Küresel piyasalarda son dönemde fiyatlamaların ana belirleyicisi olmayı sürdüren jeopolitik gelişmeler, piyasaların yönü üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Özellikle ABD – İran hattında son haftalarda yoğunlaşan diplomasi trafiği ve beraberinde gelen haber akışları, piyasalarda iyimserlik ile temkinli görünüm arasında dalgalı bir fiyatlamanın yaşanmasına neden oluyor.
Geçen hafta sonu Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, İran petrol satışlarına yönelik bazı kısıtlamaların gevşetilmesi ve mevcut ateşkes sürecinin uzatılmasını içeren bir çerçeve anlaşmasına yakın olunduğuna yönelik haber akışları öne çıkmıştı. ABD yönetiminden yapılan açıklamalarda müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığı ve anlaşmanın yakın olduğu yönünde değerlendirmeler gelirken, piyasalarda da buna bağlı olarak risk iştahının güç kazandığı görüldü. Petrol fiyatlarında geri çekilmeler yaşanırken, küresel hisse piyasalarında daha olumlu bir görünüm öne çıktı.
Ancak gelen son açıklamalar, taraflar arasında halen önemli görüş ayrılıklarının bulunduğunu ortaya koydu. İran tarafı ABD ile nihai bir anlaşmaya varıldığı yönündeki haberleri doğrulamazken, müzakerelerde kırmızı çizgilerinin korunmaya devam ettiğini vurguladı. Beyaz Saray ise Başkan Trump’ın yalnızca ABD’nin kırmızı çizgilerini karşılayan ve ABD açısından uygun görülen bir anlaşmayı kabul edeceğini belirtirken, Trump’ın müzakere heyetleri tarafından üzerinde uzlaşı sağlanan taslak metinde bazı değişiklikler talep ettiği yönündeki haberler dikkat çekti.
Özellikle İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği, nükleer faaliyetlere ilişkin güvenceler ve Hürmüz Boğazı’na yönelik düzenlemeler taraflar arasındaki temel anlaşmazlık başlıkları olmayı sürdürüyor. Trump’ın daha güçlü güvenceler ve daha net yükümlülükler talep ettiği, bu nedenle taslak metnin yeniden İran tarafına gönderildiği yönündeki haber akışları da müzakerelerin yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor. Bu durum, tarafların anlaşmaya tamamen uzak olmadığını ancak nihai mutabakata ulaşılması için kritik başlıklarda uzlaşının henüz sağlanamadığını gösteriyor.
Dolayısıyla son dönemde zaman zaman piyasalarda barış ve anlaşma beklentileriyle iyimserliğin güç kazandığı fiyatlamalar öne çıksa da, sonrasında gelen açıklamalar ve yeni şartlar bu iyimserliğin kısa sürede zayıflamasına neden olabiliyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte yalnızca söylemler değil, somut diplomatik adımların atılıp atılmayacağı da kritik önem taşıyacaktır.
Özellikle ABD – İran hattında tarafların uzlaşı sağlayabildiği ve jeopolitik risk algısını azaltacak somut gelişmelerin öne çıktığı bir senaryoda petrol fiyatlarında geri çekilmenin devam ettiği, küresel risk iştahının desteklendiği ve hisse piyasalarında daha olumlu fiyatlamaların görüldüğü bir süreç yaşanabilir. Buna karşın müzakerelerde yeni pürüzlerin ortaya çıkması, ateşkes sürecine ilişkin endişelerin yeniden artması ya da Hürmüz Boğazı’na yönelik risklerin gündemde kalması durumunda ise petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskının yeniden güç kazandığı ve küresel risk iştahının zayıfladığı bir görünüm oluşabilir.
Jeopolitik gelişmelerin yanında küresel çapta enflasyon endişeleri ve merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentiler de piyasaların yakın takibinde yer alıyor. Özellikle ABD ekonomisinde enflasyonun hedef seviyelere kıyasla yüksek seyrini koruması ve istihdam piyasasında belirgin bir zayıflamanın henüz görülmemesi, Fed’in sıkı para politikası duruşunu daha uzun süre koruyabileceğine yönelik beklentileri destekliyor.
Son dönemde açıklanan veriler, hizmet enflasyonundaki katılığın sürdüğüne ve iç talebin halen dirençli olduğuna işaret ederken; Fed üyelerinden gelen açıklamalarda da enflasyon görünümüne ilişkin temkinli duruşun korunduğu görülüyor. Avrupa tarafında ekonomik aktivitedeki zayıf görünüm sürerken, enerji fiyatlarına ilişkin belirsizlikler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) politika alanını sınırlandırmaya devam ediyor.
İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) da benzer şekilde enflasyon görünümündeki riskler nedeniyle temkinli duruşunu koruduğu görülüyor. Genel görünüm itibarıyla küresel merkez bankalarının mevcut konjonktürde faiz indirimleri konusunda aceleci davranmak istemediği ve enflasyon görünümünde daha kalıcı iyileşmeye yönelik güçlü sinyaller görmek istediği anlaşılıyor.
Bu nedenle önümüzdeki süreçte hem jeopolitik gelişmeler hem de enerji fiyatlarının seyri küresel faiz beklentileri ve risk iştahı açısından belirleyici olmaya devam edecektir.
Yurt içi piyasalarda yeni haftanın en önemli gündem maddelerinden birini 5 Haziran Cuma günü açıklanacak mayıs ayı enflasyon rakamları oluşturacaktır. Mayıs ayı TÜFE enflasyonu için piyasadaki medyan beklenti aylık %1,60, yıllık %32,49 seviyesinde bulunuyor. Aylık enflasyon tahminleri %1,21 ile %2,51 arasında değişirken, yıllık tahminler %32,05-%33,80 bandında şekilleniyor.
Bizim beklentimiz de Mayıs ayı TÜFE enflasyonunun medyan beklentiye yakın, aylık %1,55 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde (Nisan: %4,24). Bu da yıllık enflasyonun yaklaşık %32,4 seviyesinde yatay seyredebileceğine işaret ediyor.
Hatırlatmak gerekirse, Brent petrol fiyatlarının Nisan-Aralık döneminde ortalama 80$/varil civarına gerileyeceği (diğer emtia fiyatlarının da buna paralel hareket edeceği) varsayımı altında, yıl sonu TÜFE enflasyonu tahminimizi daha önce %25’ten %29’a revize etmiştik.
Brent petrol fiyatları bugün itibariyle yeniden 100$ seviyesinin altına gerilemiş olsa da, temel enflasyon eğilimi ve halen yüksek seyreden emtia fiyatları tahminimiz üzerinde yukarı yönlü risklerin sürdüğüne işaret ediyor. Bugünkü ortamda, yıl sonu enflasyonunun %30 seviyesine daha yakın gerçekleşmesi olasılığı bulunuyor.
Kurban Bayramı Arifesi nedeniyle yarım gün işlem gören ve haftanın kalanın Kurban Bayramı tatili dolayısıyla işlem görmeyen BIST100 Endeksi, kısalan haftayı %1,05 oranında bir düşüşle 13.663 puandan tamamladı.
Bayram dönüşünde küresel çapta jeopolitik gelişmeler ve petrol fiyatlarının seyri yakından izlenirken, aynı zamanda yurt içindeki gelişmeler endeksin seyri üzerinde etkili olacaktır.
BIST100 Endeksi’nde zayıf görünümün devam etmesi durumunda 13.600 ve 13.500 seviyeleri kısa vadeli destek noktaları olarak izlenecektir. 13.500 altındaki kapanışlarda 100 günlük üssel ortalama (13.394) destek olarak önem kazanacak olup, bu ortalama da kırılacak olursa 13.250 – 13.160 – 13.090 ve 13.000 seviyelerine doğru geri çekilmeler gündeme gelebilir.
Endekste petrol fiyatlarındaki gerilemenin de katkısıyla gözlenebilecek tepki alımlarında ise 13.760 - 13.840 – 13.920 ve 14.000 seviyeleri kısa vadeli direnç noktalarıdır. 14.000 üzerinde kalıcılık sağlanabilir ve kapanışlar alınabilirse toparlanma çabasının etkisini sürdürebileceği endekste, 14.105 – 14.210 – 14.260 – 14.340 ve 14.500 seviyeleri direnç konumunda bulunmaktadır.
İnternet sitemizde yapılan bu paylaşımlar, yalnızca bilgilendirme amaçlı olup herhangi bir şekilde yatırımcılara telkinde bulunma, yatırımcıları yönlendirme yahut yatırımcılara kar/zarar vaadi verme şeklinde yorumlanamaz.