Küresel piyasalarda jeopolitik gelişmeler ve yükselen tahvil faizleri gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Eylül ayının son bölümünde ABD ile İran arasında diplomatik temasların yeniden gündeme gelmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden normalleşmesine yönelik beklentilerle birlikte jeopolitik risk priminde kısmi bir gerileme yaşanmıştı. Bu gelişmeler petrol fiyatlarında da aşağı yönlü bir hareketi beraberinde getirirken, Brent petrolün ayın ilk yarısında 100 doların üzerine çıkan fiyatı ilerleyen süreçte 94-95 dolar seviyelerine kadar gerilemişti. Ancak geçen hafta ABD-İran arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizliğin yeniden artması, Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler ve bölgedeki askeri hareketliliğin devam etmesiyle birlikte petrol fiyatlarında yeniden yukarı yönlü bir hareket görüldü.
Brent petrol 100 dolar üzerindeki seviyeleri tekrar test ederken, cuma günü yeniden 98 dolar bölgesine geriledi. ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili karar aşamasında olduğunu belirtirken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin sunduğu 7 şart uygulanmadıkça Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağını ifade etti. Önümüzdeki dönemde diplomatik temaslara ilişkin gelişmeler ve Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılığın ne ölçüde normalleşeceği enerji fiyatlarının seyri açısından belirleyici olacak. Jeopolitik gelişmelerin enerji arzı üzerindeki etkisi nedeniyle petrol fiyatlarının seyri, küresel enflasyon görünümü açısından da önemini koruyor.
Diğer taraftan, eylül ayının ikinci yarısından itibaren ABD tahvil faizlerinde görülen yükseliş de küresel piyasaların fiyatlamasında önemli bir başlık olarak öne çıktı. ABD ekonomisine ilişkin verilerin dirençli görünümünü koruması ve Fed'in para politikasında daha sıkı bir duruş sergileyebileceğine yönelik beklentiler tahvil faizlerini yukarı taşırken, yüksek enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki etkisi ve ABD'nin yüksek borçluluğu da uzun vadeli tahvil faizleri üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Geçen hafta ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,35, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,70 seviyelerine kadar yükseldi. Özellikle 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 seviyesinin üzerinde kalıcı hale gelmesi, küresel finansal koşullar açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Tahvil faizlerindeki yükselişin devam etmesi, doların küresel ölçekte güçlenmesine katkı sağlarken hisse senetleri, gelişmekte olan ülke para birimleri ve değerli metaller üzerinde de baskı oluşturuyor. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde petrol fiyatları ile ABD tahvil faizlerinin birlikte hareketi küresel piyasaların yönü açısından önemli olacak.
Yurt içi piyasalarda son haftaların ana gündem maddesi olan yatırım fonlarına ilişkin gelişmeler ve tasfiye süreci yakından izlenmeye devam ediyor. Eylül ayının ortasında bazı fonlarda yaşanan likidite sorunlarının ardından satış baskısının Borsa İstanbul'a da yansımasıyla başlayan süreçte, ilgili kurumlar tarafından alınan önlemler ve tasfiye sürecine ilişkin açıklamalarla birlikte yol haritası giderek daha belirgin hale geliyor. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen eşgüdüm toplantısının ardından sürecin koordinasyonunu sağlamak üzere Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulurken, ilgili kurumların tasfiye ve ödeme sürecine yönelik çalışmaları hız kazandı. Fon Koordinasyon Kurulu'nun ikinci toplantısında da yatırımcılara yapılacak ödemelerin hesaplanmasına ilişkin yöntemler, ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi ele alındı. Böylece yatırımcılar açısından belirsizliğin azaltılmasına yönelik adımların devam ettiğini gördük.
SPK'nın 30 Eylül tarihli son kararında ise tasfiye kapsamındaki fonlara ilişkin süreç iki farklı başlıkta ilerledi. A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy tarafından kurulan ve tasfiyeye konu olan fonlarda, tasfiye sürecinin bu kurumlar tarafından para piyasası fonlarından başlanarak yatırımcı sayısına göre yürütülmesine ve belirli koşulların oluşması halinde tasfiye sürecine konu olmayan, 17 Eylül'den itibaren işleme kapatılan diğer fonların yeniden açılabilmesine ilişkin çerçeve belirlenirken; Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy tarafından kurulan fonlar için Kurul'un 2026/61 sayılı Bülteni ile ilan edilen genel tasfiye esaslarına ek olarak ara ödeme mekanizması getirildi. Ara ödeme uygulaması kapsamında, hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara nihai tasfiye ödemesi beklenmeden net yatırım tutarları üzerinden ödeme yapılmasının önü açıldı. Net yatırım tutarı 1 milyon TL'nin altında olan yatırımcılara tutarın tamamı, 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılara ise azami 1 milyon TL ödeme yapılması öngörülürken, uygulamanın para piyasası fonlarından başlanarak yürütülmesi planlanıyor.
Ara ödeme mekanizmasının devreye alınmasını, özellikle yatırımcıların likidite ihtiyacının karşılanması ve tasfiye sürecine ilişkin belirsizliğin azaltılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte fon kaynaklı gelişmelerin kısa vadede piyasa oynaklığı üzerinde etkili olmaya devam etmesi mümkün. SPK'nın son dönemde yatırım fonlarına yönelik attığı diğer adımlar ve piyasa yapısına ilişkin düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde ise orta vadede daha sağlıklı fiyat oluşumunu destekleyen bir çerçevenin oluşması açısından önemli bir süreçten geçildiğini düşünüyoruz.
Yurt içi piyasalarda fon kaynaklı gelişmelerin yanı sıra, yeni haftada 5 Ekim Pazartesi günü açıklanacak eylül ayı enflasyon rakamları para politikasına ilişkin beklentiler açısından belirleyici olacak. Piyasadaki medyan beklenti, TÜFE'nin eylülde aylık %2,21 artması yönündeyken, Gedik Yatırım olarak bizim beklentimiz %2,60 seviyesinde bulunuyor. Aylık manşet enflasyonun yanında hizmet, gıda ve enerji fiyatlarının seyri ile çekirdek enflasyon göstergeleri de yakından takip edilecek. Enflasyon görünümünün TCMB'nin faiz politikasının seyri açısından temel belirleyici olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Ekim ayındaki PPK toplantısında faiz kararı açısından enflasyon verisinin önemli bir referans noktası oluşturmasını bekliyoruz. 22 Ekim'deki toplantıda karar metninde enflasyon görünümüne, iç talebe ve finansal koşullara ilişkin yapılacak değerlendirmeler de para politikasının önümüzdeki dönemdeki yönü açısından yakından izlenecektir. Mevcut durumda ekim toplantısı için 100 baz puanlık bir faiz indiriminin gündemde kalmaya devam ettiğini düşünüyoruz. Bununla birlikte 5 Ekim'deki enflasyon verisi ve yurt içi/küresel gelişmeler 22 Ekim'deki toplantıya yönelik beklentiler üzerinde belirleyici olacaktır.
Fon kaynaklı gelişmelerle eylül ayının ikinci yarısında satıcılı bir seyrin etkili olduğu Borsa İstanbul'da teknik görünüm de zayıflama kaydetti. BIST100 Endeksi eylül ayını %16,65 oranında bir düşüş gösterdi. SPK'nın ara ödeme kararı sonrasında ekim ayının ilk günlerinde Borsa İstanbul'da toparlanma çabası takip edildi. Buna karşın haftanın ilk yarısında etkili olan satışların etkisiyle BIST100 Endeksi geçen haftayı %4,88 oranında bir düşüşle 12.270 puandan tamamladı.
Endekste toparlanma çabasının etkisini sürdürmesi durumunda 5 ve 8 günlük üssel ortalamalar (12.350 / 12.530) kısa vadeli direnç olarak izlenecektir. Kısa vadeli ortalamalar üzerinde kalıcılığın sağlanması toparlanma eğiliminin devamlılığı açısından önem taşımaktadır. Ortalamalar üzerindeki fiyatlamalarda 12.700 – 12.840 – 12.910 ve 13.000 seviyeleri direnç olarak takip edilecektir. Psikolojik öneme sahip 13.000 üzerinde hacim destekli kapanışlarda 13.150 ve 200 günlük üssel ortalama (13.311) direnç olarak önem kazanacaktır.
Endekste yeniden satışların gözlenmesi halinde ise 12.230 – 12.180 aralığı ile devamında 12.100 – 12.000 seviyeleri destek olarak izlenecektir. 12.000 bölgesi ile 30 Eylül'de test edilen 11.926 altında endekste satıcılı seyrin etkisini sürdürdüğü ve 500 günlük üssel ortalamanın (11.782) test edildiği görülebilir. Uzun vadeli önemli bir ortalama olan 500 günlüğün kırılması ve altında kapanışların yaşanması halinde teknik görünümdeki zayıflama ve satış baskısı artış kaydedebilir. Bu durumda 11.600 – 11.500 – 11.300 ve 11.100 seviyeleri destek olarak takip edilebilir.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.