Aylık Bülten

Gedik Yatırım Aylık Strateji Raporu: Mart 2026

Yayınlanma Tarihi: 02.03.2026

Ortadoğu kaynaklı gelişmeler ön planda

Küresel piyasalarda jeopolitik gelişmeler risk iştahının seyrini belirlemeye devam ederken, hafta sonu Orta Doğu’da yaşanan askeri gelişmeler risk temasını yeni ve daha sert bir faza taşıdı. ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan operasyon, uzun süredir diplomasi ve karşılıklı açıklamalar üzerinden ilerleyen sürecin fiili çatışma boyutuna evrildiğini gösterdi. Operasyonun ardından İran’dan gelen misilleme saldırıları ve sahadaki askeri hareketlilik, bölgesel tansiyonu belirgin şekilde artırırken, küresel risk priminde yukarı yönlü bir yeniden fiyatlamayı beraberinde getirdi. ABD ile İran arasında müzakere sürecinin sürdüğüne ve tarafların görüşme kanallarını açık tuttuğuna yönelik mesajların geldiği bir dönemde askeri adımın atılması, diplomasi ile güç gösterisinin eş zamanlı yürütüldüğü karmaşık bir tabloya işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump operasyonun “büyük bir adım” olduğunu ifade ederken, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hamaney'e yönelik suikastı tüm Müslümanlara karşı bir savaş olarak nitelendirerek, İran'ın intikamı "görev ve meşru bir hak" olarak gördüğünü açıkladı. İran’ın üst düzey askeri kadrosunda yaşanan kayıplar ve İran dini lideri Ali Hamaney'in ABD-İsrail saldırısı sonucunda yaşamını yitirmesi, gerilimin boyutunu artıran gelişmeler olarak öne çıkıyor. Buna karşın tarafların yeniden görüşme ihtimalini tamamen dışlamaması, piyasalar açısından çatışmanın süresine ve kapsamına dair belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor.

 

Jeopolitik tansiyonun ekonomik yansımaları ise en hızlı şekilde enerji piyasalarında hissedildi. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğine ilişkin aksama haberleri, bazı tankerlerin rotalarını değiştirdiğine ve bir petrol tankerine yönelik saldırı gerçekleştiğine dair akış, arz güvenliği endişelerini artırdı. Bölgedeki her askeri hareketliliğin petrol fiyatları üzerinde doğrudan etkili olduğu bilinirken, bu kez risk primi daha hızlı ve daha belirgin şekilde yükseldi. Enerji fiyatlarında kalıcı bir yükseliş ihtimali, yalnızca emtia piyasaları açısından değil, küresel enflasyon beklentileri ve merkez bankalarının para politikası patikaları açısından da kritik önem taşıyor. Petrol tarafındaki oynaklığa paralel olarak güvenli liman talebinde de artış gözlendi. Altın fiyatları jeopolitik risk algısındaki yükselişle birlikte yukarı yönlü hareketini hızlandırırken, yatırımcıların riskli varlıklardan daha temkinli bir duruşa geçtiği izleniyor. Gelişmekte olan ülke para birimlerinde ve hisse senedi piyasalarında dalgalanma artarken, risk primlerindeki yükseliş özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından daha hassas bir tablo ortaya koyuyor.

 

Genel çerçevede bakıldığında, jeopolitik riskin yeniden küresel fiyatlamaların merkezine yerleştiği bir döneme girilmiş durumda. Enerji arz güvenliğine ilişkin endişeler, misilleme saldırıları ve çatışmanın bölgesel ölçekte yayılma riski, önümüzdeki süreçte volatilitenin yüksek seyretmesine neden olabilir. Bu ortamda yatırımcıların kısa vadeli haber akışına duyarlı fiyat hareketlerine karşı temkinli bir yaklaşım benimsemeleri, portföy dağılımında çeşitlendirmeyi korumaları ve risk yönetimini önceliklendirmeleri önem taşıyor. Jeopolitik gelişmelerin seyrine bağlı olarak küresel risk algısının ve varlık fiyatlamalarının yönü şekillenmeye devam edecektir.

ABD’de tarife kararı ve Fed beklentileri

ABD Yüksek Mahkemesinin, Başkan Donald Trump'ın "acil durum" tarifelerini yasaya aykırı bulması kararı, Trump yönetiminin ticaret politikalarına hukuki bir set çekerken, son dönemde IEEPA kapsamında toplanan 175 milyar dolarlık gümrük vergisinin akıbeti ve ABD'nin dış ticaret taahhütleri konusunda büyük bir belirsizlik oluşturdu. Gümrük vergileri yasa dışı kabul edildiğinde, 122 Madde'de izin verilen yüzde 10 oranından daha yüksek tarife uygulamaya devam etmek için yasal bir gerekçe kalmayacağı ifade ediliyor. Bu gelişmenin ardından ABD Başkanı Trump’ın tüm ülkelere %10 oranında genel tarife uygulanmasına yönelik kararnameyi imzalaması, küresel ticaret dengelerine ilişkin endişeleri artırdı. Mahkeme kararının oluşturduğu yeni belirsizlik ve Trump cephesinden alternatif yolların devreye alınabileceğine yönelik açıklamalar, haftanın ilk bölümünde piyasalarda belirsizliğin artmasına neden oldu. AB’nin ABD’den ticaret anlaşmalarına uyulmasını talep etmesi, Çin’in tek taraflı tarifelerin iptal edilmesi çağrısı ve ABD Ticaret Temsilciliği’nden gelen yeni tarifeler yolda mesajı, ticaret cephesinde tansiyonun yüksek kalabileceğine işaret ediyor.

 

Makro veri tarafında ise gözler yeni haftada açıklanacak tarım dışı istihdam verisine çevrilmiş durumda. Güçlü bir istihdam verisi Fed’in temkinli duruşunu destekleyebilecekken, zayıf bir veri faiz indirimi beklentilerini öne çekebilir. Fed tutanaklarında bazı üyelerin enflasyonun hedefin üzerinde kalması halinde faiz artışı ihtimalini tamamen dışlamadığı görülürken, diğer tarafta sınırlı indirim alanının korunabileceğine yönelik değerlendirmeler Fed içinde net bir konsensüs bulunmadığını gösteriyor.

Yurt içinde gözler şubat enflasyonunda

Yurt içinde haftanın en önemli gündem maddesi 3 Mart Salı günü açıklanacak şubat ayı enflasyon verisi olacak. Piyasadaki genel beklentiler, şubat ayında TÜFE’nin aylık bazda %3,0 artması ve yıllık enflasyonun %31,51 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde bulunuyor. Bizim beklentimiz de piyasa tahminiyle paralel seyrediyor. Ocak ayında görülen yüksek aylık artışın ardından (ağırlık değişimlerinin de etkisiyle) şubat verisi, yıllık enflasyon patikasının seyri ve ana eğilim açısından kritik önem taşıyor. Özellikle hizmet enflasyonu ve gıda fiyatlarının görünümü yakından izlenecektir. Ancak ana eğilimde kalıcı bir yavaşlama için mart ve nisan ayı verileri belirleyici olacaktır.

BIST100

ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan operasyon ve İran’dan gelen misilleme saldırıları, küresel risk iştahında sert dalgalanmalara yol açarken, gelişmekte olan ülke varlıklarında satış baskısını öne çıkardı. 2026 yılının başından itibaren güçlü bir yükseliş performansı sergileyen ve kısa vadeli ortalamalarını önemli bir destek olarak kullanan endekste, son iki haftadır artan jeopolitik riskler nedeniyle dalgalı bir görünüm takip edilmekteydi. Hafta sonu yaşanan hadiselere bağlı olarak yeni haftada endekste satış baskısının artış kaydettiği ve volatilitenin önemli yüksek seyrettiği bir fiyatlama beklenebilir. Açılışın ardından endekste, fibonacci düzeltme seviyelerinin %23,6'lık kısmına denk gelen 13.550 bölgesi altındaki fiyatlamalarda 50 günlük üssel ortalama (13.080) ile 13.000 seviyesi ilk destek noktalarıdır. 13.000 puan altına sarkmalarda 12.700 - fibo trend dönüş çizgisinin geçtiği 12.450 - 100 günlük üssel ortalama (12.300) ve 12.000 seviyelerine destek olarak takip edilebilir.

 

İlk fiyatlamaların ardından 13.000 bölgesi üzerinde yeniden tutunma sağlanabilirse 13.260 - 13.400 - 13.550 ve 22 günlük üssel ortalama (13.735) direnç konumunda bulunacaktır. ABD–İsrail–İran hattındaki gelişmelerin seyri, küresel risk algısı ve enerji fiyatlarının yönü BIST100 Endeksi açısından belirleyici olacaktır. Jeopolitik tansiyonun yüksek seyrettiği bu dönemde endekste volatilitenin yüksek seyredeceği, teknik seviyelerin daha hızlı test edilebileceği ve kısa vadeli fiyat hareketlerinin haber akışına duyarlı şekilde şekillenebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

hesap açmak çok kolay!

Hesabınızı dilediğiniz yerden dakikalar içinde açın, tüm yatırım işlemlerinizi kolayca gerçekleştirin.

Piyasalarda Son Durum

BIST100 endeksi, şubat ayını %0,87 oranında bir düşüşle 13.717 puandan tamamladı. Dolar/TL kuru şubat ayını %0,97 oranında bir yükselişle 43,9208 seviyesinde tamamladı. Dolar bazlı BIST 100 endeksi şubat ayını %1,91 oranında bir düşüşle 312,05$ seviyesinde kapattı. Dolar bazlı endekste; 315,11$ - 316,85$ - 318,48$ ilk etapta izlenecek direnç noktaları olarak görülmektedir. Endekste ortalamalar sırasıyla 316,85$ ve 318,48$ bölgelerinden geçiyor. Endeksin bu ortalamaların üzerine yükselmesi, yukarı yönlü hareketi destekleyecektir. Bu durumda endeks için 320,95$ ve 321,45$ - 323,70$ - 325,35$ direnç noktaları olarak izlenecektir. Buna karşın, endeks için belirtilen direnç noktalarının aşılamaması halinde yükselişinde zorlanmasına neden olabileceğini değerlendiriyoruz. Bu durumda endeks için 311,11$ - 309,00$ - 307,38$ ve 305,88$ destek noktaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Fibo seviyesi 305,88$ bölgesine denk geliyor. Bu destek altı kapanışlar, aşağı yönlü baskıyı arttırabilir. Bu durumda endeks için 303,66$ - 300,85$ - 298,00$ ve 296,80$ ve 295,30$ destek noktaları olarak bulunmaktadır. Yabancı takas oranı şubat ayını 36,85 seviyesinde tamamladı.

 

03 Mart tarihinde Türkiye'de şubat ayı enflasyonu açıklanacak. Kurum olarak enflasyon için beklentimiz aylık %3,00 ve yıllık %31,60 seviyesinde bulunuyor. Açıklanacak enflasyon verisinden sonra 12 Mart TCMB'nin faiz kararına yönelik beklentilerde şekillenmeye başlayacaktır. 12 Mart faiz kararı toplantısına kadar beklentilerinde, yurt içi piyasaların seyri üzerinde etkili olması beklenebilir. Dolar/TL kuru şubat ayını %0,97 oranında bir yükselişle 43,9208 seviyesinden, Euro/TL kuru ise %0,68 oranında bir yükselişle 51,8996 seviyesinden kapattı. Dolar endeksi ise şubat ayını %0,64 oranında bir yükselişle 97,60 puandan tamamlamış oldu. Küresel piyasalarda, Fed'in faiz indirimiyle ilgili beklentiler, ABD Başkanı Trump'ın tarifeleriyle ilgili belirsizlik ve ABD-İsrail-İran arasındaki gelişmeler yakından izlenecektir. Jeopolitik risklerin artması, piyasalardaki tansiyonu da arttırıyor. Riskler arttıkça, piyasalarda da oynaklıklar yüksek olabilir. Mart ayında, özellikle haber akışları önemini koruyacaktır.

 

10 yıllık uzun vadeli hazine tahvil faizi Şubat ayında 54 baz puan artışla yüzde 30,10 seviyesinde, 2 yıllık kısa vadeli hazine tahvil faizi ise 192 baz puan artışla 36,53 seviyesine yükselerek ayı tamamladılar. Şubat ayında öne çıkan gelişmeler; Hazine, Aralık ayında gerçekleştirdiği 10 ihale ile 521,7 milyar TL ihale yoluyla iç borçlanma gerçekleştirdi. Ocak ayında TÜFE enflasyonu %4,84 ile piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. İstanbul Sanayi Odası tarafından yayımlanan Türkiye İmalat Sanayi PMI Ocak’ta 48,1 düzeyinde gerçekleşti. TCMB yayımladığı yılın ilk Enflasyon Raporu’nda 2026 enflasyon tahmin aralığını %13-%19’dan %15-%21 aralığına yükseltirken, ara hedefi %16 seviyesinde korudu. TCMB tarafından Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarına göre, katılımcıların enflasyon beklentisi 2026 yılsonu için bir önceki anket dönemine göre 0,9 puan artışla %24,11 düzeyine yükselirken, 12 ay sonrası için %22,10 seviyesinde oluştu. Aralık’ta cari işlemler hesabı 7,3 milyar USD ile piyasa beklentilerinin (5,2 milyar USD) oldukça üzerinde açık verdi. Sanayi üretim endeksi Aralık’ta aylık bazda %1,2 artış kaydetti. Yurt içinde hizmet üretim endeksi Aralık’ta aylık ve yıllık bazda sırasıyla %1,0 ve %4,2 artış kaydetti. Tüketici güven endeksi Şubat’ta bir önceki aya göre 2 puan artışla 85,7 değerini alarak son 11 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Merkezi yönetim bütçe açığı Ocak ayında 214,5 milyar TL ile geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki seviyesinin %54,1 üzerinde gerçekleşti. TCMB Hanehalkı Beklenti Anketi’ne göre hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi Ocak ayına göre değişim göstermeyerek Şubat’ta %48,81 düzeyinde kaydedildi. Sektörel Enflasyon Beklentileri Anketi’nin sonuçlarına göre ise Şubat’ta reel sektörün 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya kıyasla 0,9 puan azalarak %32,0 oldu.

 

10 yıllık uzun vadeli hazine tahvil faizi Şubat ayında 54 baz puan artışla yüzde 30,10 seviyesinde, 2 yıllık kısa vadeli hazine tahvil faizi ise 192 baz puan artışla 36,53 seviyesine yükselerek ayı tamamladılar. Şubat ayında öne çıkan gelişmeler; Hazine, Aralık ayında gerçekleştirdiği 10 ihale ile 521,7 milyar TL ihale yoluyla iç borçlanma gerçekleştirdi. Ocak ayında TÜFE enflasyonu %4,84 ile piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. İstanbul Sanayi Odası tarafından yayımlanan Türkiye İmalat Sanayi PMI Ocak’ta 48,1 düzeyinde gerçekleşti. TCMB yayımladığı yılın ilk Enflasyon Raporu’nda 2026 enflasyon tahmin aralığını %13-%19’dan %15-%21 aralığına yükseltirken, ara hedefi %16 seviyesinde korudu. TCMB tarafından Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarına göre, katılımcıların enflasyon beklentisi 2026 yılsonu için bir önceki anket dönemine göre 0,9 puan artışla %24,11 düzeyine yükselirken, 12 ay sonrası için %22,10 seviyesinde oluştu. Aralık’ta cari işlemler hesabı 7,3 milyar USD ile piyasa beklentilerinin (5,2 milyar USD) oldukça üzerinde açık verdi. Sanayi üretim endeksi Aralık’ta aylık bazda %1,2 artış kaydetti. Yurt içinde hizmet üretim endeksi Aralık’ta aylık ve yıllık bazda sırasıyla %1,0 ve %4,2 artış kaydetti. Tüketici güven endeksi Şubat’ta bir önceki aya göre 2 puan artışla 85,7 değerini alarak son 11 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Merkezi yönetim bütçe açığı Ocak ayında 214,5 milyar TL ile geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki seviyesinin %54,1 üzerinde gerçekleşti. TCMB Hanehalkı Beklenti Anketi’ne göre hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi Ocak ayına göre değişim göstermeyerek Şubat’ta %48,81 düzeyinde kaydedildi. Sektörel Enflasyon Beklentileri Anketi’nin sonuçlarına göre ise Şubat’ta reel sektörün 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya kıyasla 0,9 puan azalarak %32,0 oldu.

 

Ocak ayı sonu ile şubat ayı başında ons altında sert düzeltme eğilimleri kaydedilirken, bunda ABD Başkanı D. Trump’ın Fed Başkanlığına K. Warsh’ı aday göstermesi ve de ABD – İran arasındaki nükleer müzakerelerin başlaması etkili oldu. Birçok riskin fiyatlarda olduğu ons altında sert geri çekilme sonrası tekrardan yükselişler görülse de şubat ayı ortasına kadar kararsız seyirler devam etti. Bu süreçte ABD’de Hükümetin kısmi kapanmasının son bulması, Çin Merkez Bankasının altın alımlarına devam etmesi ve de ABD Başkanı D. Trump’ın İran ile ticaret yapana ülkelere gümrük vergisini içeren başkanlık kararnamesini imzalaması haberleri takip edildi. Şubat ayının ikinci yarısında ABD – İran arasındaki müzakereler sürerken, ABD’nin Ortadoğu’da askeri varlığını artırması yakından takip edilirken, diğer yandan ABD Yüksek Mahkemesi’nin gümrük vergileri koyma yetkisinin Kongre’de olduğuna karar vermesi ABD’de tarife belirsizliğini artırdı. Yeni ayda hafta sonu ABD – İsrail – İran arasında başlayan çatışmalara yönelik haber akışları piyasaların odağında olacak. Ons altında yeni ayda 55.400$ - 5.450$ ve 5.600$ seviyeleri direnç; 5.300$ - 5.250$ - 5.123$ ve 5.094$ seviyeleri destek olarak izlenebilir.

 

Şubat ayı ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin gölgesinde ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığını artırdığı bir ay oldu. Şubat ayında brent petrol jeopolitik belirsizlerin devamı ile yükseliş eğilimi kaydetti. Hafta sonu ABD – İsrail – İran arasında başlayan çatışmaların etkileri petrol fiyatlar üzerinde kritik önemde olacak. Hürmüz Boğazı’nda şu aşamada tanker rotalarındaki değişiklikler ve şirketlerin poliçe iptalleri yaşanmakla birlikte arz şoku yaratacak düzeyde gelişmeler yakından izleniyor. Diğer taraftan OPEC + üyesi 8 ülke nisan ayında günlük petrol üretimini 236 bin varil artırma kararı aldı. Bu aşamada Hürmüz Boğazı’nın statüsü fiyatlamalar üzerinde öncelikli olup, durumun netleşmesi sonrasında OPEC + ülkelerinin aldığı kararın petrol fiyatları üzerindeki etkisi takip edilecek. Brent petrol, bu sabah saat 08:00 itibariyle 77,22$ civarında sert yükseliş eğiliminde hareket etmekte olup, teknik görünümde 77,80$ - 79,45$ - 80,95$ ve 81,75$ seviyeleri direnç; 76,30$ - 75,26$ - 73,95$ - 72,75$ ve 72,00$ seviyeleri destek olarak izlenebilir.

İnternet sitemizde yapılan bu paylaşımlar, yalnızca bilgilendirme amaçlı olup herhangi bir şekilde yatırımcılara telkinde bulunma, yatırımcıları yönlendirme yahut yatırımcılara kar/zarar vaadi verme şeklinde yorumlanamaz.

Youtube'da Gedik Yatırım

@GedikYatirim

Şubat Ayının Hisseleri & Beklentileri

Güncel Analizler

Güncel Analizler

İlginizi Çekebilecek Yazılar