Küresel piyasalarda son dönemde fiyatlamaların ana belirleyicisi olmayı sürdüren jeopolitik gelişmeler, yüksek oynaklık ve yön arayışını beraberinde getiriyor. ABD ile İran arasında devam eden ateşkese rağmen diplomasi kanalında anlamlı bir ilerleme kaydedilememesi ve tarafların temel başlıklarda uzlaşmadan uzak görünümü, risk algısının yüksek kalmasına neden oluyor. İran’ın nükleer başlıkların daha sonraki bir aşamada ele alınmasına yönelik talebi ABD tarafından kabul görmezken, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabilmesi için ABD’nin İran’a yönelik ablukayı kaldırması gerektiğine yönelik mesajlar da karşılık bulmuş değil. Mevcut tabloda Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi ve ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürmesi, jeopolitik risklerin gündemde kalmaya devam edeceğine işaret ediyor. Taraflardan gelen söylemler ve karşılıklı tehditler, jeopolitik tansiyonun yüksek kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılma kararı da enerji piyasalarında oynaklığı artıran başlıklar arasında yer aldı. Nitekim son günlerde petrol fiyatlarında yeniden sert yükselişler kaydedildi. Brent petrol fiyatı 110 doların üzerine kadar yükselerek arz yönlü endişelerin güçlü şekilde fiyatlandığını ortaya koydu. Mayıs ayının ilk gününde kademeli geri çekilmeler görülse de fiyatların psikolojik sınır olarak izlenen 100 doların üzerinde kalmaya devam etmesi, enerji piyasalarında yüksek seviyelerin korunduğunu gösteriyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyri yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel enflasyon görünümü ve varlık fiyatlamaları üzerinde de belirleyici olmaya devam ediyor.
Önümüzdeki süreçte ABD – İran hattında diplomasi kanalı üzerinden gelebilecek haber akışları, Hürmüz Boğazı’nın durumu ve enerji arzına ilişkin gelişmeler piyasaların ana yön belirleyicileri olacaktır. Ancak mevcut görünüm, kısa vadede jeopolitik risklerin kolaylıkla ortadan kalkmayacağına ve enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruyabileceğine işaret ediyor. Ayrıca bölgedeki enerji altyapısında oluşan hasarın arz tarafında kalıcı etkiler yaratabileceği, bu nedenle olası bir normalleşme senaryosunda dahi petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere hızlı bir şekilde dönmesinin zor olduğu değerlendirilmektedir. Enerji fiyatlarındaki yükselişe paralel olarak gübre ve gıda fiyatlarında gözlenen artışlar da küresel enflasyonist baskıları artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Bu tablo, merkez bankalarının politika alanını daraltırken daha temkinli ve sıkı bir duruşun korunmasını gerektirebilir.
Küresel piyasaların bir diğer önemli gündem maddesi de ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası ve yaklaşan başkanlık değişimi süreci oldu. Fed’in 29 Nisan Çarşamba günü sona eren toplantısında faizlerde beklentilerle uyumlu olarak bir değişikliğe gidilmedi ve politika faizi yüzde 3,50-3,75 bandında korundu. Fed'in son toplantısındaki tablo Orta Doğu'daki çatışmanın neden olduğu artan belirsizlik ortamında politika görünümüne ilişkin belirsizliğin arttığına işaret etti. Öte yandan Fed’de başkanlık değişimi süreci de yakından izleniyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın aday gösterdiği Kevin Warsh’ın Senato Bankacılık Komitesi’nden onay alması, yeni döneme ilişkin beklentileri öne çıkardı. Jerome Powell’ın görev süresinin 15 Mayıs’ta sona erecek olması ve sonrasında Warsh’un görevi devralması beklenirken, yeni dönemde verilecek mesajlar ve ilk toplantılarda ortaya konulacak politika çerçevesi piyasalar açısından belirleyici olacaktır. Nisan ayının son haftasında diğer önemli merkez bankalarının kararları da takip edildi. Salı günü Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ), çarşamba günü Kanada Merkez Bankası’nın, perşembe günü de İngiltere Merkez Bankası (BoE) ile Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) toplantıları takip edildi. Fed’in dışında bu dört büyük merkez bankası da beklentiler dahilinde faiz oranlarında bir değişime gitmedi. Büyük merkez bankalarının kararları, küresel ölçekte para politikalarının senkronize şekilde temkinli kalmaya devam ettiği bir sürece işaret ediyor.
Yurt içinde 4 Mayıs Pazartesi günü açıklanacak nisan ayı enflasyon verisi son derece kritik olacak. Piyasada aylık enflasyonun %3,2 civarında gerçekleşmesi beklenirken, bizim beklentimiz %3,6 seviyesinde bulunuyor. Açıklanacak verinin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda piyasalarda satış baskısı artış kaydedebilir. Mevcut görünüm altında yıl sonu enflasyonunun %28 – %29 bandında tamamlanabileceğini öngörüyoruz. Bu görünüm büyük ölçüde jeopolitik risklerin azalmasına ve enerji fiyatlarında normalleşmeye bağlı olacaktır. Aksi takdirde enerji ve gıda fiyatları kaynaklı yukarı yönlü riskler dezenflasyon sürecini yavaşlatabilir. Para politikası tarafında ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mevcut durumda üst bant üzerinden (%40) fonlama yaptığı görülüyor. Risklerin yatışması ve enflasyon görünümünde iyileşme sağlanması halinde yaz aylarında yeniden haftalık repo faizi (%37) üzerinden fonlamaya dönüş mümkün olabilir. Bu çerçevede yılın son çeyreğinde sınırlı ve kademeli faiz indirimleri gündeme gelebilir. Bu noktada 16 Mayıs’ta açıklanacak yılın ikinci Enflasyon Raporu, TCMB’nin güncel makro projeksiyonları ve politika duruşuna ilişkin vereceği mesajlar açısından kritik önem taşıyacaktır.
Nisan ayının ilk yarısında toparlanma eğiliminin ve yükselişlerin gözlendiği BIST100 Endeksi’nde ayın ikinci yarısında ise dalgalı bir fiyatlama öne çıktı. Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş aşağı yönlü risk faktörleri olarak izlenirken, 4 Mayıs Pazartesi günü açıklanacak nisan ayı enflasyon rakamları endeksin seyri üzerinde etkili olacaktır. BIST100 Endeksi nisan ayını %12,91 oranında bir yükselişle 14.443 puandan tamamladı. 5 ve 8 günlük kısa vadeli üssel ortalamaları (14.395 / 14.355) üzerinde tutunmanın önem taşıdığı endekste, yukarı yönlü denemelerde 14.500 – 14.550 aralığı ilk güçlü direnç bölgesidir. Bu bölge üzerinde tarihi zirvenin bulunduğu 14.622 seviyesi direnç olarak izlenecektir. 14.600 bölgesi üzerinde hacim destekli kapanışlar alınabilirse yükselişler yeniden ivme kazanabilir. Bu durumda 14.750 – 14.850 ve 15.000 seviyeleri direnç olarak izlenecektir. Psikolojik açıdan kritik öneme sahip 15.000 seviyesi üzerinde ise 15.300 – 15.500 aralığına doğru yükselişler gündeme gelebilir. Endekste olası düşüşlerde nisan ayı içerisinde güçlü bir destek olarak çalışan 5 ve 8 günlük ortalamalar yakından izlenecek olup, bu ortalamalar altındaki kapanışlarda düzeltme eğilimi etkisini sürdürebilir. Bu durumda 14.250 – 14.200 aralığı ile devamında 14.145 ve 14.000 seviyeleri destek olarak takip edilecektir. Psikolojik öneme sahip 14.000 seviyesinin kırılması halinde teknik oranında görünümdeki zayıflama derinleşebilir ve satış baskısı artış kaydedebilir. Bu senaryoda 13.850 – 13.720 aralığı ile birlikte, nisan ayındaki yükselişe çekilen fibonacci düzeltme seviyelerinin trend dönüş çizgisine denk gelen 13.610 bölgesine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir.
İnternet sitemizde yapılan bu paylaşımlar, yalnızca bilgilendirme amaçlı olup herhangi bir şekilde yatırımcılara telkinde bulunma, yatırımcıları yönlendirme yahut yatırımcılara kar/zarar vaadi verme şeklinde yorumlanamaz.