Küresel piyasalarda son dönemde fiyatlamaların ana belirleyicisi olmayı sürdüren jeopolitik gelişmeler, yüksek oynaklık ve yön arayışını beraberinde getirmeye devam ediyor. Özellikle mart ayından bu yana ABD – İran hattında yaşanan gelişmeler ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin riskler piyasaların yakın takibinde yer alıyor. Önceki haftadan bu yana petrol fiyatlarında izlenen yükseliş eğilimi de risk algısındaki bozulmanın önemli bir yansıması oldu. Brent petrolün hafta başında 113 – 114 dolar seviyelerine kadar yükselmesi, arz tarafına ilişkin endişelerin ve jeopolitik risk priminin oldukça güçlü şekilde fiyatlandığını gösterdi. Ancak hafta ortasında gelen haber akışı piyasalarda kısa vadeli iyimserliği destekledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın önümüzdeki süreçte İran ile büyük bir anlaşmaya varılabileceğine yönelik açıklamaları, İran tarafının ABD’nin teklifini değerlendirdiklerini belirtmesi ve diplomatik kaynaklara dayandırılan haberlerde kısa süre içerisinde bir mutabakata varılabileceğine ilişkin beklentilerin öne çıkması, risk iştahını destekleyen gelişmeler oldu. Bu gelişmelerle birlikte petrol fiyatlarında sert geri çekilmeler görüldü. Hafta başında 113 – 114 dolar seviyelerine kadar yükselen Brent petrol, hafta ortasında hızlı bir düşüşle 100 dolar seviyelerine kadar geri çekildi. Haftanın sonuna doğru 100 doların altına sarkan bir fiyatlama izlendi.
Bununla birlikte jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığı ve haber akışına bağlı oynaklığın yüksek seyrettiği görülüyor. Haftanın son bölümünde İran’ın bazı ABD savaş gemilerine yönelik saldırıda bulunduğuna ve ABD’nin İran’daki belirli hedefleri vurduğuna yönelik haber akışları, ateşkesin sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı. ABD tarafında yapılan açıklamalarda İran’dan henüz beklenen yanıtın alınamadığı belirtilirken, Başkan Trump da İran’ın anlaşmayı kabul etmemesi durumunda çok sert askeri adımların gündeme gelebileceğini ifade etti. Hafta sonu İran tarafından yapılan açıklamada, saldırıların sonlandırılması için ABD'nin önerdiği taslak tasarıya yanıtını arabuluculara ilettiği belirtildi. ABD Başkanı Trump ise son açıklamasında, ABD/İsrail-İran savaşında saldırıların sonlandırılması için ABD'nin önerdiği taslağa İran'ın verdiği yanıtın "kabul edilemez" olduğunu belirtti. Trump’ın açıklaması sonrasında yeni haftanın ilk işlem gününde petrol fiyatlarının yükseliş kaydettiği ve küresel risk iştahının yeniden zayıfladığı görülüyor.
Aslında son dönemde benzer süreçlerin daha önce de yaşandığı görüldü. Zaman zaman piyasalarda barış ve anlaşma beklentileriyle iyimserliğin güç kazandığı fiyatlamalar öne çıkarken, sonrasında gelen açıklamalar ve gelişmeler bu iyimserliğin kısa sürede dağılmasına neden oldu. Bu nedenle önümüzdeki süreçte yalnızca söylemler değil, somut diplomatik adımların atılıp atılmayacağı da kritik önem taşıyacaktır. Özellikle ateşkesin sürdürülebilirliği, diploması girişimleri ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler piyasaların ana yön belirleyicileri olmaya devam edecektir. Mevcut tabloda piyasalarda jeopolitik risklere bağlı çift yönlü oynaklığın sürebileceğini değerlendiriyoruz. ABD – İran hattında anlaşmaya doğru ilerleyen ve risk algısını azaltacak gelişmelerin öne çıkması halinde petrol fiyatlarında geri çekilmenin devam ettiği, hisse piyasalarında ve riskli varlıklarda toparlanmanın güç kazandığı bir fiyatlama görülebilir. Buna karşın yeniden saldırıların yaşanması, ateşkesin bozulması veya diplomasi kanalında ilerleme sağlanamaması durumunda ise petrol fiyatlarında yeniden yükseliş eğilimi, küresel risk iştahında ise zayıflama görülebilir.
Yurt içinde 4 Mayıs Pazartesi günü açıklanan nisan ayı enflasyon rakamları yakından takip edildi. Nisan ayında TÜFE enflasyonu %3,23’lük medyan beklenti ve bizim %3,6’lık tahminimizi aşarak %4,18 olarak gerçekleşti (Nisan2025: %3,00) ve yıllık bazda %30,9’dan %32,4’e yükseldi. Çekirdek TÜFE enflasyonu (C grubu) da %2,5’lik medyan beklenti ve bizim %2,9’luk tahminimizin üzerinde %3,46 olarak gerçekleşti (Nisan 2025: %3,34). Bu rakamla yıllık çekirdek enflasyon %29,7’den %29,8’e yükseldi. Yurtiçi ÜFE enflasyonu enerji fiyatlarındaki yükselişlerin etkisiyle %3,17 seviyesinde gerçekleşerek yıllık bazda %28,1’den %28,6’ya yükseldi. TÜFE enflasyonunun bir süre daha %32 civarında seyredebileceğini düşünüyoruz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mevcut durumda üst bant üzerinden (%40) fonlama yaptığı görülüyor. Risklerin yatışması ve enflasyon görünümünde iyileşme sağlanması halinde yaz aylarında yeniden haftalık repo faizi (%37) üzerinden fonlamaya dönüş mümkün olabilir. Bu çerçevede yılın son çeyreğinde sınırlı ve kademeli faiz indirimleri gündeme gelebilir. Bu noktada 14 Mayıs Perşembe günü açıklanacak yılın ikinci Enflasyon Raporu, TCMB’nin güncel makro projeksiyonları ve politika duruşuna ilişkin vereceği mesajlar açısından kritik önem taşıyacaktır. TCMB Şubat’ta yayınladığı son Enflasyon Raporunda sene sonu TÜFE enflasyonu tahminini %18 (%15-21 aralığı) olarak duyururken, 2026 ortalama Brent petrol varsayımını 61$, sene sonu gıda enflasyonu varsayımını ise %19 olarak açıklamıştı. Mevcut durumda 4 aylık gıda enflasyonu %20,3’e ulaşmış durumda. TCMB’nin 14 Mayıs’ta açıklayacağı yeni Enflasyon Raporunda enflasyon tahmininde en az %3,5-4,0 puanlık bir revizyona gidebileceğini değerlendiriyoruz. TCMB’nin enflasyon tahmini dışında, daha önce istisnai durumlarda revize edeceğini söylediği ara hedefinde de (orta noktası %16 olmak üzere %12-18 aralığı) emtia fiyatlarına ilişkin gelişmeleri gerekçe göstererek bir güncelleme gündeme gelebilir.
Haftanın ilk yarısında jeopolitik riskler, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve nisan ayı enflasyon verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi gibi gelişmelerle dalgalı bir seyrin takip edildiği Borsa İstanbul’da çarşamba günü ABD -İran arasında artış kaydeden barış umutları ve petrol fiyatlarında kaydedilen sert düşüşler yurt içi piyasalarda alımların kuvvetlenmesine katkı sağladı. Daha önceki zirve bölgesi olan 14.600’leri hızlı bir şekilde aşan BIST100 Endeksi 15.000 bölgesine hareket etti. Haftanın ikinci yarısında yükselişlerin güç kazandığı BIST100 Endeksi haftayı %4,29 oranında bir yükselişle 15.063 puandan tamamladı. Tarihi zirvesini 15.167 seviyesine taşıyan ve haftalık kapanışını psikolojik öneme sahip 15.000 puan üzerinde gerçekleştiren endekste, 15.000 üzerinde kalıcılığın korunması teknik açıdan yükselişlerin devamlılığı açısından önem taşımaktadır. Elbette jeopolitik gelişmelerin risk iştahını destekleyici yönde kalması ve petrol fiyatlarında düşüşün devamı endekste yükseliş eğiliminin korunabilmesi için son derece elzemdir. Eğer jeopolitik riskler yeniden artış kaydedecek olursa endeks üzerinde tekrar satış baskısı artış kaydedebilir. Ek olarak 14 Mayıs’taki Enflasyon Raporu sunumu ve TCMB’nin yönlendirmeleri de endeks üzerinde etkili olacaktır. Endekste 15.000 üzerinde fiyatlamanın korunduğu ve jeopolitik risklerin yatışmaya devam ettiği senaryoda, 15.250 – 15.300 aralığı ile 15.500 seviyesi kısa vadeli direnç noktaları olarak izlenebilir. 15.500 üzerinde kapanışlar alınabilirse fibonacci düzeltme seviyelerinin işaret ettiği 15.850 bölgesine doğru yükselişler yaşanabilir. 15.850 – 16.000 bölgesi güçlü bir direnç olarak çalışabilir. Jeopolitik risklerde artışın yaşanması ve endekste 15.000 altına sarkılması halinde 14.900 – 14.800 aralığı kısa vadeli destek bölgesi olup, devamında 14.600 bölgesi destek olarak önem kazanacaktır. 14.600 bölgesinin kırılması durumunda hız kazanan satışlarla 14.500 – 14.350 ve 14.230 seviyelerine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.