ABD Başkan Donald Trump, ABD'nin İran'ın Lark Adası'na yaptığı saldırıdan sonra İran'ın ülkesinin bölgedeki üslerine yaptığı misillemelere yanıt vereceklerini ve İran’a sert bir darbe indireceklerini söyledi.
2026 Mart’tan bu yana dönem dönem diplomasi çabaları ve hatta haziran ayında bir mutabakata varıldığı açıklamasına rağmen ABD – İran arasındaki saldırılar ve bölgedeki gerilim devam ediyor.
Ek olarak ABD’nin İran’a yönelik kapsamlı bir yaptırım planı açıklaması ve İran'ın ticari ortaklarına yönelik ekonomik baskıyı artırma kararlılığı da jeopolitik risk ve belirsizlikleri canlı tutuyor. ABD ile İran arasındaki gerilimin devam etmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizliğin tamamen ortadan kalkmaması, petrol fiyatlarında belirli bir risk priminin korunmasına neden oluyor.
Jeopolitik gelişmelerin hisse senetleri ve diğer varlıklar üzerindeki ilk dönemki etkisinin zaman içerisinde azaldığı görülse de petrol fiyatları açısından aynı durumun geçerli olmadığını görüyoruz.
Enerji fiyatları küresel enflasyon görünümünün önemli belirleyicilerinden biri olmaya devam ediyor. Dolayısıyla jeopolitik riskler küresel varlık fiyatlarını ilk günlerdeki kadar güçlü etkilemese de petrol fiyatları üzerinden enflasyon ve para politikası beklentileri üzerindeki etkisini sürdürüyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca ABD ile İran arasındaki açıklamaları değil, yeniden bir diplomasi sürecinin başlayıp başlamayacağını ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının hangi seviyede normalleşeceğini takip edeceğiz.
Yurt içinde ise 3 Eylül Perşembe günü açıklanacak ağustos ayı enflasyon verileri yakından takip edilecektir.
Temmuz ayında tüketici fiyatları aylık bazda %1,78 oranında artarken, yıllık enflasyon %31,8’e gerilemişti. Aylık enflasyon beklentilerin altında gerçekleşirken, hizmet ve çekirdek enflasyon tarafındaki daha ılımlı görünüm olumlu bir gelişme olarak öne çıkmıştı.
Piyasadaki medyan beklentiler ağustos ayı TÜFE verisinin aylık bazda %1,95 oranında artış kaydetmesi yönünde şekillenirken, biz medyan beklentiye yakın aylık bazda %2,00 oranında bir artış öngörüyoruz.
Enflasyon görünümü aynı zamanda TCMB’nin önümüzdeki dönemde atacağı adımlar açısından önemini koruyor. TCMB'nin 22 Ağustos’taki açıklamasında bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlayacağını duyurmasıyla likidite politikasında normalleşme yönünde önemli bir adım atıldı.
ABD-İran savaşının başlamasıyla birlikte durdurulan haftalık repo ihaleleri sonrasında fonlama gecelik borç verme faizi üzerinden gerçekleştirilmiş ve piyasalardaki fonlama maliyeti yüzde 40 seviyesine yükselmişti. Repo ihalelerinin yeniden başlamasıyla birlikte fonlama maliyetinin yüzde 37'ye gerilediğini görüyoruz.
Bununla birlikte, bu normalleşme adımı TCMB’nin faiz indirimlerine hızlı bir şekilde başlayacağı anlamına gelmediğini değerlendiriyoruz. Piyasadaki genel beklentiler, TCMB’nin 10 Eylül’deki toplantısında faiz oranlarında değişime gitmeyeceği yönünde şekillenirken, biz de eylül toplantısında faizlerin sabit tutulacağını düşünüyoruz.
Eylül toplantısında faiz indiriminin erken olduğunu düşünmekle birlikte, yılın son iki toplantısında (22 Ekim ve 10 Aralık) yeni risk başlıklarının ortaya çıkmadığı ve petrol fiyatlarında düşüşün yaşandığı bir ortamda, TCMB’nin kademeli faiz indirimlerine başlamak için alanı olabileceğini düşünüyoruz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.