. Perakende satışların beklentileri karşılayamaması iç talepte sınırlı bir ivme kaybına işaret ederken, enflasyon tarafında kontrollü ancak dikkat gerektiren görünüm sürüyor. ABD'de ocak ayında tüketici fiyatları aylık bazda %0,2 artarak beklentilerin altında geldi. Analistlerin beklentisi %0,3 artış yönündeydi. Yıllık bazda tüketici fiyatları ise %2,5 beklentiye karşılık %2,4 arttı. Hizmet maliyetlerindeki artışın etkisiyle, yılın başında ABD'de çekirdek enflasyon 2025 Ağustos ayından bu yana en yüksek seviyede yükseldi.
Haftanın en kritik verisi olan tarım dışı istihdam ocak ayında piyasadaki 65 bin olan beklentinin oldukça üzerinde 130 bin kişi artış kaydetti. Önceki 2 ayın istihdam verisi 17 bin aşağı yönlü revize edildi. İşsizlik oranı yüzde 4,4'ten yüzde 4,3'e geriledi. Beklenti yüzde 4,4'tü. Fed'in dikkatle izlediği ortalama saatlik kazançlar aylık beklentilerin üzerinde, yüzde 0,4 artış gösterdi. Beklenti yüzde 0,3 artıştı. Diğer yandan ABD'de son açıklanan tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi, iş gücüne dair endişeleri bir miktar azaltmasına karşın, verinin alt kalemlerinden alınan sinyaller buradaki risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. İş gücüne katılım oranındaki sınırlı değişim, tam zamanlı–yarı zamanlı istihdam kompozisyonu ve bazı sektörlerde gözlenen zayıflama, dengelenme sürecinin devam ettiğine işaret ediyor. Bu nedenle manşet güçlü görünmekle birlikte, alt kırılımlar Fed’in “bekle-gör” yaklaşımını destekliyor. Fed üyelerinden gelen açıklamalar da bu temkinli zemini teyit ediyor. Bu yıl oy hakkı bulunan bazı üyeler, enflasyon riskleri nedeniyle faizlerin bir süre daha sabit tutulması gerektiğini vurguladı. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack ve Dallas Fed Başkanı Lorie Logan’ın açıklamaları, enflasyonda kalıcı bir düşüş görülmeden gevşeme adımlarının hızlandırılmayacağı mesajını verdi. Buna karşın bazı guvernörler, ekonomik aktivitede belirgin bir yavaşlama görülmesi halinde faiz indirimi için alan oluşabileceğini ifade ediyor. Bölgesel Fed başkanlarının “hafif kısıtlayıcı duruşun korunması” yönündeki mesajları, Fed içinde aceleci bir gevşeme eğilimi oluşmadığını göstermeye devam ediyor. Piyasa fiyatlamalarında ilk faiz indirimi beklentisinin haziran ayına ötelenmiş olması, veri akışının Fed beklentilerini doğrudan şekillendirdiğini ortaya koyuyor. 2026 yılı için iki faiz indirimi beklentisi korunmakla birlikte, indirimlerin zamanlaması ve büyüklüğü konusunda belirsizlik sürüyor. Özellikle istihdam ve ücret dinamikleri, Fed’in politika patikasında belirleyici olmaya devam edecektir.
Yurt içinde haftanın en önemli gündem maddesi 12 Şubat Perşembe günü gerçekleştirilen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yılın ilk Enflasyon Raporu toplantısı oldu. TCMB, 2026 yılı için tahmin aralığını %13 - %19 bandından %15 – %21 bandına yükseltirken, 2026 için ara hedef ise %16 seviyesinde korundu. 2027 yıl sonu tahmini %9 olarak korunurken, 2028 yılı için ara hedef %8 olarak belirlendi. Yukarı yönlü revizyon sınırlı olmakla birlikte, TCMB’nin patikaya bağlılık mesajını koruduğu görülüyor. TCMB Başkanı Fatih Karahan, ocak ve şubat aylarında gıda kaynaklı yukarı yönlü baskıların etkili olduğunu, ancak ana eğilimde kalıcı bir bozulma görmediklerini ifade etti. Özellikle sebze fiyatları ve mevsimsel etkilerin geçici olduğuna vurgu yapılırken, mart ayından itibaren ana eğilimin kasım–aralık seviyelerine yaklaşabileceği belirtildi.
Para politikası tarafında verilen mesajlar dikkat çekiciydi. TCMB, faiz indirim adımlarının büyüklüğünü belirlerken enflasyon görünümünü temel alacaklarını ve “adım büyüklüğünün kısa dönemde artması için gereken eşiğin yüksek olduğunu” ifade etti. Bu söylem, indirim sürecinin 100 baz puanlık adımlarla devam edebileceğine işaret ediyor. Ayrıca enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin şekilde sapması durumunda sıkılaştırma seçeneğinin masada olduğu vurgulandı.
Enflasyon tahmin aralığındaki güncellemede hizmet grubu ağırlığının artması ve bazı varsayım revizyonlarının etkili olduğu belirtilirken, TCMB’nin dezenflasyon sürecine ilişkin ana çerçevesinde belirgin bir değişiklik olmadığı görülüyor. Bu durum, para politikasında temkinli gevşeme sürecinin kontrollü şekilde sürdürülebileceğine işaret ediyor. TCMB’nin piyasayı yüksek gelebilecek şubat enflasyonuna hazırlaması, ancak mart ayından itibaren iyileşme beklediğini vurgulaması piyasanın mart toplantısı özelinde faiz indirim beklentilerinin de canlı kalmasını sağladı. Mart–nisan döneminde yıllık enflasyonda yaklaşık 4 puana varan bir düşüş görülmesi halinde, para politikasında daha güçlü indirim beklentileri gündeme gelebilir. Bu çerçevede önümüzdeki iki aylık enflasyon gerçekleşmeleri, TCMB’nin faiz adımlarının hız ve büyüklüğünü belirlemede kritik rol oynayacaktır
Şubat başından itibaren 14.000 seviyesini test eden ancak aşmakta zorlanan BIST100 Endeksi, perşembe günü Enflasyon Raporu sonrası bankacılık ve holding sektörü öncülüğünde güç kazanan alımlarla bu psikolojik direnci aştı. 14.000 üzerindeki kapanış teknik olarak olumlu bir görünüm ortaya koydu. Tarihi zirvesini 14.321 seviyesine taşıyan BIST100 Endeksi haftayı %4,87 oranında bir yükselişle 14.181 puandan tamamladı. Psikolojik öneme sahip ve son haftalarda güçlü direnç olarak öne çıkan 14.000 üzerinde kalıcılığın korunması yükseliş eğiliminin devamlılığı açısından önem taşımaktadır.
Bu seviye üzerinde fiyatlama eğiliminin devamında 14.250 ile yeni zirve seviyesi olan 14.321 kısa vadeli ilk direnç noktaları olup, zirvenin aşılması durumunda 14.400 – 14.500 bölgesi test edilebilir. 14.500 üzerinde kapanışlar alınabilirse 14.750 – 14.800 bölgesi ile devamında 15.000 seviyesine doğru yükselişler kaydedilebilir.
Endekste olası kâr satışlarında 5 ve 7 günlük üssel ortalamalar (13.990 / 13.920) ilk güçlü destek noktalarıdır. 2026 başından itibaren kısa vadeli ortalamalarını güçlü bir destek edinen endekste, 5 ve 7 günlük ortalamalar altında kapanışlar yaşanacak olursa düzeltme eğilimi hız kazanabilir. Bu durumda 13.785 – 13.680 – 13.600 – 13.500 ve 13.390 seviyelerine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir. Kasım ayının ikinci yarısından itibaren gözlenen yükselişlere çekilen fibonacci düzeltme seviyelerinin %23,6’lık kısmına denk gelen 13.390 seviyesi kırılacak ve altında kapanışlar yaşanacak olursa satış baskısı derinleşebilir.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.