Haftalık Bülten : 13 - 17 Temmuz

Haftalık Bülten : 13 - 17 Temmuz

Yayınlanma Tarihi: 13.07.2026

Jeopolitik riskler yeniden küresel piyasaların gündeminde

Haziran ayının ortasında ABD ile İran arasında sağlanan mutabakat sonrasında küresel piyasalarda jeopolitik risk algısının iyileştiği ve risk iştahının güç kazandığı bir fiyatlama takip edilmişti. Taraflar arasında sağlanan uzlaşıyla birlikte Hürmüz Boğazı'ndaki petrol ve LNG sevkiyatının yeniden normalleşmesi, OPEC+ grubunun ağustos ayında da üretim artışına devam edeceğini açıklaması ve enerji arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla Brent petrol fiyatı 90 doların üzerindeki seviyelerden 70 dolar bandına kadar gerilemişti. Geçen hafta ise ABD ile İran hattında yeniden artan gerilim küresel piyasalarda jeopolitik risklerin tekrar ön plana çıkmasına neden oldu. ABD'nin İran'a yönelik geniş kapsamlı hava saldırıları düzenlediğini açıklaması ve 80'in üzerinde hedefin vurulduğunu duyurmasının ardından tansiyon yeniden yükselirken, NATO Zirvesi kapsamında Ankara'da bulunan ABD Başkanı Donald Trump da İran ile ateşkesin sona erdiğini belirterek gerekmesi halinde yeni operasyonlar düzenleyebilecekleri yönünde açıklamalarda bulundu. Haftanın devamında ABD tarafından İran'a yönelik yeni saldırılar gerçekleştirilirken, hafta sonuna doğru üçüncü saldırı dalgasının düzenlenmesiyle bölgedeki tansiyon daha da yükseldi. İran yönetimi saldırıların karşılıksız kalmayacağını ve ABD'nin mutabakatı ihlal ettiğini savunan sert açıklamalar yaparken, taraflar arasındaki gerilimin yeniden çatışma riskini artırdığı görüldü.

ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının devam etmesi, Orta Doğu'da enerji arzının kesintiye uğrayabileceğine yönelik endişeleri yeniden gündeme taşırken, küresel enerji piyasalarında arz güvenliği risklerini de belirgin şekilde artırdı. Hürmüz Boğazı'na yönelik belirsizlik hafta boyunca enerji piyasaları üzerindeki baskının sürmesine neden oldu. Enerji fiyatlarında yeniden gözlenen yükseliş, küresel enflasyon görünümüne ilişkin endişeleri de tekrar artırdı. Her ne kadar petrol fiyatları haziran ayının ikinci yarısında belirgin şekilde gerilemiş olsa da yılın ikinci çeyreği boyunca yüksek seyreden enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkilerinin tamamen ortadan kalkmadığı görülüyor. Bu nedenle jeopolitik risklerde yaşanabilecek yeni artışların yalnızca emtia fiyatlarını değil, aynı zamanda küresel merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentileri de doğrudan etkileyebileceğini düşünüyoruz.

Hafta sonuna doğru bölgedeki tansiyon daha da yükselirken, ABD yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle İran'a karşı üçüncü saldırı dalgasını başlattığını açıkladı. İran Devrim Muhafızları ise Hürmüz Boğazı'nın ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını duyururken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) uluslararası su yolunun yasal geçiş yapmak isteyen ticari gemilere açık olduğunu bildirdi. Yeni haftaya başlarken CENTCOM tarafından yapılan açıklamada ise İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik saldırı kapasitesini zayıflatmaya yönelik yeni operasyonların başlatıldığı ifade edildi. 2026 yılının ilk yarısında küresel piyasalarda fiyatlamalar ağırlıklı olarak jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatları üzerinden şekillenirken, ikinci yarıda da bu temanın etkisini koruduğu görülüyor. Jeopolitik risklerde yaşanan her artış, enflasyon ve para politikası beklentileri üzerinden küresel varlık fiyatlarında yüksek oynaklığa neden olmaya devam ediyor. ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını sürdürmesi ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı ikinci bir duyuruya kadar kapattığını açıklaması, küresel çapta jeopolitik risk algısını ve enerji arzına yönelik endişeleri yeniden artıran gelişmeler olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki süreçte ABD-İran hattından gelecek haber akışı, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, petrol fiyatlarının seyri ve enerji arzına ilişkin olası yeni gelişmeler küresel piyasalardaki fiyatlamalar açısından belirleyici olmaya devam edecektir.

hesap açmak çok kolay!

Hesabınızı dilediğiniz yerden dakikalar içinde açın, tüm yatırım işlemlerinizi kolayca gerçekleştirin.

Fed beklentileri sıkılaşma yönünde şekillenmeye devam ediyor

Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra geçen hafta yayımlanan FOMC toplantı tutanakları da küresel piyasaların odağında yer aldı. Son dönemde ABD ekonomisinde enflasyonun yeniden yukarı yönlü eğilim göstermesi ve iş gücü piyasasının genel olarak güçlü görünümünü koruması, Fed'in para politikasına ilişkin beklentilerin sıkı kalmaya devam etmesine neden oluyor. Son istihdam verilerinde kısmi bir yavaşlama görülmesine karşın, bu gelişmenin faiz beklentilerinde belirgin bir değişim yaratmadığı dikkat çekti. FOMC tutanaklarında bazı üyelerin enflasyon risklerinin devam ettiğine işaret ederek ilave faiz artışını gerekçelendirebilecek koşulların oluşabileceğini değerlendirmesi dikkat çekerken, enerji fiyatlarında yeniden başlayan yükseliş de bu beklentileri destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanabilecek kalıcı yükselişlerin enflasyon üzerinde ilave baskı oluşturabileceği değerlendirilirken, Fed üyelerinden gelen açıklamalarda para politikasında temkinli duruşun korunacağı mesajı öne çıktı. Piyasalar Fed'in yıl sonuna kadar 25 baz puanlık bir faiz artırımına gideceğini fiyatlamayı sürdürürken, enerji fiyatlarında yeniden gözlenen yükseliş bu beklentileri destekleyen gelişmeler arasında yer aldı. Önümüzdeki deki hafta 14 Temmuz Salı günü ABD'de açıklanacak TÜFE ile 15 Temmuz Çarşamba günkü ÜFE verileri ile hafta boyunca Fed üyelerinden gelecek açıklamalar, yılın geri kalanına ilişkin para politikası beklentileri açısından yakından takip edilecek. Açıklanacak verilerin ve Fed yetkililerinin mesajlarının doların seyri, tahvil faizleri, emtia fiyatları ve küresel risk iştahı üzerinde belirleyici olacağını değerlendiriyoruz.Fed tarafındaki sıkı para politikası beklentilerine benzer şekilde Avrupa'da da merkez bankalarının temkinli duruşlarını korumaları bekleniyor. Avrupa Merkez Bankası'nın haziran ayında gerçekleştirdiği faiz artırımının ardından yılın kalan bölümünde politika faizini mevcut seviyelerde koruması beklenirken, İngiltere Merkez Bankası açısından da faiz indirimi beklentilerinin önemli ölçüde zayıfladığı görülüyor. Böylece yılın başında küresel piyasalarda öne çıkan faiz indirimi beklentileri, yerini yüksek faiz ortamının daha uzun süre devam edeceği beklentisine bırakmış durumda.

Tahvil faizlerinin yüksek seyrini koruması ve merkez bankalarına yönelik şahin beklentiler, özellikle değerli emtialar üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Jeopolitik risk temasıyla birlikte daha sıkı para politikası beklentileri risk iştahı ve varlık fiyatlamaları üzerinde baskı oluşturuyor. Hatırlanacak olursa ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla birlikte yükselen enerji maliyetleri küresel enflasyon endişelerini artırmış, bu durum merkez bankalarının daha sıkı ve temkinli bir politika izleyeceği beklentisini güçlendirmişti. Mart ayından itibaren petrol fiyatlarındaki yükseliş ve faiz beklentilerindeki bozulmanın etkisiyle altın ve gümüş başta olmak üzere değerli emtialarda satış baskısı öne çıkmıştı. ABD ile İran arasında varılan mutabakat sonrasında petrol fiyatlarında sert geri çekilmeler yaşanmasına rağmen altın ve gümüşte anlamlı bir toparlanmanın gerçekleşmediği görülüyor. Bu durumun ana sebebi olarak, merkez bankalarına ilişkin sıkı para politikası beklentileri ve devamında doların küresel çapta değer kazanımları gösterilebilir. Faiz politikalarına oldukça hassas olan değerli metallerde, faiz artırımı beklentileri canlı kaldığı ve dolar güçlü seyrini sürdürdüğü müddetçe toparlanmaların sınırlı kalabileceğini değerlendiriyoruz.

NATO Zirvesi gerçekleşti

Geçen haftanın yurt içindeki en önemli gündem maddesi Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi oldu. Küresel jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde düzenlenen zirvede savunma harcamaları, Ukrayna-Rusya savaşı, Orta Doğu'daki gelişmeler ve NATO'nun yeni savunma projeleri ön plana çıktı. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede savunma sanayii alanındaki iş birliklerinin artırılmasına yönelik mesajlar verilirken, Türkiye'nin ittifak içerisindeki stratejik konumu da öne çıkan başlıklardan biri oldu.

Zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen görüşme de piyasalar tarafından yakından takip edildi. Görüşmede Trump'ın CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağına yönelik mesajları ve F-35 programına ilişkin görüşmelerde ilerleme sağlanabileceğini ifade etmesi olumlu karşılandı. Tarafların savunma sanayii başta olmak üzere ekonomik ve stratejik alanlarda diyaloğu sürdürme konusunda ortak irade ortaya koymaları, Türkiye-ABD ilişkileri açısından yapıcı bir gelişme olarak değerlendirildi. Jeopolitik risklerin yeniden yükseldiği mevcut konjonktürde Türkiye-ABD ilişkilerine yönelik diplomatik temaslar ile savunma sanayi alanında atılabilecek somut adımlar, yurt içi piyasalar açısından da yakından takip edilmeyi sürdürecek.

BIST100’de jeopolitik gelişmeler yakından izleniyor

Borsa İstanbul'da yurt içinde gerçekleşen NATO Zirvesi ile jeopolitik riskler hafta içerisinde yakından takip edilen ana gelişmeler oldu. Çarşamba ve perşembe günü jeopolitik risklerdeki artışa bağlı olarak satışların gözlendiği Borsa İstanbul'da cuma günü ise toparlanma çabası takip edildi. Böylece BIST100 Endeksi haftayı %0,67 oranında bir düşüşle 14.321 puandan tamamladı. Hafta içerisinde jeopolitik risklerde yeniden yükseliş yaşanmasıyla satış baskısının arttığı BIST100 Endeksi, 14.050 bölgesine kadar geri çekildikten sonra cuma günkü alımlarla haftalık kapanışını 5, 8, 14 ve 22 günlük kısa vadeli üssel ortalamaların belirlediği 14.260-14.310 bölgesinin hemen üzerinde gerçekleştirdi. Hafta sonu ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını sürdürmesi ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapattığını açıklaması, yeni haftaya ilişkin risk algısını bozan ve yurt içi piyasalarda satış baskısını artırabilecek gelişmeler olarak öne çıkıyor. Bu gelişmelerin etkisiyle haftaya satıcılı bir açılışla başlayabileceğini değerlendirdiğimiz BIST100 Endeksi’nde, 50 günlük üssel ortalamanın belirlediği 14.165 ile 14.100 – 14.000 seviyeleri kısa vadeli destek noktaları olarak önem kazanacaktır. 14.000 altındaki günlük kapanışlarda teknik görünümdeki zayıflamayla birlikte satışların hız kazanabileceği endekste, 13.900 – 13.775 – 13.660 ve 13.565 seviyelerine doğru kademeli geri çekilmeler gündeme gelebilir. ABD – İran mutabakatı öncesinde haziran ayı ortasında test edilen 13.565 altında kapanışlar yaşanacak olursa derinleşen satışlarla 13.200 – 13.000 bölgesine doğru gerilemeler takip edilebilir. Endekste ilk fiyatlamaların ardından 14.000 üzerinde kalıcılık korunabilirse 14.200 – 14.300 bölgesi direnç olarak izlenecektir. 14.300 üzeri kapanışlarda 14.380 – 14.450 – 14.550 ve 14.600 seviyeleri direnç konumunda bulunmaktadır. Son dönemde 14.600 üzerinde kalıcılık sağlayamayan endekste, 14.600 üzeri kapanışlar alınabilirse yükseliş eğilimi gücünü koruyabilir. Bu durumda 14.730 – 14.875 ve 15.000 seviyelerine doğru yükselişler yaşanabilir. Ancak kısa vadede endeksin yönü büyük ölçüde ABD-İran hattından gelecek haber akışı ile petrol fiyatlarının seyrine bağlı kalmaya devam edecektir.

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Güncel Analizler

Güncel Analizler

Youtube'da Gedik Yatırım

@GedikYatirim

Yeni Haftanın Hisseleri & Beklentileri | 15 Mayıs Pazartesi

İstediğiniz Analiz ve Raporlar E-Posta Kutunuza Gelsin!

Piyasadan haberdar olmak için analiz ve raporlarımıza ücretsiz abone olun.

Sadece ilgilendiğiniz yatırım ürününe dair analiz ve raporları almayı tercih edin. Hem mail kalabalığından kurtulun hem de karbon ayak izinizi azaltarak çevreyi koruyun.

İlginizi Çekebilecek Yazılar