ABD ile İran arasındaki gerilim geçen hafta da küresel piyasaların gündemindeki yerini korurken, bölgede artan askeri hareketlilik enerji arzına yönelik endişeleri yeniden belirgin şekilde artırdı. Hafta boyunca ABD ile İran arasında karşılıklı saldırılar devam ederken, tankerlerin hedef alınmasına yönelik gelişmeler Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'ndeki riskleri artırdı. ABD'nin İran tankerlerine yönelik saldırıları ve İran'ın da bölgedeki ABD askeri unsurlarına yönelik füze saldırıları çatışmanın enerji taşımacılığı üzerindeki etkisini daha belirgin hale getirirken, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a ve bölgedeki enerji altyapısına yönelik faaliyetleri de Kızıldeniz ve Babülmendeb hattındaki riskleri artırdı. Özellikle Husilerin Babülmendeb Boğazı'nın girişindeki stratejik öneme sahip Meyyun Adası'nı ele geçirmesine yönelik haber akışı, enerji taşımacılığı açısından risklerin yalnızca Hürmüz Boğazı ile sınırlı olmadığını gösterdi. Bölgedeki gelişmelere ek olarak Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin ağustos ayında son 30 yılı aşkın dönemin en düşük seviyesine gerilemesi de arz endişelerini artıran bir diğer gelişme oldu. Bu gelişmelerle birlikte Brent petrol hafta başında 94 dolar civarındaki seviyelerden yükselişe geçerken, perşembe günü 106 dolar seviyesine kadar çıktı. Cuma günü önceki günlerdeki sert yükselişin ardından bir miktar düzeltme görülse de petrol 101-102 dolar bandındaki yüksek seviyelerini korudu.
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması, enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyon görünümünü yeniden olumsuz etkilerken, merkez bankalarının temkinli ve sıkı duruşlarını uzun süre koruyabileceklerine dair beklentilerin güç kazanmasına neden oluyor. Enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte tahvil faizlerinde de yukarı yönlü hareketin belirginleştiğini ve hisse senedi piyasalarının baskı altında kaldığını görüyoruz. Bu nedenle önümüzdeki dönemde özellikle Hürmüz Boğazı, Babülmendeb Boğazı ve Kızıldeniz'deki gelişmeler yakından izlenecektir. Petrol fiyatlarının 100 dolar üzerinde kalıcılaşması ve yükseliş eğilimini sürdürmesi halinde, enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyon beklentilerinin daha fazla bozulması ve bunun merkez bankalarının para politikası üzerindeki baskıyı artırması mümkün.
Küresel piyasalar açısından yeni haftanın en önemli gelişmesi ise ABD Merkez Bankası'nın 16 Eylül Çarşamba günü sona erecek toplantısı olacak. Fed'in eylül toplantısına ilişkin beklentiler son haftalarda önemli ölçüde değişti. Ağustos ayının sonunda Jackson Hole Sempozyumu'nda Fed Başkanı Kevin Warsh'un daha şahin mesajlarının ardından güçlü gelen istihdam verisi de faiz artışı ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Ağustos ayında tarım dışı istihdamın 162 bin kişi artması ve temmuz verisinin de yukarı yönlü revize edilmesi, iş gücü piyasasının önceki verilerin işaret ettiğinden daha güçlü olduğunu gösterdi. Geçen hafta açıklanan enflasyon verileri de bu görünümü destekledi. Üretici fiyat endeksi ağustosta aylık yüzde 0,4 artarken, tüketici fiyat endeksi aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 3,4 arttı. Çekirdek TÜFE ise aylık yüzde 0,3, yıllık yüzde 2,4 yükseldi. Özellikle çekirdek enflasyondaki aylık artışın önceki aya göre hızlanması, enflasyonist baskıların tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. Bu gelişmeler sonrasında piyasalarda Fed'in 25 baz puanlık faiz artışı yapacağına ilişkin beklentiler yüzde 85 seviyelerine kadar yükseldi.
Fed açısından kararın kendisi kadar, karar sonrasında verilecek mesajların da önemli olduğunu düşünüyoruz. Warsh'ın para politikasına ilişkin sözlü yönlendirmeyi sınırlı tutması nedeniyle, toplantı öncesinde piyasayı belirli bir faiz kararına hazırlayan güçlü bir yönlendirme görmedik. Bu nedenle toplantının sürprizlere daha açık olduğunu düşünüyoruz. Piyasanın faiz artışını yüksek oranda fiyatladığı bir ortamda Fed'in faizleri sabit tutması halinde kısa vadeli tahvil faizlerinde aşağı yönlü bir hareket görülebilir. Ancak enflasyon görünümü dikkate alındığında, faiz artışının gerçekleşmemesi uzun vadeli tahvil faizlerinde yeniden yükselişe neden olabilir. Buna karşılık 25 baz puanlık faiz artışı kısa vadede doların desteklenmesine ve özellikle değerli metaller başta olmak üzere emtia fiyatlarında baskıya neden olabilir. Ancak burada asıl belirleyici unsur Fed'in bundan sonraki döneme ilişkin vereceği mesajlar olacaktır. Eğer daha şahin bir duruşun korunduğu ve mevcut faiz artışının tek seferlik bir adım olmadığı yönünde mesajlar verilirse, piyasalar yılın kalan bölümünde ilave faiz artışlarını da fiyatlamaya başlayabilir. Böyle bir senaryoda başta hisse senetleri ve değerli metaller olmak üzere riskli varlıklarda kısa vadeli baskının artması mümkün. Dolayısıyla yeni haftada Fed'in faiz kararı ve Kevin Warsh'ın toplantı sonrasında vereceği mesajlar küresel piyasaların yönü açısından son derece önemli olacaktır.
Yurt içinde geçen haftanın en önemli gelişmesi TCMB'nin 10 Eylül'deki Para Politikası Kurulu toplantısı oldu. TCMB, piyasa beklentileriyle uyumlu olarak politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutarken faiz koridorunda da değişime gitmedi. Ağustos ayının son bölümünde haftalık repo ihalelerine yeniden başlanmasıyla yüzde 40 seviyesine yükselen fonlama faizinin politika faizine doğru gerilemesinin ardından, eylül toplantısında faizlerin sabit tutulmasıyla TCMB'nin mevcut duruşunu koruduğu görüldü. Karar metninde enflasyon görünümüne ilişkin olumlu ve temkinli mesajların birlikte verilmesi dikkat çekti. TCMB, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin aylık dalgalanmalara karşın enflasyonun ana eğiliminde gerilemeye işaret ettiğini belirtirken, arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kaldığına dikkat çekti. Bununla birlikte yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu vurgulandı ve enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması halinde para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı ifadesi korundu.
Dolayısıyla karar metninde faiz patikasına ilişkin net bir sinyal verilmediğini ve TCMB'nin mevcut aşamada "bekle-gör" yaklaşımını sürdürdüğünü değerlendiriyoruz. Bununla birlikte eylül ayında geçen yıl kaydedilen yüzde 3,23'lük aylık enflasyonun oluşturduğu baz etkisinin desteğiyle yıllık TÜFE'de belirgin bir gerileme görülmesi halinde, yılın son bölümünde faiz indirimleri için alan oluşabileceğini düşünüyoruz. Bu çerçevede ekim ve aralık aylarında 50-100 baz puan aralığında sınırlı faiz indirimlerinin gündeme gelebileceğini ve yıl sonunda politika faizinin yüzde 35-36 aralığında oluşabileceğini değerlendiriyoruz. Yıl sonu TÜFE enflasyonu için ise yüzde 30 seviyesindeki beklentimizi koruyoruz. Ancak petrol fiyatlarının mevcut seviyelerde kalıcılaşması ve jeopolitik risklerin enerji maliyetleri üzerinden enflasyon görünümünü bozması, TCMB'nin faiz indirim sürecinin önündeki en önemli risk olmaya devam ediyor.
Jeopolitik riskler ve petrol başta olmak üzere enerji fiyatlarındaki artış eğilimi geçen hafta küresel risk iştahı ve hisse piyasaları üzerinde baskı oluştururken, Borsa İstanbul hafta genelinde yurt dışına kıyasla pozitif bir ayrışma sergiledi. Özellikle haftanın ilk yarısında alıcılı bir seyir izleyen BIST100 Endeksi'nde haftanın ikinci yarısında dalgalı seirle birlikte düzeltmeler gözlense de BIST100 haftayı %3,25 oranında bir yükselişle 14.467 puandan tamamladı. Endekste kısa vadeli üssel ortalamaların kümelendiği 14.350 – 14.300 aralığı ile 14.250 seviyesi üzerinde kalıcılığın korunması ve yukarı yönlü denemelerin etkisini sürdürmesi durumunda 14.550 – 14.590 aralığı kısa vadeli direnç bölgesi olup, devamında 14.660 – 14.730 bölgesi direnç olarak izlenecektir. 26 Ağustos'ta test edilen 14.730 üzerinde hacim destekli kapanışların gerçekleşmesi durumunda 14.875 – 15.000 ve tarihi zirve olan 15.205 seviyeleri direnç konumunda bulunmaktadır. Bu seviyenin aşılması halinde endekste yükseliş eğilimi yeni bir ivme ve güç kazanabilir. Endekste düzeltmelerin gözlenmesi halinde ise 14.350 – 14.300 aralığı ile 14.250 bölgesi kısa vadeli güçlü destek konumundadır. 14.250 altındaki kapanışlarda 50 günlük üssel ortalama (14.175) ara destek olmak üzere 14.080 – 14.000 bölgesine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir. Psikolojik öneme sahip 14.000 altında ise hız kazanan satışlarla 13.800 – 13.700 bölgesine doğru satış baskısı artış kaydedebilir. Jeopolitik gelişmeler ve özellikle petrol fiyatlarının seyri önümüzdeki süreçte de yakından takip edilecektir.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.