Küresel piyasalarda son haftalarda fiyatlamaların merkezinde jeopolitik gelişmeler yer almaya devam ediyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonların ardından bölgeden gelen karşılıklı açıklamalar ve misilleme adımları, Orta Doğu’daki belirsizliğin ve endişelerin devam etmesine neden oluyor. İran cephesinden gelen sert açıklamalar, Hürmüz Boğazı’na yönelik uyarılar ve bölgede yaşanan askeri hareketlilik, enerji arz güvenliği açısından kritik bir riskin ortaya çıktığına işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürütülen savaşın büyük ölçüde sona erdiğini ifade ederek çatışmanın yakında bitebileceğine yönelik açıklamaları piyasalarda kısa süreli bir rahatlama yaratsa da bölgedeki askeri hareketlilik ve karşılıklı açıklamalar, gerilimin tamamen sona erdiğine yönelik net bir tablo ortaya koymuyor. Bu nedenle piyasalar açısından bölgedeki gelişmelerin seyri ve gerilimin ne kadar süreceğine ilişkin belirsizlikler önemini korumaya devam ediyor.
Jeopolitik gelişmelerin en hızlı yansıdığı alanlardan biri enerji piyasaları oldu. Petrol fiyatları haftaya güçlü bir yükselişle başlayarak Brent petrolün kısa süreliğine 110 dolar seviyesini test ettiği bir görünüm ortaya koydu. Orta Doğu’da enerji arzına yönelik risklerin artması ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin endişeler petrol piyasasında arz şoku senaryolarını gündeme taşırken, fiyatlarda sert hareketler izlendi. Hafta içerisinde ise petrol piyasasında dalgalı bir seyir öne çıktı. Salı günü başta ABD olmak üzere bazı ülkelerin stratejik petrol rezervlerini kullanıma açabileceğine yönelik haberler ve bu yönde alınan kararlar petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturdu. Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrol fiyatı 85 dolar bölgesine kadar geri çekildi. Ancak arz güvenliğine yönelik endişelerin tamamen ortadan kalkmaması ve bölgedeki jeopolitik risklerin devam etmesi, petrol fiyatlarında düşüşlerin sınırlı kalmasına neden oldu. Haftanın ilerleyen günlerinde yeniden artan belirsizlikler ve enerji arzına ilişkin risklerin devam etmesiyle birlikte Brent petrol fiyatlarının cuma günü yeniden 100 dolar seviyesini geçti. Enerji piyasalarındaki gelişmeler küresel varlık fiyatları üzerinde de belirgin etkiler oluşturuyor. Artan jeopolitik riskler ve yükselen enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki olası etkileri, küresel tahvil piyasalarında satış baskısını beraberinde getirirken, tahvil faizlerinde yukarı yönlü hareketler görüldü. Bu süreçte doların küresel çapta değer kazandığı, riskli varlıklarda ise daha temkinli ve dalgalı bir fiyatlamanın öne çıktığı takip ediliyor. Jeopolitik gelişmelerin seyri ve enerji arzına yönelik riskler küresel piyasalar açısından belirsizliği yüksek tutmaya devam ediyor. Orta Doğu’da tansiyonun seyri, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek gelişmeler ve enerji piyasalarındaki arz–talep dengesi önümüzdeki süreçte küresel risk algısının yönü açısından belirleyici olmaya devam edecektir.
Yeni haftada 18 Mart Çarşamba Günü Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararı ile 19 Mart Perşembe günü Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) toplantıları takip edilecektir. Mevcut piyasa beklentileri merkez bankalarının mevcut konjonktürde mart toplantılarında faiz oranlarında değişikliğe gitmeyerek bekle–gör yaklaşımını koruyacağı yönünde şekilleniyor. Bununla birlikte enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin oluşturabileceği enflasyonist baskılar ve artan jeopolitik belirsizliklerin karar metinlerinde ve yapılacak açıklamalarda risk unsuru olarak öne çıkarılmasını bekliyoruz.
Fed cephesinde artan enflasyon endişelerine karşın beklentilerin oldukça altında kalan tarım dışı istihdam verisi sonrasında, Fed Başkanı Powell’ın açıklamaları ve jeopolitik ile enerji piyasalarındaki gelişmelere yönelik değerlendirmeleri yakından izlenecektir. ECB’ye yönelik piyasalarda bu yıl bitimine kadar faiz artırım senaryoları öne çıkarken, ECB Başkanı Lagarde’ın toplantı sonrasında açıklamaları önemli olacaktır. ECB Yönetim Konseyi Üyesi Peter Kazimir, İran ile yaşanan savaşın enflasyonist etkileri nedeniyle bankanın faiz artışlarını beklenenden daha erken gerçekleştirmek zorunda kalabileceği uyarısında bulundu. Kazimir, faiz indirimi tartışmalarının tamamen rafa kalktığını belirtti. Son olarak ise 2026 yılında kademeli faiz indirimlerinin süreceğinin beklendiği ve bu yönde mesajların verildiği İngiltere Merkez Bankası (BoE) tarafından yapılacak yeni yönlendirme de son derece kritik olacaktır. BoE Başkanı son gelişmeler ışığındaki yeni değerlendirmeleri BoE’ye yönelik beklentiler üzerinde belirleyici olacaktır. Halihazırda BoE’ye yönelik faiz indirim beklentileri de zayıflama kaydetmiş durumda.
Yurt içinde haftanın önemli gelişmelerinden biri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mart ayı toplantısı oldu. TCMB politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda %37 seviyesinde sabit bırakırken, gecelik borç verme faizi de %40 seviyesinde korundu. Böylece faiz koridorunun üst bandı %40, politika faizi %37 ve alt bandı %35,5 seviyesinde korunmuş oldu. TCMB karar metninde küresel risk iştahındaki bozulma ve enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümü açısından oluşturabileceği risklere dikkat çekti. Banka ayrıca son dönemde alınan sıkılaştırıcı adımlar kapsamında haftalık repo ihalelerine ara verilmesi ve likidite yönetimi araçlarıyla finansal koşulların sıkı tutulduğunu vurguladı. Karar metninde dikkat çeken bir diğer unsur ise para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla alınmaya devam edeceğine yönelik vurgunun güçlendirilmesi oldu. Bu değişiklik para politikasında temkinli duruşun korunacağını gösterirken, gerektiği takdirde ek sıkılaştırma adımlarına da kapının açık tutulduğu şeklinde yorumluyoruz. Öte yandan petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye ekonomisi açısından da yakından takip ediliyor. Enerji fiyatlarının mevcut yüksek seviyelerde kalması durumunda hem enflasyon hem de cari denge üzerinde yukarı yönlü riskler artış kaydedecektir. Bu nedenle enerji fiyatlarının seyri önümüzdeki dönemde para politikasının şekillenmesi açısından önemli belirleyicilerden biri olmaya devam edecek.
Sert yükseliş kaydeden petrol fiyatları ve zayıflayan küresel risk iştahının etkisiyle haftaya satıcılı bir başlangıç yapan BIST100 Endeksi’nde, salı günü ise Halkbank’ın ABD’deki dava sürecine dair gelen haber akışının bankacılık sektörü öncülüğündeki alımları desteklemesiyle toparlanma gözlendi. Ancak haftanın devam eden bölümünde petrol fiyatlarındaki yüksek seyir, küresel risk iştahındaki zayıflama ve jeopolitik belirsizliklerin gündemde kalmaya devam etmesi Borsa İstanbul üzerinde yeniden baskı oluşturdu. Jeopolitik gelişmeler yakından izlenirken, haber akışlarına bağlı olarak çift yönlü yüksek seyredebilecek volatiliteye karşı dikkatli olunmalıdır. Endekste kısa vadede 50 günlük üssel ortalama (13.074) ile 13.000 – 12.945 aralığı ilk destek noktaları olarak izlenecektir. Bu seviyeler altındaki kapanışlarda satıcılı seyrin etkisini sürdürebileceği endekste, 12.700 – 12.650 aralığı ile fibo trend dönüş çizgisinin geçtiği ve aynı zamanda 100 günlük üssel ortalamanın geçtiği 12.450 bölgesine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir. Kritik öneme sahip 12.450 bölgesi altında hız kazanan satışlarla 12.000 bölgesi test edilebilir. Psikolojik öneme sahip 13.000 ile 50 günlük üssel ortalama (13.074) üzerinde kalıcılık korunabilir ve tepki alımları gözlenecek olursa 13.200 – 13.300 – 13.380 ve fibo %23,6’lık kısma denk gelen 13.550 seviyesi direnç konumunda bulunmaktadır. 13.550 üzerindeki kapanışlarda 13.750 – 14.000 bölgesine doğru yükselişler yaşanabilir. Endekste yeniden yükselişlerin güç kazanabilmesi için jeopolitik risklerde azalışa ve bölgede tansiyonun düşmesine ihtiyaç olduğu yönündeki görüşümüzü koruyoruz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.